Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 897, sondan 5340. ayet; 6. sure ve bu surenin 108. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 25, harf sayısı 103 ve toplam ebced değeri ise 6170 olarak hesaplanmıştır.
ولا تسبوا الذين يدعون من دون الله فيسبوا الله عدوا بغير علم كذلك زينا لكل امة عملهم ثم الى ربهم مرجعهم فينبئهم بما كانوا يعملون
ولاتسبواالذينيدعونمندوناللهفيسبوااللهعدوابغيرعلمكذلكزينالكلامةعملهمثمالىربهممرجعهمفينبئهمبماكانوايعملون
Velâ tesubbû-lleżîne yed’ûne min dûni(A)llâhi feyesubbû(A)llâhe ‘adven biġayri ‘ilm(in)(k) keżâlike zeyyennâ likulli ummetin ‘amelehum śümme ilâ rabbihim merci’uhum feyunebbi-uhum bimâ kânû ya’melûn(e)
Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
Zemahşerî, âyetteki sebb kelimesini genel olarak “eleştiri” mânasına alarak normal şartlarda yanlışlıkları ve kötülükleri eleştirmenin bir görev olduğunu, ancak eğer eleştiri eleştirilen durumdan daha zararlı ve yıkıcı sonuçlara yol açacaksa bundan kaçınmanın da bir görev olduğunu belirtmektedir (II, 23). Bununla birlikte, birçok müfessirin de kaydettiği gibi, sebb kelimesi şetm yani “terbiye ve nezaketle bağdaşmayan çirkin sözler” demektir. Yanlış yolda olanları eleştirmek, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ortaya koymak zorunlu olmakla birlikte; âyete göre, bunu hakaret, sövüp sayma gibi İslâm ahlâkının hilim, edep ve nezaket kurallarıyla bağdaştırılması mümkün olmayan bir üslûpla yapmak câiz değildir. Nitekim âyette hitabın, Hz. Peygamber’e değil de, diğer müminlere yöneltilmiş olması da bunu gösterir. Çünkü sövüp sayma zaten Resûlullah’ın ahlâkıyla bağdaşmadığı için ona böyle bir uyarıda bulunulmasına gerek yoktur.
Bu âyete göre başkalarına, onların inançlarına ve kutsal saydıkları değerlere hakaret etmek İslâmî edep ve ahlâkla bağdaşmadığı gibi, İslâm’ın izzetine de zarar getirir. Esasen, Râzî’nin de belirttiği gibi (XIII, 139), müşrikler putlara tapmakla birlikte Allah’a da inanıyorlardı. Bu yüzden durup dururken O’na hakaret etmeleri düşünülemez. Şu halde bazı müslümanların müşrikler ve inançları hakkındaki ölçüsüz sözleri onları taşkınlığa sevketmiş; doğrudan doğruya Allah’a sövmek maksadıyla olmasa bile, öfkeye kapılarak müslümanların kutsal inançlarına sövüp saymaya kalkışmışlardır. Bu âyette müslümanların bu durumlara imkân verecek söz ve davranışlardan kaçınmaları emredilmektedir. Âyette İslâm’ın tebliğ ve davet metoduna da işaret vardır. Buna göre bizim gibi başkalarının inanç ve kanaatleri de onlara göre değerlidir. Diyalog ve ikna etmenin yolu saygı ve nezaketten geçer. Hakaret ve küfür ise sadece muhatabın düşmanlık duygularını kabartır; inatlaşma, sertleşme ve giderek çatışmaya yol açar.
“Biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik” meâlindeki cümle, Allah’ın insanlara inanç ve yaşayışları konusunda bir seçme imkânı bırakmadığı şeklinde anlaşılmamalıdır. İnsanların inanç ve telakkilerine, ahlâk ve yaşayışlarına tesir eden, sonuçta onların inanç ve davranışlarını beğenmelerini sağlayan birçok psikolojik ve sosyal sebep vardır ve her şey gibi bunlar da Allah’ın koyduğu kanunlar uyarınca oluşmaktadır. İnsanın asıl görevi ise akıl ve muhakeme gücü yardımıyla bu sebepleri aşarak Allah’ın âyetleri üzerine düşünmesi, hoşlanıp bağlandığı inancı ve hayatı sorgulamasıdır. İnsanlar, bilgisine ve dürüstlüğüne inanıp güvendikleri seçkin kişilerin görüşlerinden ve irşadlarından da yararlanıp aydınlanarak gerçeğe ulaşma imkânına sahiptirler; Allah insanlardan bu imkânı esirgememiştir.
