Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 802, sondan 5435. ayet; 6. sure ve bu surenin 13. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 1075 olarak hesaplanmıştır.
وله ما سكن في اليل والنهار وهو السميع العليم
ولهماسكنفياليلوالنهاروهوالسميعالعليم
Velehu mâ sekene fî-lleyli ve-nnehâr(i)(c) vehuve-ssemî’u-l’alîm(u)
Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bu âyette de Allah’ın hükümranlığı teyit edilerek göklerde ve yerde bulunanlar gibi gece ile gündüzde barınan her şeyin yani bütün zaman kategorisine giren varlıkların da Allah’ın mülkünden olduğu; Allah’ın, ister gecenin karanlığında, ister gündüzün aydınlığında olsun, her varlığı, her olup biteni kesin olarak duyup bildiği ifade edilmiştir.
Gecede ve gündüzde barınan her şey yalnızca O’na aittir. O, duyandır, bilendir.
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir; bilendir.
Gece ve gündüzde barınıp yaşayan her şey O'nundur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Gecenin ve gündüzün (göklerin ve yerin içinde) barınan (ve bulunan) her şey O'nundur. O, İşitendir, Bilendir. (Her varlığın ve olayın en ince ayrıntısına kadar kaydını tutmaktadır.)
Geceleyin ve gündüzün yaşayıp barınan ne varsa hepsi, onundur ve odur duyan, bilen.
Halbuki gecenin ve gündüzün barındırdığı herşey O'nundur; ve yalnızca O'dur, herşeyi duyan ve herşeyi bilen.
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitir, O'nun ilmi her şeyi kucaklar.
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O duyandır, bilendir.
Geceleyin ve gündüzün barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir.
Halbuki gecede ve gündüzde yerleşenle hareket eden ne varsa O'nundur. O, herkesin sözlerini işitendir, bütün hallerini bilendir.
Hâlbuki gece ve gündüzdeki duran ve hareket eden her şey O’nundur. O işitendir, bilendir.
Gece ile gündüzde bulunan her şey O'nun, O işitir, O bilir
Gece ve gündüzün içinde barınan her şey O'nundur. Ve O'dur yalnızca her şeyi hakkıyla duyan ve hakkıyla bilen.
Gecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir.
Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir, bilendir.
Geceleyinde gündüzünde barınan her şey O'nundur. O İşitendir, Bilendir.
Gecede, gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir.
Halbuki gecede gündüzde barınan ne varsa onun, ve işiden bilen ancak o
Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şey Onundur. O, hakkıyle işidendir, gerçek bilendir.
Gece ve gündüzün içinde barınan şeyler de O'nundur. O ise, Semî' (herbirinin sesini hakkıyla işiten)dir, Alîm (hâllerini hakkıyla bilen)dir.
Gece ve gündüzün içinde barınan her şey de Allah’a aittir. O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Gece de, gündüz de ne varsa hepsi O/nundur. O, işiten, hakkıyle bilen Zattır.
Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir, bilendir.
Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şey O’nun kudret ve hükümranlığı altındadır ve O, her şeyi işitendir, bilendir.
Gece ve Gündüz’de yerleşenler / sükûn bulanlar O’nundur.
Bilen İşiten de O’dur.
Gece ve gündüzde barınan her şey Onundur. Ve O hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.
halbuki, gecenin ve gündüzün barındırdığı her şey O'nundur; ve yalnızca O'dur her şeyi duyan, her şeyi bilen.
Oysa gecenin ve gündüzün içinde bulunan her şey Allah a aittir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. 2/244, 3/29, 14/38, 16/23, 21/4,
Oysa gecenin ve gündüzün koynunda yatan her şey O’na aittir; ve yalnızca O’dur duyulmayanı duyan, varlığın sırrını bilen.[1023]
[1023] Duyma ve bilmenin zirvesini ifade eden belirlilik tercümeye böyle yansımıştır.
Halbuki, gecede ve gündüzde barınan her ne varsa O'nundur ve hakkıyle işiten, bilen de ancak O'dur.
12, 13. De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir? ” “Allah'ındır” de. O, rahmet etmeyi Kendisine ilke edinmiştir. O, geleceğinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet günü sizi bir araya toplayacaktır. Kendilerini en büyük ziyana uğratanlardır ki iman etmezler. Halbuki gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitir ve bilir.
Yüce ve merhametli Yaradan, sırf kendi iradesi ile rahmet ve merhametle muamele etmeyi, Zatına bir yasa edindiğini beyan buyuruyor. “Allah, yaratıkları var etmeyi dilediğinde, Kendi nezdinde Arş üzerine koyduğu bir fermanında: Benim merhametim gazabımdan ileridir.” diye yazmıştır” (hadis-i şerif). Bir başka hadiste, Allah’ın yüz rahmet yaratıp, bir bölümünü dünyaya bıraktığı, bütün yaratıklardaki şefkatin bunun eseri olduğu, âhirette ise kalan 99 rahmeti ile takviye edilmiş olarak bu rahmet ile muamele buyuracağı bildirilir.
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir.
Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şey O’nundur. Dinleyen ve bilen O’dur.
Gecenin ve gündüzün içinde bulunan her şey Onundur. O, işiten ve bilendir.
Gecede ve gündüzde barınan ne varsa Onundur. O herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
Gecenin ve gündüzün içinde yer alan her şey O'nundur. O, Semî'dir, her şeyi duyar; Alîm'dir, her şeyi bilir.
daħı anuñdur ol kim dölendi gicede daħı gündüzde daħı ol işidicidür bilicidür.
Daḫı Tañrınuñ ḫalḳı mülkidür, sākin olanlar gicelerde ve gündüzlerde.Daḫı ol Tañrı işidici, bilicidür.
Gecədə və gündüzdə mövcud olan hər bir şey Onundur. O, (hər şeyi) eşidəndir, biləndir.
Unto Him belongeth whatsoever resteth in the night and the day. He is the Hearer, the Knower.
To him belongeth all that dwelleth (or lurketh)(845) in the night and the day. For he is the one who heareth and knoweth all things."(846)*
845 Sakana = (1) to dwell; (2) to rest, to be still, to stop (moving), to lurk; (3) to be quiescent, as a letter which is not moved with a vowel. If we imagine Night and Day to be places, and each to have (dwelling in them) things that are open and things that are concealed, things that move and things that are still, things that are sounded and things that are quiescent, we get some idea of the imagery implied. The mystery of Time (which seems more abstract than Space) is thus explained and illustrated by the idea of Place or Space, which also is a notion and not a concrete thing. But He Who has control of all these things is the one true Allah. 846 Throughout this section we have a sort of implied dialogue, of which one part is understood from the other part, which is expressed. In verse 11, we might have an imaginary objector saying: "Why go back to the past?" The answer is: "Well travel through the world, and see whether it is not true that virtue and godliness exalt a nation, and the opposite are causes of ruin. Both the past and the present prove this." In verse 12 the objector may say: "But you speak of Allah's power?" The man of God replies: "Yes, but Mercy is Allah's own attribute, and knowledge and wisdom beyond what man can conceive."