Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 934, sondan 5303. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 145. ayetidir. En'am Suresi 145. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 128 ve toplam ebced değeri ise 10240 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل لا اجد في ما اوحي الي محرما على طاعم يطعمه الا ان يكون ميتة او دما مسفوحا او لحم خنزير فانه رجس او فسقا اهل لغير الله به فمن اضطر غير باغ ولا عاد فان ربك غفور رحيم
De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200]
Hayvanlarla ilgili olarak yenilmesi haram olanlar bildirilmektedir (yenilmesi haram ve mubah olan hayvanlar ve “zaruret” hali hakkında bilgi için bk. Bakara 2:173; Mâide 5:3).
Mehmet Okuyan
De ki: “Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan veya domuz eti –ki bu pisliğin kendisidir– ya da günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, onu yiyecek kimseye haram kılınmış bir şey bulamıyorum.” (Ancak) azgınlık yapmayacak ve sınırı aşmayacak şekilde kim (bunlardan yemek) zorunda kalırsa, (bilsin ki) Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Yüce Allah yiyecek, içecek vs. şeylerle ilgili olarak insanların bazen kendi iradeleri dışında gelişebilecek birtakım durumları da hatırlatmaktadır. İfadenin edilgen getirilmesinin nedeni de bu olsa gerektir. Böyle mecburiyetlerin ve kaçınılmaz durumların yaşandığı anlarda daha önce haram kılındığı belli olan hükümlerin askıya alınabileceğini, bu yasak hükümlerin o zamanlarda uygulanmayabileceğini haber vermekte, benzer sıkıntılı durumlarda, yaşanabilecek çaresizlik hallerinde müminlere ruhsat vermektedir.,Benzer mesajlar: Bakara 2:173; Mâide 5:3; Nahl 16:115. Bu ayette, bir sonraki ayette de ifade edildiği üzere, yahudilerin azgınlıkları nedeniyle kendilerine haram kılınan tırnaklı hayvanlar ve başka bazı etlerle yağlar konusundaki kabulleri reddedilmektedir. Ayetteki bilgi yahudi algısını redde yöneliktir; yoksa bütün haramlar burada sayılıyor değildir. Nitekim, içki, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, her türlü batıl kazanç, üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların yenmemesi gibi hususlar başka ayetlerde yer almaktadır.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Bana vahyedilende, leş veya akan kan veya iğrenç bir şey olan domuz eti ya da üzerinde Allah'tan başka bir ismin anıldığı günahkârca bir kurban dışında, yenmesi yasak olan hiçbir şey bulamıyorum. Ama kişi zaruret içindeyse, başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere yiyebilir. Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.”
De ki: “Bana vahyolunanda; leş, akıtılmış kan, pis olan domuz eti veya bir sapkınlık olarak Allah'tan başkası adına kesilmiş olanlar hariç, yiyecek kimse için haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Kim mecbur kalırsa haddi aşmadan, zaruri ihtiyacı kadar bunlardan yiyebilir. Kuşkusuz Rabb'in Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
De ki: (Bana vahyolunan Kur'an'da) “Leş veya akıtılmış kan veya domuz eti -zaten pistir-, ya da fasıklıkla Allah'tan başkası adına kesilen hayvanların dışında; yenmesi haram kılınmış hiçbir şey bulamıyorum. Hatta mecbur ve muhtaç kalan kimse, başkasının hakkına el uzatmamak ve haddi aşmamak üzere bunlardan bile yiyebilir. Çünkü Rabbin gerçekten bağışlayan ve merhamet edendir.”
De ki: Bana vahyedilenler arasında ölmüş hayvan etinden, dökülmüş kandan, yahut da domuz etinden başka, yiyene haram edilen bir şey bulamıyorum ben. Şüphe yok ki domuz, pistir ve bir de Allah'tan başkası için kesilen hayvan haramdır ki bu da pek kötü bir şeydir. Ancak zorada kalana, isyan etmeyi kurmamak ve ihtiyaçtan fazla da yememek şartıyla helaldir bunlar ve hiç şüphe yoktur ki Rabbin, suçları örter, rahimdir.
