Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5137, sondan 1100. ayet; 59. sure ve Haşr Suresinin 11. ayetidir. Haşr Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 129 ve toplam ebced değeri ise 9998 olarak hesaplanmıştır. Haşr Suresinin toplam ebced değeri 129416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر الى الذين نافقوا يقولون لاخوانهم الذين كفروا من اهل الكتاب لئن اخرجتم لنخرجن معكم ولا نطيع فيكم احدا ابدا وان قوتلتم لننصرنكم والله يشهد انهم لكاذبون
Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
Nadîroğulları’yla gizli gizli haberleşip Hz. Peygamber ve ashabına karşı direnmeleri için onlara yardım vaadinde bulunan münafıkların sonuçsuz kalan girişimlerine ve bu iki grubun zaaflarına değinilerek Hz. Peygamber’in ve müslümanların mâneviyatı yükseltilmekte; aynı zamanda dolaylı bir üslûpla müminler, karakter bozukluğuna yol açan bu tür davranışlardan sakındırılmaktadır.
Sûrenin başından bu kümenin sonuna kadarki kısmının Benî Nadîr’in sürgün edilmesi olayının bitiminden sonra nâzil olduğu anlaşılmaktadır. Burada şimdiki veya geniş zaman kullanılmış olması Kur’an’da benzerlerine rastlanan bir üslûp olup bu âyetlerin olaydan önce inmiş olduğunu göstermez (İbn Âşûr, XXVIII, 98-99; Derveze, VIII, 220-221). Bununla birlikte bu kısmın münafıkların gizli muhaberelerini Resûlullah’a bildirmek üzere olay sırasında inmiş olması da ihtimal dışı değildir. Elmalılı –özellikle şimdiki zaman kullanılmasından hareketle– bu ihtimali tercih etmektedir (VII, 4855-4856). Öte yandan, özellikle 11 ve 12. âyetlerde yer alan şart cümleleri dolayısıyla hatıra gelebilecek sorulara cevap olmak üzere birçok müfessirin belirttiği üzere, burada bire bir muayyen bir olayın tasvirinden çok münafıkların ve sözlerine sadakat göstermeyen yahudilerin karakter yapılarıyla ilgili genel bir anlatımın söz konusu olduğu da göz ardı edilmemelidir.
“Yandaşlar” diye çevirdiğimiz 11. âyetteki ihvân (kardeşler) kelimesinin “inkâr eden” sıfatıyla birlikte kullanılmış olması, münafıklarla yahudilerin bazı inançlarda kesiştiklerini göstermektedir. Buna göre “Ehl-i kitap’tan inkârcı yandaşları” diye çevrilen ifade, bu iki kesimin, Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkâr hususunda birleştiklerini belirtmektedir (İbn Âşûr, XXVIII, 99).
12. âyetin son cümlesinden 15. âyetin sonuna kadar özne ve tümleç olarak yer alan “onlar” zamirleriyle yahudilerin ve bunlarla iş birliği yapmaya kalkışan münafıkların birlikte kastedilmiş olması muhtemeldir; fakat bu kısımdaki tasvir yahudilerin durumuna daha uygun düşmektedir.
13. âyette onların Allah’tan çok müslümanlardan korktuğu belirtilirken “yüreklerinde” kaydının konması, bazı müfessirlerce, bu konuda da iki yüzlü davrandıklarına delâlet bulunduğu şeklinde yorumlanmıştır. Buna göre anlam şöyle olmaktadır: Onlar derin bir Allah korkusu taşıdıkları izlenimi verirler, halbuki gerçekte sizden korkmaktadırlar. Fakat bu cümleyi “Onlar kendilerine cesur görüntüsü veren kimseler oldukları için size karşı taşıdıkları korkuları gizlerler; ama yüreklerinde size karşı büyük bir korku taşımaktadırlar” şeklinde yorumlamak da mümkündür (Zemahşerî, IV, 83). Âyetin sonunda “anlayışı kıt bir topluluk oldukları”nın ifade edildiği göz önüne alınırsa, asıl maksadın söz konusu kimselerin Allah’tan çok insanlardan korktuklarını hatırlatıp müminlerden kısa vadede gelebilecek zararı hesap ettikleri halde ileride Allah’ın kendilerine vereceği cezayı göz ardı etme basiretsizliklerini eleştirmek olduğu söylenebilir (İbn Atıyye, V, 289).
