Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 917, sondan 5320. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 128. ayetidir. En'am Suresi 128. ayetinin kelime sayisi 36, harf sayısı 153 ve toplam ebced değeri ise 12092 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ويوم يحشرهم جميعا يا معشر الجن قد استكثرتم من الانس وقال اولياؤهم من الانس ربـنا استمتع بعضنا ببعض وبلغنا اجلنا الـذي اجلت لنا قال النار مثويكم خالدين فيها الا ما شاء الله ان ربك حكيم عليم
Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
Önceki âyetler grubunda Allah’ın doğru yola ilettiği, ayrıntılı olarak açıklanan âyetler üzerinde düşünerek onlardan gerekli ders ve öğütleri alan ve bu sayede “esenlik yurdu”nu (cennet) kazanan müminlerin bu güzel âkıbetinden söz edildikten sonra bu âyette de vukuu kesin olan, kesin olduğu için de sanki gerçekleşmiş gibi geçmiş zaman fiilleriyle söz edilen mahşerden müşrikler ve inkârcılarla ilgili bir tablo sergilenmektedir. “Cinler”den maksat, 112. âyette belirtilen “cinlerin şeytanları”dır. Şeytanlar insanlarla çok uğraşmışlar, onları dalâlete sevketmişler, kendi yandaşları yapmışlar; böylece müşrikler onların dostları olmuşlardır. Yüce Allah mahşerde cinleri (şeytanlar) bu yaptıkları yüzünden suçladığında müşrikler sanki bu dostluğun bir gereği olarak “Yâ rabbi! Biz birbirimizden yararlandık; biz onlardan faydalandık, onlar da bizden faydalandılar” diyecekler. Buna göre şeytanlar müşriklerin kötü arzu ve isteklerini kolaylaştırmışlar, zevklerin ve hazların kapılarını açmışlar; onlara şeytanlara bağlanmak suretiyle onların yandaşlarının sayılarını çoğaltmışlardır. Âyetin bu kısmı kötülük âmilleri olan şeytanlarla inkârcılar arasında her devirde geçerli ve sorumluluğu gönüllü paylaşacak kadar ileri olan derin bir ilişkiyi dile getirmesi bakımından ilgi çekicidir. Ancak onlar, İslâm’ın gerçeklerine karşı şeytanlarla birlik olup mücadele verenler için Allah’ın tanıdığı müddetin sonsuz olmadığını mahşerde anlayacaklardır. “Bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık” şeklindeki ifadeleri, artık mühletlerinin dolduğunu, Allah’a teslim olmaktan başka çıkar yolları bulunmadığını gösteren samimi bir itiraftır. Zira bu, artık kötüler için bütün çarelerin bittiği bir andır. Ne var ki geç kalmış bu itiraf işe yaramayacak ve Allah Teâlâ onlara “İçinde ebedî kalacağınız yer ateştir” buyuracaktır. Hemen bu tehdidin ardından gelen “illâ mâşâallah” şeklindeki istisna ifadesi farklı yorumların yapılmasına sebep olmuştur. Bir görüşe göre bu, “Allah dilerse bu ebedîliği bir müddet sonra sona erdirir”; başka bir görüşe göre de “Allah, dilediği kimseleri orada ebedî kalmaktan kurtarır” anlamına gelir. Bunlardan ilki cehennemin sonlu olacağı, ikincisi ise bazı müşrik ve inkârcıların cehennemde ebediyen kalmaktan kurtulacakları ihtimalini hatıra getirmektedir. Oysa başka birçok âyette her iki ihtimali de ortadan kaldıran açıklamalar mevcuttur. Bu sebeple söz konusu istisnayı, bazı insanları sürekli olarak cehennemde bırakmanın, Allah için bir mecburiyet olmadığı, O’nun hür irade ve isteği ile olduğu şeklinde anlamak daha isabetli görülmüştür. Nitekim Hûd sûresinin 107. âyetindeki benzer bir ifadenin ardından “Rabbin gerçekten istediğini yapar” buyurulması da bunu göstermektedir.