De ki, ey peygamber! “Bana vahyedilenler de leş veya akan kan veya iğrenç bir şey olan domuz eti, ilâhî sınırı aşıp günah işleyerek, Allah'tan başkası adına boğazlanan hayvandan başka yiyecek bir kimse için, yenmesi haram olan hiçbir şey görmüyorum. Ama kişi, ölüm tehlikesi gibi bir zaruret içindeyse, aç gözlüce saldırmadan ve zaruri ihtiyacını da aşmadan yiyebilir, bilin ki Rabbiniz acıyandır, bağışlayandır.”
“Bana vahyolunan Kur'ân'da, bu haram dediklerinizi yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak ölmüş hayvan-leş, veya akıtılmış kan yahut domuz eti-bu gerçekten pistir, zararlıdır- yahut hak dinin kurallarının dışına çıkma, günah işleme, isyan etme kastıyla Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, helâl saymayarak, zarurî ihtiyaç sınırını aşmadan bunlardan yiyebilir. Rabbin kesinlikle kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir." de.
De ki: "Bana vahyedilenler arasında, leş, akıtılan kan, domuz eti -ki bu kesinlikle murdardır- ve yoldan çıkarak Allah'tan başkasının adına kesilmiş olanın dışında (bu sizin haram olduğunu ileri sürdüklerinizden) bir şey yiyene yediğinin haram olduğuna dair bir hüküm bulamıyorum. Kim çaresiz kalarak (haram kılınmış olanlardan) taşkınlık etmeden [17] ve aşırıya gitmeden yerse (bilsin ki) Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir."
17.Bizim "taşkınlık etmeden" anlamını verdiğimiz "ğayre bağin" ibaresiyle ne kastedildiği konusunda tefsirlerde değişik açıklamalarda bulunulmuştur: Bazı müfessirlere göre bu ibare "kendisi gibi çaresiz kalmış birinin hakkına tecavüz etmeden" anlamındadır. Bazı müfessirler ise "başkasının payına el uzatmadan" anlamı vermişlerdir. Bir başka açıklamaya göre bu ibare "haram şeyden lezzet alma veya haramı helal sayma düşüncesiyle olmaksızın" anlamındadır.
Ali Bulaç
De ki: 'Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardırya da Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum. Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla(bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir). Şüphesiz Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.
(Ey Rasûlüm) de ki: “- Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği arasında, dediğiniz gibi, haram edilmiş bir şey bulmuyorum. Yalnız haram olarak şunlar var: Ölü, yahut akıtılan kan, yahut domuz eti ki, o şüphesiz bir pistir, yahut Allah'dan başkasının adına bir fısk olarak boğazlanan. Bununla beraber her kim bunlarda çaresiz kalırsa, tecavüz etmemek ve zaruret miktarını aşmamak üzere yiyebilir. Çünkü Rabbin çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
De ki: “Bana vahyedilenler içinde yiyebilen için haram olan bir şey bulamıyorum; meğerki o şey leş veya akıtılmış kan veya domuz eti –çünkü o pistir- veya kanunsuz olarak, Allah’tan gayri şeylere kesilen bir kurban ise…” Kim, istemeyerek veya haddi aşmayarak bunlardan yemek zorunda kalırsa, bilsin ki Rabbin, Gafur ve Rahimdir.