14. âyetin “Onların topu birden sizinle, ancak müstahkem yerlerde ve siperler ardında olduklarında savaşırlar” diye çevrilen kısmını, ilgili yorumlar ışığında şu iki şekilde açıklamak mümkündür: a) “Onlar toplu haldeyken bile sizinle, müstahkem yerlerde ve siperler ardında olmaksızın savaşa girmezler”; b) “Onlar ittifak edip sizinle birlikte savaşmazlar, her bir grup kendi kalesinde, güvenli bölgesinde savaşabilir.” Burada geçen ve “topu birden” diye tercüme edilen cemîan kelimesi ve cümle içindeki rolü hakkında yapılan farklı yorumlardan çıkan ortak sonuç şudur: Müslümanlar münafıkların ve ahidlerini bozan yahudilerin blöflerine aldırış etmemelidir; zira onlar bütün şartlarda savaşı göze alacak cesaret ve özveri duygusuna ve müşterek bir gaye uğruna canlarını feda edebilecek imana ve ruha sahip değildirler; böyle bir birlik ruhu içinde değil, sadece kendilerini sağlama alabildikleri durumlarda veya bulundukları mevzide kendilerini korumak üzere savaşırlar (Râzî, XXIX, 289-290; İbn Âşûr, XXVIII, 104-105). Yine bu âyette geçen be’s kelimesi “güç, azap, sıkıntı, kuvvetli muharebe ve çekişme” gibi mânalara gelmektedir ve âyetin, “Kendi aralarındaki gerginlik ve çatışma şiddetlidir” diye çevrilen kısmı için buradaki bağlama göre değişik açıklamalar yapılmıştır, bunların başlıcaları şunlardır: a) Aralarında gönül bağı yoktur, birlik beraberlik ruhundan yoksundurlar, gerçekte birbirlerine düşmandırlar. Âyetin devamı bu mânayı destekler niteliktedir. b) Onların güç ve cesaretleri birbirlerine karşıdır; müminlere karşı savaşacak olsalar aynı kuvvet ve cesareti koruyamazlar. c) Onlar kendi aralarında savaş konusunu hararetli biçimde tartışırlar, güçlü olduklarından söz ederler ama bu, sözden öteye geçmez; iş ciddiye binince siperlerin arkasına siner kalırlar (Râzî, XXIX, 290). Bu âyette, bir toplumun birlik ve beraberlik ruhu içinde olmaması durumunun “aklını iyi kullanmamaları” gerekçesiyle açıklanması, toplumsal dayanışmanın sırf duygu bağları temeline değil aynı zamanda rasyonel esaslar üzerine dayalı olabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Nitekim Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiğinde oradaki muhtelif sosyal gruplarla karşılıklı hak ve vecîbeleri düzenleyen bir hukukî metin hazırlayıp ilgililere imzalatmış, bu taahhütlere uyulduğu sürece –farklı inanç gruplarından oluşmasına rağmen– Medine toplumu huzur ve güven içinde olabilmişti (bk. Mehmet Akif Aydın, “Anayasa”, DİA, III, 153-154).
Bazı müfessirler 15. âyette geçen “kendilerinden az öncekiler” anlamındaki ifadeyle, Bedir Savaşı’nda perişan olan müşriklerin durumuna atıfta bulunulduğu kanaatindedirler. Fakat bu savaş sonrasında ahidlerini bozmaları sebebiyle Medine’den sürgün edilen Benî Kaynuka‘ yahudilerinin durumunun kastedilmiş olması ihtimali daha kuvvetli görünmektedir. Şöyle ki, Bedir Savaşı sonrasında Benî Kaynuka‘ mensupları müslümanları çekemedikleri için Hz. Peygamber’le aralarındaki antlaşmayı ihlâl edici konuşmalar yapmaya başlamışlar ve bu tavırları sebebiyle Resûlullah tarafından uyarılmışlar, ama onlar Hz. Peygamber’e küstahça bir cevap vermişlerdi (bk. Âl-i İmrân 3:12). Nihayet bir gün Medine çarşısında kuyumculuk yapan bu kabileye mensup bir esnafın müslümanlardan bir hanımın iffetine dokunan ve onu aşağılayan eylemi bardağı taşıran damla oldu. O esnaf oradan geçen bir müslüman tarafından öldürülünce antlaşmayı feshettiklerini açıkça ilân edip kalelerine kapandılar ve savaş haline girdiler. Müslümanlar tarafından yapılan kuşatma sonunda teslim oldular ve sürgün edildiler (ayrıca bk. Enfâl 8:55-57). Burada münafıkların ve geçmiş ümmetlerdeki benzerlerinin kastedildiği yorumu da yapılmıştır. Ancak İbn Atıyye bunun mâkul bir yorum olabilmesi için Hz. Mûsâ dönemi gibi nisbeten yakın bir zaman olarak düşünülmesi veya “az önce”yi “tatma”nın zarfı olarak kabul edip bu cümleye, “Onların durumu kendilerinden az önce cezalarını tadanların durumu gibidir” şeklinde mâna verilmesi gerektiğini belirtir (V, 290).