Allah’ın peşi sıra (varlıklara) yalvaranlara (bile) sövmeyin; (sonra) onlar da bilmeyerek Allah’a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri sadece Rablerinedir. O da yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Bu ayette müslümanların gündeminde “sövgü” olmaması gerektiği hükme bağlanmaktadır.
Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyiniz! Sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini süsledik. Sonunda dönüşleri Rabblerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Allah'ın yanı sıra yöneldiklerine hakaret etmeyin ki onlar da hadlerini aşarak cahillikle Allah'a hakaret etmesinler. Her ümmettin yaptıklarını, kendilerine süslü gösterdik. Sonra Rabb'lerine döneceklerdir. O, onlara yaptıklarını haber verecektir.¹
1- Ayette de görüldüğü gibi Müslümanlar kesinlikle hakaret dili kullanamazlar. Allah, inancı düşüncesi ve kimliği ne olursa olsun hiç kimseye hakaret edilmesini uygun görmemektedir. Hakaret etmek, hakaret edilmeyi uygun görmek demektir.
(Müşrik ve münkirlerin) Allah'tan başka yalvarıp-yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. İşte böyle, Biz her ümmete (niyetlerine ve liyakatlerine göre) yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, ardından nihayet onların son varışları Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.
Allah'tan başka çağırıp dua ettikleri şeylere sövmeyin ki sonra bilgisizlikle onlar da Allah'a söverler. İşte biz, böylece her topluluğa, yaptıklarını süsleyip güzel gösterdik, sonra da dönüp varacakları yer, Rablerinin tapısıdır ve o da, ne yaptıklarını bildirir onlara.
Allah'tan başka varlıklara yalvarıp sığınan kimselere sövmeyin ki, onlar da kin ve cehaletlerinden dolayı Allah'a sövmesinler. Zira biz, her topluma kendi yaptıklarını güzel gösterdik. Ama zamanı geldiğinde, onlar Rablerine döneceklerdir. O zaman Allah onlara, bütün yaptıklarını en doğru şekilde anlatacaktır.
Onların, Allah'ın dışında, kulları durumundaki taptıkları, yalvardıkları şeyler konusunda yakışıksız sözler söylemeyin. Sonra onlar da, bilgisizlikleri sebebiyle sınırı aşıp Allah hakkında ileri geri konuşmasınlar.
Böylece biz, koordineli hareket eden, yetişmiş her millete, topluluğa kendi işlerini süsleyip güzel gösterdik. Sonunda hesap vermek üzere Rablerinin huzuruna getirilecekler. O da, işlemeye devam ettikleri amelleri, birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir.
Onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin ki onlar da aşırıya giderek bilgisizce Allah'a sövmesinler. Bu şekilde her ümmete yaptığını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri Rabblerinedir ve O kendilerine yapmakta olduklarını haber verir.
108.Abdurrezzak`ın Katade (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Müslümanlar inkârcıların putlarına küfrettiler, inkârcılar da Allah`a küfrettiler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi
Allah'tan başka yalvarıp-yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. İşte böyle, biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları Rablerinedir. O, yaptıklarını onlara haber verecektir.
Müşriklerin Allah'dan başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar cehâletle tecavüz ederek Allah'a sövmesinler. Her ümmete, böylece amellerini süslemişizdir. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O vakit, kendilerine, ne yapıyor olduklarını haber verecektir.
Allah’tan başka şeylere dua edenler(in ilahlarına) sövmeyin ki, azgınca ve bilgisizce Allah’a sövmesinler. Evet, böylece her millete kendi yaptıklarını güzel göstermişiz. Sonra Rablerinin huzuruna dönecekler de Allah, onların yapmakta oldukları şeyleri onlara haber verecektir.
Allahtan başkasına tapanlara söğmeyin, onlar dahi aşırılık ederler, bilgisizlikle Allaha söverler, biz böylece her ümmetin işlerini bezedik, en sonunda döneyiniz Allaha, yaptıkları şeyler onlara haber verilecektir
Allah'tan başka varlıklara tapanlara (şirkte ısrar ediyorlar diye) sövmeyiniz ki, onlar da cahillikle şaşkınlığa kapılıp Allah'a sövmesinler. Zira Biz her topluma (güzel görmek istedikleri için) kendi yaptıklarını güzel gösterdik. Sonunda dönüşleri ancak rablerinedir. O, onlara (dünyada) yaptıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatacaktır.