Diyesin ki: «Bana vahyolunan şeyden, yemek istiyenlere ölü hayvanla, akan kandan, murdar olduğu, buyrum dışı olduğu için, domuz etinden, Allahtan özgesiyçin kesilmiş olan şeyden başka, haram nesne görmüyorum, sıkıntıda kalıp da azgınlık, aşırılık yapmamış bulunanı, Tanrım bağışlar, hem de yarlıgar»
De ki: “Bana vahyedilenlerde leş, akıtılmış kan, iğrenç bir şey olan domuz eti, üzerinde Allah'tan başka bir ismin anıldığı kurban dışında yenmesi yasak olan hiçbir şey görmüyorum. Kim de çaresiz kalırsa açgözlüce saldırmadan ve zaruri ihtiyacını da aşmadan (isteksiz olarak yerse bunda bir sakınca yoktur). Çünkü şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Cemal Külünkoğlu En'am Suresi 145. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:173, 5:3, 16:115Allah’ın, yenmesini yasakladığı şeylerin neden yenmediğini bilmek zorunda değiliz. Müslümanlıkta aslolan; ister hikmeti bilinsin, isterse bilinmesin, emrettiği şeyde Allah’a itaat etmek, yasakladığı şeyi de derhal terk etmektir. Derinliği ve hikmeti belli olmasa bile bir şeyin helal ya da haram olarak Kur’an’da kayıt altına alınmış olması, o şeyin bağlayıcı tarzda şer’î bir hüküm olması için yeterlidir. Bu ayette yasaklananların dışında kalanlarla ilgili toplumsal tercihlere ve alışkanlıklarına bakmak lazım. Çünkü Kur’an’ın yasakladığı yiyecekler, aralarında belli zaman geçmesine rağmen geçtiği yerlerin tamamında değişme görülmemektedir. (Bakara 2:173, Maide/53, Nahl 16:115)Yalnız bu, her bulduğunuzu yiyebilirsiniz demek de değildir. Nitekim Bakara suresinin 2:168. ayetinde “Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin!” buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.
De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir.
Bu âyetin açıklaması için aynı suredeki 119. âyetin açıklamasına bakınız.
Edip Yüksel
De ki: "Bana vahyedilende, yiyen birisi için şunların dışında haram edilmiş bir madde bulamıyorum: () Leş, () akıtılmış kan, () domuzun eti -ki pistir-, () ALLAH'tan başkasına sapıkça adanmış yiyecekler." Zorda kalan bir kimse, istekli olmaz ve sınırı aşmazsa kuşkusuz senin Rabbin Bağışlayandır, Rahimdir.
145-146 Kuran, yenmesi yasaklanan maddeleri açıklamış ve onların dışındakilerin haram olmadığını belirtmiştir. Domuzun etini haram kılan Kuran, 146. ayette dolaylı olarak, Tanrı'nın et ile yağı ayırabildiğini yağı da haram etmek istese bunu ifade edebileceğini bildirir. Ancak Allah'ı gereği gibi değerlendire-miyenler, bu ayetlere rağmen, birbiriyle çelişen yüzlerce haramı Kuran'ı ileten ve izleyen Muhammed peygambere iftira etmektedir. Bak 10:59-60; 16:112-116.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz etiki bu gerçekten pistir yahut Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.
De ki: Bana vahyolunanlar içinde bu haram dediklerinizi yiyecek bir adama haram kılınmış bir şey bulmuyorum, meğer ki şunlar olsun: Ölü yahud dökülen kan yahud hınzir eti ki o şübhesiz bir pistir yahud Allahtan başkasının ismi anılmış sarîh bir fisk, ki bunlarda da her kim muztarr olursa diğer bir muztarra tecâvüz etmediği ve zaruret mıkdârını aşmadığı takdirde şüphe yok ki Allah gafurdur rahîmdir
De ki: «Bana vahyolunanlar arasında, yiyen bir kimsenin yiyeceği içinde (sizin haram dediklerinizden böyle) haram edilmiş bir şey bulmuyorum. Yalnız gerek ölü, gerek dökülen kan, gerek domuz eti — ki bu, şübhesiz bir murdardır —, yahud Allahdan başkasının adına boğazlanmış bir fısk olmak müstesnadır. (Bunlar haramdır. Bununla beraber) kim (bunlardan bir şey'i yemiye) muztar kalırsa (kendisi gibi zaruret haalindeki bir kimseye) tecâvüz etmemek ve (zaruret mıkdarını) aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü Rabbin çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