16. âyette iki yüzlülük ederek insanları kandıran münafıkların bu yöntemi şeytanın insanı doğru yoldan saptırırken uyguladığı taktiğe benzetilmiştir (ayrıca bk. İbrâhim 14:22). Ama –17. âyette belirtildiği üzere– bu ilişkide kendisine uyulan gibi uyanın da sonu ateştir; çünkü kendisine verilen irade gücünü doğru istikamette kullanmamıştır. Şu halde –burada söz konusu edilen olayda– münafıklar yaptıkları tahriklerin karşılığını görmeye, aynı şekilde yahudiler de münafıklara uymanın sonuçlarına katlanmaya mahkûmdurlar; benzer durumlar da buna göre düşünülmelidir (buradaki benzetmeyi muayyen bazı kişilerin yaptıklarıyla açıklama örnekleri için bk. Taberî, XXVIII, 49-50; Elmalılı, VII, 4861-4863).
Mehmet Okuyan
Münafıkların, kitap ehlinden kâfir olan kardeşlerine “Siz (yurdunuzdan) çıkartılırsanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım ederiz.” dediklerini görmedin mi?’ Allah onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden kardeşlerine, “Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkacağız. Sizin aleyhinizde kimseye asla uymayacağız. Eğer sizinle savaşırlarsa kesinlikle size yardım edeceğiz” dediklerinden haberin yok mu? Allah onların göz göre göre yalan söylediklerine tanıklık ediyor.
Nifak¹ çıkaranları görmüyor musun? Kitap Ehli'nden gerçeği yalanlayan nankör yoldaşlarına: “Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkarız. Sizin aleyhinize olan konularda kimseye boyun eğmeyiz. Eğer sizinle savaşırlarsa, kesinlikle size yardım ederiz.” derler. Allah, tanıklık eder ki onlar gerçekten yalancıdırlar.
1- Münafıklık. Münafık, içten “bitmiş,” “tükenmiş” ve imanı “kalmamış,” omurgasız, onursuz ve ikiyüzlü kimse demektir. İşine geldiği gibi inancını değiştiren.
Ahmet Akgül
(Bu arada Müslüman, Müttaki ve Mücahit geçinen, ama gerçekte) Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkâr eden (gizli dost ve) kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Allah şahitlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancı kimselerdir.
Bakmaz mısın münafık olanlara, kitap ehlinden kafir olan kardeşlerine, andolsun ki derler, siz yurdunuzdan çıkarılırsanız biz de mutlaka sizinle beraber çıkarız ve aleyhinizde itaat etmeyiz hiç kimseye ebediyen ve eğer sizinle savaşırlarsa elbette size yardım ederiz ve Allah, tanıklık eder ki onlar, şüphe yok, yalancılardır elbet.
Münafıkları görmüyor musun? Onlar ehli kitaptan, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmiş olan kardeşleri Yahudilere: “Eğer siz, yurdunuzdan sürülür çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin aleyhinize hiç kimseye itaat etmeyeceğiz. Şayet sizinle savaşırlarsa, mutlaka size yardım ederiz” derler. Allah onların yalancı olduklarına şahittir.
Müslüman görünerek İslam'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıkların, ehl-i kitaptan inkârda ısrar eden kâfir dostlarına:
“Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin aleyhinize olacak bir konuda, asla kimseyle işbirliği yapmayız. Eğer siz, savaşmak mecburiyetinde bırakılırsanız, mutlaka size yardım ederiz.” dediklerini görmüyor musun? Allah, onların yalancı olduklarına şâhitlik eder.
Münafıklık edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun eğer siz çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız. Size karşı asla hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa muhakkak size yardım ederiz." Oysa Allah, onlar yalancı olduğuna şahitlik eder.