Ayet doğrudan Allah’tan başka varlıklara dua edenlere sövmeyi yasaklıyor ve inancı, düşüncesi ve kimliği ne olursa olsun hiç kimseye hakaret edilmesini uygun görmüyor. Zira bu hem savunulan değerleri hakarete açık hale getirir hem de düşmanlığı tetikler.Doğru olan, onlara sövmek yerine onları anlamaya ve şirkin yanlışlığını onlara anlatmaya çalışmaktır.
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.
Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilgisizce, düşmanca Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Rivayete göre, Resûlüllah (s.a.) müşriklerin putlarını kötülüyor ve ta’n ediyordu. Müşrikler: «Ya tanrılarımıza sövmeye son verirsin veya biz de senin tanrına söveriz» dediler. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu. Âyetin hükmü her zaman geçerlidir. Millet veya fertlerin mukaddes kabul ettiği şeylere sövmemek gerekir. Zira bu tür davranışlar daima aksi tesir göstermekte ve mukaddes kabul edilen şeylere hakarete sebep olmaktadır.
ALLAH'ın dışında yalvardıklarına sövmeyiniz ki onlar da sınırı aşıp cehaletten dolayı ALLAH'a sövmesinler. Biz her topluluğa yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rab'lerinedir ve onlara yapmış bulunduklarını haber verir.
Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir.
Maamafih onların Allahdan beride taptıklarına sebb de etmeyin ki cehaletle tecavüz ederek Allâha sebbetmesinler; her ümmete böyle amellerini tezyin etmişizdir, sonra ise hep dönüp Allaha varacaklar, o vakıt kendilerine temamen haber verecek ne yapıyorlardı
Allahdan başkasını (Tanrı edinerek) çağıranlara sövmeyin. Sonra onlar da haddi aşarak nâdânlıkta Allaha söverler. Biz her ümmetin yapdıklarını (kendilerine) öylece hoş gösterdik. Sonunda, dönüşleri yalınız Rablerinedir. Artık O, ne yapıyor idiyseler kendilerine haber verecekdir.
Ve onların Allah'dan başka tapmakta olduklarına sövmeyin! Yoksa (onlar da)haddi aşarak bilgisizce Allah'a söverler! Böylece her ümmete (kendi) amellerini süsledik; sonra dönüşleri ancak Rablerinedir; artık (O da, dünyada) yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
Onların Allah’dan başka yardıma çağırdıklarına (ilahlarına) sövmeyin. Onlarda (size karşılık olarak) düşmanlıkla ve bilgisizce Allah’a sövmesinler (sorumlu olursunuz). Böylece her topluma yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra onların dönüşleri Rablerine olup, bütün yaptıkları kendilerine haber verilir.
Allah/tan başka taptıklarına sövmeyin; çünkü onlar da nadanlıkla tecavüzde bulunarak Allah/a söverler. Bunun gibi her bir ümmete işlerini süslü gösterdik. İşte Rab/leri onlara işlediklerini haber verecektir.
Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da düşmanca, bilgisizce Allah'a (iman edenlere) söverler. İşte böyle, biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları rablerinedir. O yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.
Allah’tan başka varlıklara tapanlara, O’nun yerine başkalarına yalvaranlara sövmeyin. Bizzat kendi şahıslarını aşağılamayın. Ayrıca; Onların Allah’tan başka yalvardıkları ve kutsal saydıkları putlarına, önderlerine, ilâhlarına da sövmeyin. Böylece onlar da cahillikle taşkınlık edip Allah’a sövmesinler. Çünkü onlar, doğruyu-yanlışı birbirinden ayırt edemeyen kimselerdir.İşte biz her topluma, kendi yaptıklarını böyle güzel gösterdik. Allah tarafından ortaya konulan yasalar gereğince, insanlar sürekli yaptıkları kötülükleri zamanla doğal ve olağan davranışlar olarak algılamaya, hattâ bir süre sonra onları savunmaya başlarlar. O hâlde, güzel bir imana sahip olmak isteyenlerin güzel davranışlar göstermeleri gerekir. Bunun için de, şu hakîkatin çok iyi idrâk edilmiş olması şarttır: Her insan bir gün ölümü tadacaktır. Sonra hepsi Rab’lerinin huzuruna çıkacak ve o zaman Allah, bütün yaptıklarını onlara haber verecektir.İşte bunu idrâk edemeyen kâfirler, Kur’an gibi muhteşem bir mûcizeyi görmezlikten geliyorlar da, sırf bahaneler öne sürebilmek için:
Allah’tan başka yalvardıklarına kötü söz söylemeyin / sövmeyin! Bilgisizlikle sınırı aşarak Allah’a kötü söz söylerler / söverler.