Mehmet Okuyan
(Allah) onların hepsini bir araya toplayacağı gün, “Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz, insanlarla çok uğraştınız!” (diyecektir). İnsanlardan olan dostları ise “Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.” diyecekler. (Allah da şöyle) diyecektir: “Allah’ın dilediği hariç, ateş, içinde [ebedî] kalacağınız yerdir. Şüphesiz ki Rabbin, doğru hüküm verendir, bilendir.”
Hepsini bir araya topladığı gün, “Ey cinler topluluğu! der. Siz insanlarla çok uğraştınız.” Onların insan dostları derler ki: “Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.” Allah buyurur ki: “Durağınız ateştir. Allah'ın dileyip affetmesi hariç, orada sürekli kalacaksınız.” Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir; bilendir.[122]
[122] Ma’şer kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 523-525.
Erhan Aktaş
Hepsini bir araya topladığı gün: “Ey cinn¹ topluluğu! İnsten¹ çoğaldınız!² Onların insten evliyası³ da “Ey Rabb'imiz! Biz, birbirimizden yararlandık. Ve bizim için belirlediğin ecele ulaştık.” derler. Ateş, varacağınız yerdir. Allah'ın dilemesi hariç orada devamlı kalacaksınız.” der. Kuşkusuz Rabb'in En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
1- “İns ve cinn”, Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, “insanlar ve cinler” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa demektir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebimize kâhin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, sözcük olarak, “kapalı, gözükmez varlık ve güç” demektir. 2- İnsanlardan pek çok yandaş edindiniz. Sayınızı arttırdınız. 3- Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar
Ahmet Akgül
(Allah-u Teâlâ) Onların hepsini toplayıp haşredeceği gün “Ey cinn (şeytanları) taifesi, insanlardan (din adamı, ilim erbabı, ilahiyatçı ve hizmet sevdalısı sanılanların bir) çoğunu ayartıp (kendinize yardımcı edindiniz) öyle mi?” diye (sorguya çekecektir) . İnsanlardan şeytanları veli edinenler ise: “Ya Rabbi kimimiz kimimizden yararlandık (şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar olarak, yanlış ve haksız olduğunu bile bile birbirimizden dünyalık hesabına istifade etmeye çalıştık) ve nihayet tayin ve tespit ettiğin süreye ulaştık” diye (suçlarını itiraf edeceklerdir.Cenab-ı Hakk ise) buyuracak ki: "Allah'ın dilediği dışta olmak üzere, sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yeriniz ateştir." Şüphesiz Rabbin, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır, (her şeyi hakkıyla) Bilendir.
O gün hepsini toplar da ey cin topluluğu, insanların birçoğunu baştan mı çıkardınız der. İnsanlardan, onlara dost olanlar, Rabbimiz derler, biz, birbirimizden faydalandık ve bize takdir ettiğin vakte de eriştik işte. Tanrı, ateştir yurdunuz der, orada Allah'ın dilediği hariç, ebedi olarak kalırsınız. Şüphe yok ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilir.
Allah onların tümünü bir araya topladığı gün: “Ey cin ve insanlar topluluğu! Siz aldatmak için insanlarla çok uğraştınız” der. Onların insanlardan olan dostları ise: “Ey Rabbimiz! Biz birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna, kıyamet gününe ulaştık ve yolumuzun yanlış olduğunu görüyoruz” diyecekler. Allah da buyurur ki: “Allah'ın diledikleri, yani affettikleri hariç, içinde ebedi kalmak üzere kalacağınız yer ateştir. Şüphesiz Rabbin herşeyi yerli yerince yapandır ve herşeyi bilendir.”