11.Bu ayeti kerime yahudilere yardım edeceklerini ve yurtlarından çıkarılmaları halinde kendilerinin de birlikte çıkacaklarını söyleyen münâfıklar hakkında indirilmiştir. Abdullah bin Ubey`in Benu Nadir yahudilerine bu konuda teminat verdiğinden yukarıda söz etmiştik. Ancak münâfıklar bu konudaki sözlerinde durmamış ve yahudileri yalnız bırakmışlardır.
Ali Bulaç
Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkâr eden kardeşlerine derler ki: 'Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz. 'Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz.' Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar.
Bakmaz mısın, şu münafıklık yapanlara? Ehl-i kitabdan o kâfir olan kardeşlerine şöyle diyorlar: “-Yemin ederiz ki, eğer siz (yurdunuz Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber (oradan) çıkarız; ve sizin aleyhinizde hiç bir zaman kimseye itaat etmeyiz. Eğer size savaş açılırsa, muhakkak size yardım ederiz.” Halbuki Allah şahidlik ediyor ki, onlar hakikaten yalancıdırlar.
O münafıkları görmedin mi? Ehl-i kitaptan olan, (Peygamber’i) inkâr eden kardeşlerine: “Eğer siz sürülürseniz, biz de sizinle beraber çıkarız. Ve sizin aleyhinize olarak hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşırlarsa, size yardım ederiz” derler. Allah da şahittir ki onlar yalan söylüyorlar.
Kitaplılar içinden kâfir olanlar kardeşlerine: «Eğer kovulursanız, biz de sizinle çıkarız, sizlerin zararına hiç kimseye başeğmeyiz; eğer, çarpışırsanız, size yardım ederiz!» diyen münafıkları görmüyor musunuz? Allah tanık, bunlar yalancıdırlar!
Bakmaz mısın, şu münafıklık yapanlara? (Onlar) Ehl-i Kitaptan o küfre sapan kardeşlerine şöyle diyorlar: “Yemin ederiz ki, eğer siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber (oradan) çıkarız ve sizin aleyhinizde hiçbir zaman kimseye itaat etmeyiz. Eğer size savaş açılırsa, muhakkak size yardım ederiz.” Halbuki Allah şahittir ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Bu ayetler, Yahudilerden Nadiroğullarının Medine’den sürgün edilmeleri sırasında nazil olmuştur. Hz. Peygamber Nadiroğullarına hazırlanıp eşyalarını toparlaması için bir süre vermişti. Bu süreyi fırsata dönüştürmek isteyen Abdullah b. Übey gibi bazı münafıklar Nadiroğullarına haber göndererek kendilerine sahip çıkacaklarını, Medine’yi asla terk etmemeleri gerektiğini ve gerekirse birlikte savaşabileceklerini bildirmişlerdi.
Diyanet İşleri (Eski)
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.
Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Bu âyet, münafıkların reisi Abdullah b. Übey’in, Nadîr oğullarıyla mektuplaşmasını ve onlara yardım hususunda verdiği teminatı haber veren, bu yönüyle de Kur’an’ın i’câzına delâlet eden parlak bir delildir.
Edip Yüksel
İkiyüzlü davrananlara dikkat etmedin mi? Kitap halkından inkarcı olan arkadaşlarına, "Çıkartılırsanız biz de sizinle birlikte çıkacağız ve sizin aleyhinize hiç bir kimseye itaat etmiyeceğiz. Sizinle savaşılırsa, kesinlikle sizi destekleyeceğiz," demektedirler. ALLAH onların yalancı olduğuna tanıklık eder.
Münafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz." dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Bakmaz mısın şu münafıklık yapanlara? Ehli kitabdan o küfreden ihvanlarına şöyle diyorlar: Yemin ederiz ki eğer siz çıkarılırsanız her halde biz de sizinle beraber çıkarız, ve sizin hakkınızda ebedâ kimseye itaat etmeyiz ve şayed size kıtal yapılırsa muhakkak size yardım ederiz, hal bu ise Allah şehadet ediyor ki onlar kat'iyyen yalancıdırlar
Ehl-i kitabdan o küfreden kardeşlerine «Andolsun, eğer siz yurdlarınızdan çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız. Sizin aleyhinizde hiçbir kimseye ebedî itaat etmeyiz. Eğer sizinle harbedilirse muhakkak ve muhakkak biz, size yardım ederiz» diyen o «münafıkları görmedin mi? Halbuki Allah şâhidlik eder ki onlar hakıykaten ve kat'iyyen yalancıdırlar.