İşte böyle, her ümmete amelini süsledik.
Sonra onların dönüşü rabb’lerinedir.
Onlara işliyor oldukları şeyleri bildirir.
(Ey îman edenler!) Allah’tan başkasına tapanlara sövüp, onların da bilgisizce hiddetlenip Allah’a sövmelerine sebep olmayın.1 Biz, her ümmete kendiişlerini kendilerine süslü gösterdik. Sonunda onların dönüşleri nasıl olsa Rablerinedir. O da onlara yaptıklarını, tek tek haber verecektir.
1 Yani, onlara söverek, onların hissiyatlarına dokunup, karşılık olarak hiç de hak etmediği halde, Allah’ı kendi putlarına eş değerde görerek Allah’a sövmelerine sebep olmayın. Aslında onların taptıkları, muhâtap almaya değmeyecek kadar kıymetsiz şeylerdir. Böyle yaparak kâfirlere ve ilâhlarına değer vermeyin. “Onlara sövmemek” demek; onları eleştirmemek, onların tanrılarını çeşitli diyaloglar adına kutsamak ve Allah’la eş değerde görme basitliğini göstermek, anlamına gelmez.
Onların Allah'tan başka yalvarıp sığındıkları [varlıklar]a sövmeyin 92 ki onlar da kin ve cehaletten dolayı Allah'a sövmesinler: zira Biz her topluma kendi yaptıklarını güzel gösterdik. 93 [Ama] zamanı geldiğinde onlar Rablerine döneceklerdir: O zaman Allah onlara bütün yaptıklarını [en doğru şekilde] anlatacaktır.
Müşriklerin, Allah ile aralarına koyup dua ile yalvarıp yakardığı kimselere sövmeyin ki, onlar da bilmeden taşkınlık ve densizlikle Allah’a sövmesinler. İşte böylece her topluma yanlış inanç ve davranışları kendilerine güzel göründü. Sonuçta onlar, Rablerine dönecekler; Allah da onlara yaptıklarını bir bir haber verecek. 6/159, 10/23, 39/7, 58/6
Allah’tan başkalarına yalvarıp yakaranlara sövmeyin ki, onlar da cehaletin verdiği nefretle Allah’a sövmesinler:[1101] Zira Biz her topluma kendi yaptıklarını güzel gösterdik.[1102] Sonuçta onlar Rablerine dönecekler: İşte o zaman yaptıkları kendilerine bir bir haber verilecektir.
[1101] Dilbilgisi kuralları dikkate alındığında âyetin doğru çevirisi budur. Âyet doğrudan Allah’tan başka kimselere dua edenlere sövmeyi yasaklamaktadır, onların Allah’ın astı olarak telakki ettiklerine değil. Davette küfür ve hakaret, küfür ve hakarette ise davet yoktur. Zira bu hem duyguları incitir hem de savunulan değerleri küfür ve hakarete açık hâle getirir.
[1102] Zımnen: Şirki anlayışla karşılamayın, fakat şirke bulaşmış insanın durumunu anlamaya çalışın!
Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyiniz. Sonra onlar da bilmeksizin Allah Teâlâ'ya düşmanlıkla söverler. Öylece her ümmete amellerini tezyin etmişizdir. Sonra dönüşleri Rablerinedir. Artık onlara ne yapar olduklarını haber verecektir.
Onların Allah'tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah'a hakaret etmesinler. Böylece her ümmete, yaptıkları işi güzel gösterdik. Sonra dönüşleri yalnız O'na olacak ve O da yaptıklarını kendilerine bir bir bildirip karşılığını verecektir.
Allah Teâlâ bir önceki âyette, hikmetiyle insanların hak dini seçip seçmemeyi kendi tercihlerine bıraktığını bildirmiştir. Allah dileseydi hiç müşrik ve kâfir kalmazdı, fakat bunu dilememiştir, buyurarak kâfirlere yapılan tebliğ işinde önemli bir metod veriyor. O da onları haktan iyice uzaklaştıracak şeylerden kaçınmak ve onların putlarına, liderlerine ve inançlarına sövüp hakaret etmemektir. Zira sövüp hakaret etmenin tebliğle ilgisi yoktur. Mümine düşen kızmaksızın, telaşsız, soğukkanlı bir tebliğdir.