Allah onların hepsini mahşerde topladığı gün cinlere:
“Ey cin topluluğu, siz insanlarla uğraşarak, çoklarını baştan çıkardınız" der. Onların, şeytanların insan cinsinden olan dostları ise:
“Ey Rabbimiz, biz birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. Allah da:
“Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan hal, daha ağır cezalar hariç, içinde ebedî kalacağınız, devamlı ikametgâhınız ateştir" buyurur. Rabbin hikmet sahibi ve hükümrandır. İlmi her şeyi kucaklar.
Onların hepsini biraraya getirdiği gün: "Ey cin topluluğu! Siz insanlardan birçoğunu aldatarak kendinize çektiniz" (der). Onların insanlardan olan dostları da: "Ey Rabbimiz! Biz birbirimizden yararlandık. Sonra bizim için belirlemiş olduğun ecelimize erdik" derler. "Allah'ın diledikleri dışında, sizin sonsuza kadar kalmak üzere yerleşeceğiniz yer cehennemdir." Şüphesiz Rabbin hakimdir, alimdir.
Onların tümünü toplayacağı gün: 'Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz' (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: 'Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tesbit ettiğin süreye ulaştık.' (Allah) Diyecek ki: 'Allah'ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir.' Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.
Allah insan ve cinlerin hepsini bir araya topladığı günde, şeytanlara şöyle denilecek: “- Ey şeytanlar topluluğu! İnsanlardan bir çoğunu aldatarak kendinize bağladınız!...” Cinlerin (şeytanların) dostları olan insanlar da şöyle diyecektir: “-Ey Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve bizim için takdir etmiş olduğun ecele (kıyamet gününe) kavuştuk.” Allah, onlara: “- Öyle ise, ateş yerinizdir. Allah'ın dilediği zamanlardan başka hepiniz ebedî olarak oradasınız.” diye buyuracaktır. Gerçekten Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Allah hepsini mahşerde topladığı gün “Ey cin topluluğu, sizler insanların çoğunu kendinize çektiniz” (der.) İnsanlardan olan dostları da: “Ey Rabbimiz, biz, birbirimizden faydalandık ve bize tayin ettiğin ecelimize ulaştık” derler. Allah: “Artık yeriniz ve yurdunuz ateştir, Allah’ın dileği dışında, orada ebedî kalacaksınız” der. Şüphesiz senin Rabbin her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi en iyi bilendir.
Onların hepsini topladığı gün, Allah buyurur ki: «Ey cinler derneği, aldattınız insanlardan çoğunu», insanlar içersinden cinlerin dostu, diyecekler ki: «Ey Tanrımız, bizim bir takımımız, bir takımından faydalanmıştık, bize bıraktığın ecele eriştik», Tanrı buyurur ki: «Size durak ateştir, Allahın dilediği kimseden başkaları, orda sonsuz kalırlar»; senin Tanrın bilgedir, bilicidir de
İşte o (mahşer) günü (Allah), onların hepsini huzurunda toplayacak ve: “Ey cinler (görünmeyen) şeytani varlıklar! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” (diyecek). Onların insanlardan dostları da şöyle diyecekler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık.” (Bunun üzerine) Allah da buyuracak ki: “Sizin durağınız cehennemdir. Allah aksini dilemedikçe orada kalacaksınız.” Şüphesiz Rabbin tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 128. Ayet Açıklaması