(Ey Resûlüm!) O münâfıklık edenleri görmedin mi? Ehl-i kitabdan inkâr eden kardeşlerine: “Yemîn olsun eğer (siz yurdunuzdan) çıkarılırsanız, (biz de) muhakkak sizinle berâber çıkarız; sizin hakkınızda (aleyhinizde) hiç kimseye ebediyen itâat etmeyiz ve eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz!” diyorlar. Hâlbuki Allah şâhidlik eder ki, şübhesiz onlar gerçekten yalancıdırlar.
İkiyüzlü davrananları görmedin mi? Onlar ehli kitaptan inkâr eden kardeşlerine “Eğer siz bu şehirden çıkartılırsanız, bizde sizinle birlikte çıkarız ve sizin içinizde iken hiçbir kimseye itaat etmeyeceğiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka (sizin tarafınızda olup) size yardım edeceğiz” demişlerdi de, Allah onların yalan söylediklerine şahittir.
Ehl-i Kitaptan kâfir olan kardeşlerine: «— Yurtlarınızdan çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız. Aleyhinizde hiçbir kimseye [²] itaat etmeyiz. Vuruşmaya tutulursanız herhalde size yardım ederiz» diyen münafıkları görmüyor musun? Allah onların kızıl yalancı olduklarına şehadet eder.
İsmail Hakkı İzmirli Haşr Suresi 11. Ayet Açıklaması
[2] Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtı vesselâm ile eshab-ı kiramına.
Kadri Çelik
Münafıkların kitap ehlinden küfre sapan kardeşlerine, “Şüphesiz eğer siz (yurtlarınızdan) sürülüp çıkarılacak olursanız, biz de sizlerle birlikte mutlaka çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz.” dediklerini görmüyor musun? Oysa Allah onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Baksana şu ikiyüzlülerin yaptığı hâinliğe; Kitap Ehlinden olduklarını iddia etmelerine rağmen Son Elçiyi inkâr eden “din!” kardeşlerine arka çıkarak, “Sakın Müslümanların tehditlerini ciddiye alıp geri adım atmayın! Korkmayın, eğer sizler bu ülkeden çıkartılacak olursanız, biz de sizinle birlikte çıkacağız;söz veriyoruz, size karşı yapılacak muhtemel bir harekâtta, Peygamber de dahil hiç kimseye itaat etmeyeceğiz! Eğer Müslümanlar sizinle savaşırlarsa, mutlaka sizi destekleyeceğiz!” diyorlar. Fakat Allah şâhittir ki, onlar böyle atıp tutarken kesinlikle yalan söylüyorlar! Şöyle ki:
Nifak çıkaranlara bakıp görmedin mi?
Kitap ehlinden inkâr etmiş kardeşlerine:
-“Yemin olsun ki çıkarılırsanız, sizinle birlikte çıkarız.
Ebedî olarak size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz.
Sizinle savaşılırsa, size yardım ederiz” diyorlar.
Allah şehadet / tanıklık ediyor ki; onlar, kesinlikle yalancıdır.
Münâfıkların, kendilerine kitap verilenlerden kâfir olan kardeşlerine: “Yemin olsun eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılacak olursanız, biz de kesinlikle sizlerle birlikte çıkarız. Size karşı olan bir kişiye bile, asla itaat etmeyiz ve eğer sizinle savaşılırsa size mutlaka yardım ederiz.” dediklerini bilmiyor musun? Allah şâhittir ki onlar, göz göre göre yalan söylüyorlar.1
1 Bunlar; Abdullah b. Übey, Vedia b. Malik, Süveyd, Abdullah b. Nebtel ve Dâis gibi bir kısım münâfıklardır. Bunların Nadîr oğullarına haber göndererek: “Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, biz de yurtlarımızı ve mallarımızı bırakır sizinle beraber çıkar gideriz.” demeleri üzerine bu âyet, nâzil olmuştur. (Kurtubî)
Muhammed Esed
[GERÇEK duygularını] her zaman gizleyenlerin, 16 geçmiş vahiylerin mensupları arasındaki inkarcı yandaşlarına, 17 “Eğer buradan sürülürseniz biz de kesinlikle sizinle geleceğiz ve size karşı olan hiç kimseye kulak vermeyeceğiz; ve size savaş açılırsa mutlaka yardımınıza geleceğiz” dediklerinden haberin yok mu? Ama Allah, onların göz göre göre yalan söylediklerine şahitlik yapar:
Şu ortalığa nifak saçanları görüyorsun değil mi? Onlar kendileri gibi kâfir olan Kitap ehli yandaşlarına diyorlar ki: – Eğer siz, yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle birlikte çıkarız. Sizin aleyhinize olan konularda asla kimseye boyun eğmeyiz. Savaşa girmeniz durumunda mutlaka size yardım ederiz. Allah şahittir ki onların hepsi de yalan söylüyor. 4/66, 5/52
NİFAKTA direnenlerin, önceki vahyin mensuplarından küfre gömülen yoldaşlarına[5019] şöyle diyebilecekleri aklına gelir mi: “Eğer siz çıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkacağız; sizin hakkınızda hiçbir kimsenin sözüne ebedîyen itibar etmeyeceğiz; yok eğer size karşı savaş açılırsa kesinlikle size yardım edeceğiz”?[5020] Allah şahit ki, onlar yalancının daniskasıdırlar.