De ki: “Bana vahyolunanlar içinde bunu (bu haram dediklerinizi) yiyecek olan bir yiyici kimseye, haram kılınmış bir şey bulmuyorum; ancak (o şeyin) ölü (usûlünce kesilmeden veya avlanmadan ölen bir hayvan) veya akıtılmış kan veya domuz eti, ki o pistir, veya (kesilirken) üzerine Allah'dan başkasının adı zikredilmiş (olmakla açıkça işlenen) bir fısk olması müstesnâ. Fakat (başkasının hakkına) tecâvüz edici ve haddi (zarûret mikdârını) aşıcı olmadan, kim(ölmeyecek kadar bunlardan yemeye) mecbur kalırsa, artık (bilsin ki) şübhesiz Rabbin, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”(1)
(1)“*اِنَّ الضَّرُورَاتِ تُب۪يحُ لْلَحْظُورَاتِ*kāidesi yani zarûret (mecbûriyet) haramı helâl derecesine getirir. İşte şu kāide ise, küllî (umûmî) değil. Zarûret, eğer haram yoluyla olmamış ise, haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa sû-i ihtiyârı ile (irâdesini kötüye kullanmakla), gayr-ı meşrû‘ (haram)sebebler ile zarûret olmuş ise, harâmı helâl edemez, ruhsatlı (izinli) ahkâmlara (hükümlere) medâr olamaz, özür teşkîl edemez. Meselâ bir adam, sû-i ihtiyârıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse, tasarrufâtı(yaptığı işler) ulemâ-i şeriatça (fıkıh âlimlerince) aleyhinde cârîdir (geçerlidir), ma‘zur (özürlü) sayılmaz. Tatlîk etse (boşasa) talâkı (boşaması) vâki‘ olur. Bir cinâyet etse, cezâ görür. Fakat sû-i ihtiyâriyle olmazsa talâk vâki‘ olmaz, cezâ da görmez. Hem meselâ bir içki mübtelâsı, zarûret derecesinde mübtelâ olsa da diyemez ki, zarûrettir, bana helâldir.” (Sözler, 27. Söz, 155)
İlyas Yorulmaz
Deki “Yemek yiyip karnını doyuracak birisi için, bana vahyolunanlar içinde, ölü eti veya akıtılmış kan veya domuz eti ki “O pisliktir”, veyahut Allah’dan başkası için adanmış kurbandan başka haram edilmiş, yiyecek bulamıyorum. Kim darda kalırsa, zaruretten dolayı, aşırı yememek ve haddi aşmamak şartıyla yiyebilir.” Senin Rabbin bağışlayan ve merhamet edendir.
Onlara de ki «— Bana vahiy olunanlar arasında haram dedikleriniz içinde ölüden veya akar kandan veya murdar olan domuz etinden veya fısk yani Allah/tan başkası için boğazlanandan başka bir yiyicinin yiyeceğinde, haram edileni bulamıyorum. Herkim ıztırar halini, ruhsat miktarını geçmeksizin bunalıp nâçar kalırsa yiyebilir; çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
De ki: “Bana vahyolunanda; leş veya akıtılmış kan yahut pis olduğunda hiç şüphe olmayan domuz eti ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Elbette haksızlık etmeksizin ve haddi aşmaksızın zorda kalan (da bilsin ki) şüphesiz bu durumda rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.”
Ey Peygamber! Yiyeceklerdeki helâl-haram sınırını belirlemek üzere de ki: “Bana vahyedilen Kur’an ayetleri ve diğer ilâhî direktifler arasında; boğazlanmadan ölmüş olan leş, akan, akıtılmış kan, domuzun eti yağı, kemiği vb. herşeyi —ki o pistir— ve Allah’tan başkasının adına kesilmiş olan hayvanlar dışında, haram dediklerinizden yemek isteyen bir kimseye haram kılınmış bir şey göremiyorum.Fakat her kim yiyecek başka bir şey bulamama veya başkasının zorlaması gibi sebeplerle bunlardan yemeye mecbur kalırsa, insan hayatını tehlikeye düşürecek biçimde başkalarının hakkına saldırmamak ve yemek zorunda kaldığı ölçüyü aşmamak şartıyla, ona da günah yoktur. Çünkü Rabb’in, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Bunların dışında haramlar bulunduğunu öne sürenlere inanmayın. Gerçi;
De ki:
-“Ölmüş hayvan eti veya akıtılmış kan veya domuz eti -ki pistir- veya yoldan çıkıp sapma / fısk olarak Allah’tan başkası için kesilenler hariç, yiyecek olan bir kimse için haram edilmiş hiçbir şeyi, bana vahyedilenlerin içinde bulamıyorum.