(Onların) Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek taşkınlıkla Allah'a sövmesinler! Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik; sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verecektir.
Onların Allah'tan önce yardıma çağırdıklarına siz sövmeyin ki taşkınlık ve bilgisizlik edip onlar da Allah'a sövmesinler. Her toplumun (ümmet) işini kendine böyle güzel gösterdik. Sonra dönüşleri Rablerinedir. O, onlara bütün yaptıklarını bildirecektir.
Müşriklerin, Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da taşkınlık ederek cahilce Allah'a sövmesinler. Her toplumun yaptığını böyle süslemişizdir. Sonra Rab'lerine döndürülürler de, O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir.
Onların Allah'tan başka yalvardıkları ilâhlarına sövmeyin ki, onlar da bilgisizce hadlerini aşıp Allah'a sövmesinler. Biz her millete işlerini böyle hoş göstermişizdir. Sonunda hepsinin dönüşü Rablerinin huzurunadır; O da yapmakta olduklarını kendilerine bildirir.
Allah'ın berisinden birilerine niyazda bulunanlara/Allah dışında birileri için çağrı yapanlara/onların, Allah dışında yakardıklarına sövmeyin. Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah'a söverler. Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik. Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir. O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir.
daħı sögmeñ anlara kim ŧaparlar Tañrı’dan ayruġa pes sögeler Tañrı’ya žulm-iken bilmeksüz. ancılayın bezedük her ümmete 'amelini anlaruñ andan çalabı’ları yañadur dönecek yirleri pes ħaber vire anlara anı kim oldılar-ıdı işlerler.
Sögmeñüz ol kişileri ṭaparlar Tañrıdan özgeye, pes anlar sögerler TañrıTa‘ālāya ẓulm‐ıla ‘ilmsüz. Anuñ gibi bezedük her ümmete ‘amellerini.Andan ṣoñra Tañrı Ta‘ālā ḥażretinedür dönmekleri. Pes ḫaber virür anlaraişledükleri işleri.
Allahdan başqalarına tapınanları söyməyin. Yoxsa onlar da (Allaha qarşı hörmət və ehtiram) bilmədikləri üzündən Allahı düşməncəsinə söyərlər. Beləcə, hər bir ümmətə öz əməllərini gözəl göstərdik. (Mö’minlərə Allah rizasına gördükləri işləri gözəl göstərdiyimiz kimi, kafirlərə də çirkin əməllərini yaxşı göstərdik). Sonra onlar Rəbbinin hüzuruna qayıdacaqlar. (Allah isə) onlara etdikləri əməllər barəsində xəbər verəcəkdir!
Revile not those unto whom they pray beside Allah lest they wrongfully revile Allah through ignorance. Thus unto every nation have We made their deed seem fair. Then unto their Lord is their return, and He will tell them what they used to do.
Revile not ye those whom they call upon besides Allah, lest they out of spite revile Allah in their ignorance. Thus have We made alluring to each people(936) its own doings. In the end will they return to their Lord, and We shall then tell them the truth of all that they did.*
936 A man's actual personal religion depends upon many things: his personal psychology, the background of his life, his hidden or repressed feelings, tendencies, or history (which psychoanalysis tries to unravel), his hereditary dispositions or antipathies, and all the subtle influences of his education and his environment. The task before the man of God is: (1) to use any of these which can subserve the higher ends; (2) to purify such as have been misused; (3) to introduce new ideas and modes of looking at things; and (4) to combat what is wrong and cannot be mended-all for the purpose of leading to the truth and gradually letting in spiritual light where there was darkness before. If that is not done with discretion and the skill of a spiritual Teacher, there may be not only a reaction of obstinacy, but an unseemly show of dishonour to the true God and His Truth, and doubts would spread among the weaker brethren whose faith is shallow and infirm. What happens to individuals is true collectively of nations or groups of people. They think in their self-obsession that their own ideas are right. Allah in His infinite compassion bears with them, and asks those who have purer ideas of faith not to vilify the weaknesses of their neighbours, lest the neighbours in their turn vilify the real truth and make matters even worse than before. Insofar as there are mistakes, Allah will forgive and send His grace for helping ignorance and folly. Insofar as there is active evil, He will deal with it in His own way. Of course the righteous man must not hide his light under a bushel, or compromise with evil, or refuse to establish right living where he has the power to do so.