[5019] Lafzen: “kardeşlerine”.
[5020] Benzer bir durum için bkz: 8:48, not 55.
Ömer Nasuhi Bilmen
Nifakta bulunmuş olanları görmedin mi ki, ehl-i kitaptan kâfir olmuş olan kardeşlerine derler ki: «Andolsun eğer siz çıkarılırsanız, elbette biz de sizinle beraber çıkarız ve sizin aleyhinizde hiçbir kimseye ebedîyyen itaat etmeyiz ve eğer mukatelede bulunmuş olsanız elbette size yardım ederiz.» Halbuki Allah şehâdet eder ki, şüphe yok onlar elbette yalancılardır.
Bakmaz mısın şu münafıklık yapanlara? Onlar Ehl-i kitaptan kâfir kardeşlerine: “Vallahi, ” diyorlar, eğer siz buradan çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin olduğunuz yerde asla kimseye itaat etmeyiz, eğer size savaş açan çıkarsa mutlaka size yardım ederiz. ”Ama Allah şahittir ki onlar yalan söylemektedirler.
11-17. âyetler Beni Nadir Yahudilerinin Medine’den çıkarılmaları sırasında indirilmiştir. Onlara Peygamberimiz on günlük süre tanıyan ültimatom gönderdiğinde Abdullah b. Übey ve diğer bazı münafıklar haber gönderip, kesin teminat vererek, kendilerine arka çıkacaklarını bildirdiler. Bu kısım, nüzul bakımından, sûrenin başından 10. âyetine kadarki bölümünden öncedir.
Süleyman Ateş
İki yüzlülük edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkar eden kardeşlerine: "Eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız, sizin aleyhinize hiç kimseye ita'at etmeyiz. Şayet sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım ederiz." derler. Allah, onların yalancı olduklarına şahidlik eder.
Münafıklık (iki yüzlülük) edenleri hiç görmedin mi; Ehl-i Kitaptan ayetleri görmezden gelen kardeşlerine şöyle diyorlar: "Buradan siz çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız; sizin karşınızda yer alan kimseye boyun eğmeyiz. Sizinle çatışmaya girilirse kesinlikle yanınızda oluruz." Allah şahittir ki onlar yalancı kimselerdir.
Münafıklık edenleri gördün mü? Kitap ehlinden inkarcı kardeşlerine:-Eğer siz, yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz, derler. Allahda onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Görmedin mi münafıklık edenleri: Kitap Ehlinden olan kâfir kardeşlerine “Siz yurdunuzdan çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız. Size karşı kimsenin sözünü dinlemeyiz. Size savaş açılırsa yardımınıza geliriz” diyorlardı. Allah şahittir ki onlar yalan söylüyorlar.
Görmedin mi o ikiyüzlülüğe sapanları ki, Ehlikitap'tan inkâra giden dostlarına şöyle diyorlar: "Eğer toprağınızdan çıkarılırsanız, yemin olsun sizinle birlikte biz de çıkacağız. Sizinle ilgili olarak hiçbir zaman kimseye boyun eğmeyeceğiz. Eğer sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım edeceğiz." Allah tanıktır ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Görmez misin münāfıḳları eydürler ol ḳardaşlarına ki kāfir oldılar kitābehlinden: Eger siz çıḳarılsañuz, sizüñle çıḳar‐biz. Daḫı sizüñ ḥaḳḳuñuzdauymazuz hīç kimseye hergiz ve eger sizüñle ṣavaşsalar, size nuṣretider‐biz. Tañrı Ta‘ālā ṭanuḳdur ki anlar yalancılardur.