Kim, sınırı aşmamak, zaruret miktarını geçmemek üzere mecbur çaresiz / zarurette kaldıysa, senin rabbin, rahîm gafûrdur”.
(Ey Muhammed! Onlara): “Bana vahyolunan (Kitap)da leş,1 akıtılmış kan, gerçekten bir pislik olan2 domuz eti ya da Allah’tan başkası adına apaçık bir günâh olarak kesilmiş hayvan dışında (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için yasaklayıcı (bir emir) ve mecbur kalan kimsenin de saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla3 (bunlardan yiyebileceği)nden başka bir hüküm bulamıyorum.” de. Allah, çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.4
1 Konunun teferruatı için Bk. (Mâide: 3)2 Yani yalnız zahiren pis olanlar değil, domuz eti gibi esasen pis olanlar da haramdır. Bazı Müslümanlar, domuzun haram kılınması ile ilgili güya birçok ilmi izahlar yapmaktadılar. Bunların birçoğu hikmetçilik mantığına dayanmaktadır. Domuz eti, Allah haram dediği için haramdır ve Allah pis dediği için pistir. Yani her türlü pisliklerden temizlense bile esasen pistir ve haramdr. Buna böyle iman etmek gerekir.3 Yani ölmeyecek kadar yemek haram değildir. Ancak bu sınır aşılırsa haram olur. Her ne kadar “zaruretler haramları mubah kılarsa” da “zaruretin miktarını aşmak” da haramdır. 4 Aynı konu için Bk. (Bakara: 173, Mâide: 3, En’am: 118-119, 121)
Muhammed Esed
De ki [ey Peygamber]: “Bana vahyedilenlerde leş veya akan kan veya iğrenç bir şey olan domuz eti, veya üzerinde Allah'tan başka bir ismin anıldığı günahkarca bir kurban 134 dışında yenmesi yasak olan hiçbir şey 135 görmüyorum. Ama kişi zaruret içindeyse -aç gözlüce saldırmadan ve zaruri ihtiyacını da aşmadan [yemiş] ise- [bilin ki] Rabbiniz çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır”. 136
De ki: “Bana vahyolunan hükümler arasında; leş, akıtılmış kan, domuz eti ki o katıksız bir pisliktir ve Allah’tan başkası adına, putperestçe kurban edilen hayvandan başka, yiyecek kimse için yenilmesi haram herhangi bir şey bulamıyorum. Fakat zorda kalan kimse de iştah duymadan ve sınırı aşmadan bunlardan yerse, iyi bilsin ki senin Rabbin eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. 2/173, 5/3, 16/115, 22/30
De ki: “Bana vahyedilenler içerisinde leş ya da akan kan veya domuz eti -ki o katıksız pistir- yahut amacından saptırılarak Allah’tan başkası adına kesilen kurban dışında, yemek isteyen için[1136] yasak olan hiçbir şey göremiyorum.[1137] Fakat çaresiz kalan kimse, hakka tecavüz etmeden ve zaruret sınırını aşmadan (yemişse), unutma ki Rabbin tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 145. Ayet Açıklaması
[1136] Yenilmesi kesin yasak olan bu dört madde dışında kalanlarla ilgili kişisel ya da toplumsal alışkanlık ve tercihleri dikkate alan bir ifade için bkz: 7:157, not 119.
[1137] Bu dört madde, bu âyetten sonra sırasıyla inen Nahl 115 ve Bakara 173’de innemâ hasr edatıyla gelmiştir. Burada hasr edatının yerini lâ..illâ.. ile yapılan nefy-isbat cümlesi almıştır. Çok daha sonra inen Mâide 3 ile bu dört yasak pekiştirilmiştir. Bu sonuncu âyetin öncekilerden tek farkı leş sınıfına giren kimi hayvan ölümlerini isim isim sayarak detaylandırmasıdır. Bu dört âyetin de belâgat çatısı yasakları genişletmek değil sınırlandırmak üzerine inşâ edilmiştir. Bu sûrenin ana teması da icat edilmiş sahte kutsallar ve sahte haramlara karşı Allah’ın sınırlarını vurgulamaktır. Söz konusu iki sahte icat, sonuçta sahte bir dindarlık üretmektedir (Krş: 10:59; 2:78).