Bu ayet, ispritizma ile uğraşanlara ışık tutabilir. Medyumlar zaman zaman ruhanilerle irtibat kurduklarını iddia ederler. Oysa onların irtibat kurduğu ruhaniler değil (cinler) görünmeyen varlıklardır. Hayatta olan insanların ölülerin ruhlarıyla irtibata geçmesi mümkün değildir. Ama görünmeyen varlıklarla irtibat kurmaları imkân dâhilindedir. Cinlerin insanlarla irtibat kurduğu ve insanlar üzerinde etkili olduğu ayetten de anlaşılmaktadır.“Allah aksini dilemedikçe” cümlesi Cehennemin ebedi olmayacağını ve oranın bir terbiye yeri olacağını iddia edenlerin görüşünü teyit eder niteliktedir. Nitekim aynı ifade Hud suresi 11:107. ayetinde de geçiyor. Bu ayetlerin üslubuna yani “Allah aksini dilemedikçe” ifadesine bakıldığında, zımnen bir merhamet vurgusu göze çarpıyor yani duruma göre Allah aksini dileyebilir. Tabii ki her konuda olduğu gibi bu konuda da tek hâkim Allah’tır. Zira “O merhamet edenlerin en merhametlisidir” (Yusuf 12:92)
Diyanet İşleri (Eski)
Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
Allah, onların hepsini bir araya topladığı gün, «Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınız» der. Onların, insanlardan olan dostları ise: «Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. Allah da buyurur ki: Allah'ın dilediği hariç, içinde ebedî kalacağınız yer ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
Hepsini sürüp topladığı gün: "Ey cinler topluluğu, siz çok sayıda insan harcadınız." Onların insanlardan olan dostları: "Rabbimiz, bize verdiğin sürenin sonuna erişinceye kadar birbirimizden hoşlandık," derler. "Yeriniz ateştir," der. ALLAH'ın dilemesi hariç, orada ebedi kalacaklardır. Rabbin Bilgedir, Bilendir.
(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da:"Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
O hepsini toplayıp haşredeceği gün: ey Cin ma'şeri! Hakikaten şu İnse çok ettiniz!.. diye, bunların İnsten olan yardaklarını, ya rabbena, diyecekler: yekdiğerimizden istifâde ettik ve bizim için takdir buyurmuş olduğun ecele yettik, buyuracak ki: Ateş ikametgâhınız, Allahın dilediği zamanlardan başka hepiniz ondasınız, hakikat rabbin hakîmdir, habîrdir
(Hatırlayın) o gün (ü) ki (Allah) onların hepsini (huzurunda) toplayacakdır. «Ey cin (şeytanlar) cemâati, (denilecek) insanlardan bir çoğunu (başdan çıkarıb) almak (kendinize maletmek) kaydına düşdünüz ha»! Onların dostları olan insanlar da şöyle diyecek: «Ey Rabbimiz, kimimiz kimimizden fâide gördük, bizim için takdir etdiğin va'deye erdik». Buyuracak ki: «Allahın diledikleri müstesna olmak üzere, içinde ebedî kalıcı olduğunuz ateş karargâhınızdır sizin». Şübhesiz ki Rabbin tam hüküm ve hikmet saahibidir, hakkıyle bilendir.
Ve (Allah) o gün, onları hep berâber bir araya getirecektir. (Kendilerine:) “Ey cinler (tâifesinden olan şeytanlar) topluluğu! Şübhesiz ki (siz,) insanlardan (inkâr edenlerin sayısını) çoğaltmak istediniz!” (denilecek). Onların insanlardan olan dostları ise diyecek ki: “Rabbimiz! (Doğrusu biz) birbirimizden faydalandık ve bize takdîr ettiğin ecelimize ulaştık!” (O da) şöyle buyuracak: “Allah'ın dilediği müstesnâ, içinde ebediyen kalıcı kimseler olarak, varacağınız yer ateştir!”(2) Şübhesiz ki Rabbin, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır, Alîm(herşeyi hakkıyla bilen)dir.