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Bana vahyedilmiş olan da yiyecek bir kimseye yiyeceği haram kılınmış bir taam bulamıyorum. Meğer ki ölü veya akar kan veya domuz eti ki bu şüphesiz bir murdar şeydir veyahut bir fısk ki, üzerine Allah'tan başkasının ismi zikredilerek kesilmiş bulunur, maahaza her kim muzdar kalırsa tecavüz etmeksizin ve haddi aşmaksızın (bunlardan yiyebilir).» Çünkü senin Rabbin şüphe yok ki gafûrdur, rahîmdir.
De ki: Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizin, yemek isteyen kimseye haram kılındığını görmüyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut pis olduğunda hiç şüphe olmayan domuz eti, veya Allah yolundan çıkarak Allah'tan başkası adına kesilen hayvan olursa başka (bunlar haramdır). Fakat kim çaresiz kalırsa başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere bunlardan yiyebilir. Çünkü Rabbin gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).
Âyetin zahiri, yenilmesi haram olan yiyecekleri leş, akan kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvan eti olarak dört sınıf olarak bildirmektedir. Halbuki haramlar, daha fazladır. Bu güçlüğü gidermek için değişik izahlar yapılmıştır. Bazı âlimlere göre haramlar dörde münhasır olduğundan zaten sorun yoktur. Selef-i Salihîn döneminden beri konu ihtilaflı olduğundan mesele içtihadîdir. Ayrıntılar için geniş tefsirlere bakılmalıdır.
Süleyman Ateş
De ki: Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki pistir- ya da Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir fısk (murdar olmuş hayvan) olursa başka (bunlar haramdır). Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) saldırmamak ve (zorunluluk) sınırı(nı) aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir). Çünkü Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir.
De ki: “Bana gelen vahiyde yiyen kişiye yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum; ölü (leş), akmış kan, tam bir zararlı olan domuz eti ya da fasıklık edip Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvan olursa başka. Kim zorda kalır da isyan etmeden ve aşırıya gitmeden bunlardan yerse senin Rabbin onu bağışlar ve ikram eder.”
De ki:-Bana vahyolunanlar arasında; ölü, akıtılmış kan, domuz eti ki -pistir- ve Allah'tan başkası adına, O'na bir isyan olarak kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir şey bulamıyorum. Bununla birlikte kim darda kalırsa, isyan niyeti taşımaksızın ve başkasının payına el uzatmadan (bunlardan yiyebilir.) Şüphesiz Rabbin, bağışlayandır, merhamet edendir.
De ki: Bana vahyedilenler arasında, yiyecek olan kimse için haram edilmiş birşey görmüyorum—ancak leş, akıtılmış kan, domuz eti—ki o pisliktir—bir de Allah'a itaatten çıkarak Allah'tan başkasının adına kesilmiş hayvan müstesna. Kim başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan (24) bunlardan yemek zorunda kalırsa, (25) şüphesiz ki Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
(24) Kendisi gibi zorda kalmış birinin hakkına tecavüz etmeden ve zaruret miktarını aşmadan.(25) Hayatî bir tehlike söz konusu olursa.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar." Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
eyit: “bulımazın anuñ içinde kim vaḥy olındı baña ḥarām olınmış yiyici üzere kim yir anı illā kim ola ölü yā ķan dökülmiş yā ŧoñuz eti. bayıķ ol ḥarāmdur yā ma'śįyet kim ün getürildi Tañrı’dan ayruķ içün her kim geñsüz olınur-ise güc eylemeyici-iken ne daħı ḥaddan geçürici-iken bayıķ çalabuñ yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcıdur.
Eyit yā Muḥammed: Men ṭapmaz‐men baña vaḥy olan Ḳur’ānda, ḥarāmnesne yiyen kişiye ki yir illā murdār ölmiş olsa, yā dökülmiş ḳan olsa, yādoñuz eti olsa. Pes ol necisdür ḥarāmdur. Yā fısḳ olsa ki ḳurbān olsa Tañrı‐dan özgeye. Pes kim żarūrete düşse, ẓulm eylemeyüp ta‘addī eylemeyüp yise,pes Tañrı Ta‘ālā yazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.