(2)Burada geçen “müstesnâ” kelimesinden maksad, ya hesab verme zamânıdır ki, ehl-i Cehennem henüz ateşe girmemişlerdir. Veya zaman zaman ateşten çıkarılıp, daha büyük azab veren “zemherir(soğukluk) vâdisi”ne konuldukları zamandır, öyle ki bu azâbın dehşetinden bir an evvel ateşe dönmek isterler. Veya o istisnâ, dünyada amel cihetiyle artık Cehenneme girmesi neredeyse mukadder olan kişinin, hidâyete mazhar olarak bu netîceden kurtulmasıdır. (Râzî, c. 7:13, 202)
İlyas Yorulmaz
Allah onları toplu bir halde dirilttiği gün “Ey karanlık düşünceler topluluğu! İnsanlardan yanınıza çektiklerinizle (yeryüzünde) çoğunluklar haline geldiniz. Kötü düşünenlerin yardımcılarından bilinenler “Rabbimiz sen bize tanıdığın zamana kadar, biz birbirimizden faydalandık (işbirliği yaptık). Allah “Allah dilemedikçe, ateş, sizin sürekli kalacağınız yerdir” dedi. Senin Rabbin her şeye, bildiğine göre hüküm verendir.
Onların hepsini topladığı gün, «— Ey cin ve şeytan cemaati! İnsanlardan ittibaınızı çoğaltınız» denir, İnsandan olan dostları da «— Ey Rabbimiz! Biz birbirimizle menfaatlendik [⁵]. Şimdi bizim için mukarrer kıldığın vâdemize eriştik» [⁶] derler. Allah der ki «— Ateş, sizin yurdunuzdur, orada daim kalın, Allah/ın dilediği başka [⁷], çünkü Rabbin hakimdir, hakkıyle âlimdir.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 128. Ayet Açıklaması
[5] Tâbi ile metbu birbirinden menfaat gördü.[6] Dirildik; hesap günü geldi.[7] Dilediği vakit veya kimse bundan hariçtir.
Kadri Çelik
Allah hepsini toplayacağı gün, “Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” der. İnsanlardan onlara dost olanlar, “Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık” derler. (Allah) Der ki: “Allah'ın dilemesi dışında ateş, sizin içinde ebedi kalacağınız konaklama yerinizdir.” Şüphesiz Rabbin, hikmet sahibi olandır, bilendir.
Allah, insanların tümünü huzurunda hesaba çekmek üzere topladığında, cin şeytanlarına seslenecek: “Ey cinler topluluğu, siz insanların çoğunu yoldan çıkardınız!” Bu cinlerin, insanlar arasındaki yardakçıları suçlarını itiraf ederek, “Ey Rabb’imiz!” diyecekler, “Bizler, şeytanlarla karşılıklı yardımlaşarak birbirimizden faydalandık. Böylece, zulüm ve haksızlıklarla dolu bir hayat sürdük ve sonunda, bizim için belirlediğin yaşam süremizin sonuna geldik. Fakat şimdi, ne büyük bir suç işlediğimizi anlıyoruz!” Bunun üzerine Allah, “Son pişmanlık size fayda vermeyecek! Bu yüzden varacağınız yer, cehennem olacaktır. Allah kurtuluşunuzu dilemedikçe, sonsuza dek orada kalacaksınız!” diyerek en âdil hükmü verecektir. Hiç kuşkusuz Rabb’in, sonsuz ilim ve hikmet sahibidir.
Topluca onları bir araya getireceği / toplayacağı gün:
-“Ey Cinn Topluluğu! İnsanlar’dan çok çektiniz” (dedi).
Onların, İnsanlar’dan veliyyleri de:
-“Rabbimiz! Birbirimizden yararlandık. Bizim için belirlediğin ecelimize ulaştık” dediler.
-“Ateş sizin sürekli kalacak yerinizdir; Allah’ın diledikleri başka!” dedi.
Senin rabbin, alîm hakîmdir.
(Allah) onların hepsini topladığı (mahşer) günü (cinlere): “Ey cin topluluğu! İnsanlardan çok faydalandınız.” deyince, cinlerin insanlardan olan dostları: “Ey Rabbimiz! Hayır, biz birbirimizden faydalandık. En sonunda da bize verdiğin mühletin sonuna vardık.” diyecekler. Allah da: “Artık sizin sonsuz ikametgâhınız, cehennemdir. Siz, Rabbinizin dilemesi dışında1 orada ebedî olarak kalacaksınız.” diyecek. Şüphesiz Rabbin, hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyi bilendir.
1 Yani eğer; Rabbin dilerse cehennemde ebedî kalmayanlar veya daha başka şekilde azap edilecek olanlar bulunabilir. Aslında kâfirler cehennemde ebedî olarak kalacaklar ve oradan hiç çıkmayacaklardır. Ancak buradaki, “Rabbinizin dilemesi dışında” ifâdesi, “Allah dilediklerini cehennemden çıkarsa bile ona hesap soracak yoktur.” anlamında, Allah’ın hükümranlığını ifâde etmek içindir. Ancak ayetteki istisna (اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اللّٰهُ) şeklinde, şahıslara ait değil de (اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُ) diye buyrularak zamana aittir. Bundan da; “Kâfirlerin bazen, ateş azabından çıkarılıp soğuk azabına atılacağı, daha sonra tekrar ateşe döndürüleceğini” anlamak birçok ayette ifadesini bulan “cennet ve cehennem hayatının ebediliği” hükmüne daha uygundur. Bk. (Hûd: 107)
Muhammed Esed
ALLAH, onları[n tümünü] bir araya topladığı o Gün, “Ey görünmez [şeytanî] varlıklar ile yakınlık içinde olanlar! Siz [diğer] birçok insanı tuzağa düşürdünüz!” [diyecektir]. 112 Onlara yakın olan 113 insanlar [ise,] “Ey Rabbimiz! Biz [hayatta] birbirimizin arkadaşlığından yararlandık; ama [artık] süremizin sonuna geldik -Senin bizim için tayin ettiğin sürenin- [ve artık yolumuzun yanlışlığını görüyoruz!]” diyecekler. [Ama] O, “Sizin kalıcı-yurdunuz ateş olacak, Allah aksini dilemedikçe!” 114 diyecektir. Şüphe yok ki Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
O gün O, onların hepsini bir araya toplayacak ve onlara diyecek ki: “Ey görünmez cin şeytanlar topluluğu, siz insanların çoğunu yoldan çıkarmak için her şeyi kullandınız.” Bunun üzerine onların yandaşları olan insanlar da: “Rabbimiz, biz birbirimizden istifade ettik/iş birliği yaptık ve nihayet bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik.” derler. Allah da buyurur: “Allah, sizin oradan çıkmanızı dilemedikçe, içinde yerleşip kalacağınız yer ateştir. Zira senin Rabbin, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyi bilendir.” 26/92...103, 34/20-21, 36/60...67, 23/106-107
Yine O, onların tümünü bir araya topladığı o gün, “Ey görünmez (şerli) varlıklar! Siz insanlardan birçoğuna epey çektirdiniz!” (diyecek). Onları veli edinen insanlarsa; “Rabbimiz! Biz birbirimizden epey yararlandık, nihayet senin bizim için tayin ettiğin sürenin sonuna geldik!” diyecekler. (Ve) O, “Ateş sizin içinde yerleşip kalacağınız ikametgâhınız olacaktır; tabii ki Allah aksini dilemedikçe”[1121] diyecektir. Kuşkusuz Rabbin her hükmünde tam isabet eder, her şeyin hakikatini bilir.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 128. Ayet Açıklaması
[1121] Cehennemliklere ilişkin bu istisna cümlesinin bir benzeri Hûd sûresinin 108. âyetinde cennetlikler söz konusu olduğunda da kullanılır. Âyetin üslubu, cehennemin “dâru’t-terbiye” olduğu görüşünün teyidi sayılabilir (Bkz: 11:107-108).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o gün ki, (Allah Teâlâ) onların hepsini haşr-edecektir. «Ey cin tâifesi! İnsanlardan birçok kimseler edindiniz (diye buyuracak).» Onların insanlardan dostları olanlar da: «Rabbimiz! Bizim bazımız bazımızdan faidelendik ve bizim için tayin ettiğin ecelimize erdik,» diyecekler. Cenâb-ı Hak da buyuracak ki: «Ateş sizin karargâhınızdır, orada ebedîyen kalacaksınız, ancak Allah Teâlâ'nın dilediği müstesna.» Şüphe yok ki, senin Rabbin hakîmdir, alîmdir.
Gün gelecek, Allah onların hepsini huzurunda toplayıp: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan çoğunu yoldan çıkardınız ha! ” diyecek. İnsanlardan onlara uymuş olanlar diyecekler ki: “Ey Ulu Rabbimiz! Kimimiz kimimizden faydalandık ve bize tayin ettiğin müddetin sonuna ulaştık. ”O buyuracak ki: “Meskeniniz ateştir. Allah'ın diledikleri hariç, hepiniz içinde ebedî kalmak üzere oradasınız. ” Gerçekten Rabbin hakîmdir, alîmdir (tam hüküm ve hikmet sahibidir ve O her şeyi hakkıyla bilir). [36, 60-62]
Allah, ilm-i ezelîsinde, imana gireceklerini bildiği ve nüzul vaktine göre ileride Müslüman olacak olanları istisna etmektedir. Bir de şöyle diyenler vardır:” Burada istisna, vakit mânasınadır, yani “Allah’ın dilediği vakitler hariç” demektir. Cehennemlikler zaman zaman ateşten, zemherir soğuğuna nakledilirler.”
Süleyman Ateş
Hepsini bir araya toplayacağı gün: "Ey cin(şeytan)lar topluluğu, (der), siz insanlarla çok uğraştınız." Onların, insan dostları derler ki: "Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık." (Allah da) buyurur ki "Durağınız ateştir. Allah'ın, dile(yip affet)mesi hariç, orada ebedi kalacaksınız." Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
Herkesi toplayacağı gün Allah şöyle diyecektir: “Ey cinler! Bir çok insanı ele geçirdiniz.” Onların insan dostları diyecekler ki "Rabbimiz! Birbirimizden yararlandık. Nihayet bize biçtiğin sürenin sonuna ulaştık." Allah şöyle diyecek: “Yeriniz, içinde ölmeyeceğiniz ateştir. Koyduğum kurala uymuş olanlarınız başka!” Senin Sahibin doğru karar verir, her şeyi bilir.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 128. Ayet Açıklaması
[*] Bkz. Nisa 4:48 ve dipnotu. Allah, şirkin dışındaki günahları affedebileceğini bildirdiği için müşrik olmadığı halde ebedi cehennem cezasını hak edenler çıkarılabilirler.
Şaban Piriş
Allah, hepsini toplayacağı gün: -Ey cin topluluğu, insanların çoğunu yoldan çıkardınız, der. Onların dostları olan insanlar ise: -Rabbimiz, birbirimizden istifade ettik ve bizim için belirlediğin sonuca ulaştık, derler. -Cehennem, Allah'ın dilemesi dışında, sizin ebedi kalacağınız mekanınızdır” der. Şüphesiz Rabbin hakimdir, bilendir.
İnsanların ve cinlerin hepsini huzurunda topladığı gün Allah “Ey cinler topluluğu, siz insanlardan pek çok kimseyi baştan çıkardınız” buyurur. Onların insanlar arasındaki dostları “Rabbimiz,” derler. “Biz birbirimizden yararlanarak Senin bize takdir ettiğin ecelimize eriştik.” Allah buyurur ki: Sizin yeriniz ateştir. Allah'ın diledikleri müstesna, hepiniz orada sürekli kalacaksınız. Muhakkak ki senin Rabbin her işi hikmetle yapan, herşeyi hakkıyla bilendir.
Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: "Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz." Onların insanlardan olan dostları şöyle derler: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik." Buyurur ki: "Barınağınız ateştir. Allah'ın dilediği zamanlar hariç orada süreklisiniz." Senin Rabbin Hakîm'dir, Alîm'dir.