Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 880, sondan 5357. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 91. ayetidir. En'am Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 44, harf sayısı 171 ve toplam ebced değeri ise 13489 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما قدروا الله حق قدره اذ قالوا ما انزل الله على بشر من شيء قل من انزل الكتاب الذي جاء به موسى نورا وهدى للناس تجعلونه قراطيس تبدونها وتخفون كثيرا وعلمتم ما لم تعلموا انتم ولا اباؤكم قل الله ثم ذرهم في خوضهم يلعبون
Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
183. Yani Allah’ı, şanına yaraşır şekilde tanımadılar, bilemediler.184. Yahudiler, Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkâr etmek uğruna, kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkâr etme durumuna düşmüşlerdi.
Bu âyet, peygamberler ve onların gösterdikleri hidayet yolu, getirdikleri dinler ve kitaplarla ilgili önceki âyetlerin bir sonucu olarak görünmektedir.
“Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmedi” diyerek bütün peygamberleri ve ilâhî kitapları inkâr edenlerin kim veya kimler olduğu hususunda tefsirlerde değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre bu sözü söyleyen kişi bir yahudi hahamıdır. İbn Abbas’a isnad edilen bir rivayete göre Hz. Peygamber kendisiyle tartışmaya kalkışan bu hahama “Tevrat’ı Mûsâ’ya indiren Allah için doğru söyle, Tevrat’ta Allah’ın şişman hahamı sevmeyeceği yazılmış mıdır?” diye sormuş; kendisi de şişman olan haham, bu söze öfkelenerek “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmedi” demiştir (Vâhidî, Esbâbü’n-nüzûl, s. 164). Bu rivayetin doğruluğunu kabul eden müfessirlere göre En‘âm sûresi Mekkî olmakla beraber 91. âyet Medine’de inmiştir. Çünkü Mekke’de yahudi cemaati bulunmadığından böyle bir tartışmadan da söz edilemez.
Ancak söz konusu rivayetin sıhhati tartışmalıdır. Öncelikle Resûlullah’ın bir insanı şişmanlığından dolayı küçük düşürmesi onun üstün ahlâkıyla bağdaşmaz. Çünkü o, insanların dinî ve ahlâkî kusurlarını bile yüzlerine vurmaz; “İçinizde şöyle şöyle yapanları görüyorum” gibi sözlerle uyarılarını isim vermeden yapardı. Ayrıca, bir yahudi din adamının bütün peygamberleri ve kitapları inkâr etmesi inanılır gibi görünmüyor. Söz konusu rivayette hahamın bu inkârı üzerine, yahudilerin kendisini görevinden uzaklaştırarak yerine Kâ‘b b. Eşref’i getirdikleri belirtiliyor. Ancak Kâ‘b’ın Arap asıllı ve bir Arap kabilesinin lideri olması göz önüne alınırsa, bu rivayetin asılsız olma ihtimali daha da artar.
Bu durum karşısında, âyette peygamberleri ve kitapları inkâr ettikleri bildirilenlerin müşrik Araplar olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Onlar bu gibi inkârcı ifadeleriyle, önceki âyetlerde bir kısmı isimleriyle anılan peygamberleri, aynı âyetlerde üzerinde durulan Allah’ın hidayetini, tebliğlerini ve dolayısıyla insanlara yönelik rahmetini inkâr etmiş; bu suretle Allah’ı gerektiği şekilde tanımadıklarını, hakkıyla takdir etmediklerini göstermişlerdir.
Onların bu tutumlarına karşı yüce Allah, peygamberine şu soruyu sormasını öğütlemiştir: “Öyleyse Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı (Tevrat’ı) kim indirdi?” Çünkü Araplar yahudi olmamakla birlikte, daha çok ticarî seyahatler esnasında az çok bilgi edindikleri Yahudiliğe, onun peygamberlerine ve kutsal kitabına bir ölçüde saygı duyuyorlardı. Âyette bu duruma da işaret edilerek, buna rağmen “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmedi” demelerinin bir çelişki olduğu ortaya konmuştur.
Mehmet Okuyan
(İnkârcılar) Allah’ı gerektiği gibi tanımadılar; çünkü “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir!” demişlerdi. De ki: “Musa’nın insanlara bir [nûr] (ışık) ve rehber olarak getirdiği, kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıkladığınız, çoğunu gizlediğiniz ve sizin de atalarınızın da bilemediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?” De ki: “(Kitabı da indiren) Allah’tır; sonra onları bırak, daldıkları [batıl]da oyalanadursunlar!”
Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü, “Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi” dediler. De ki: “Öyle ise Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler, size öğretilmiştir.” Sen, “Allah” de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta debelenip dursunlar!
Allah'ı gereği gibi takdir etmediler. “Allah, beşere¹ hiçbir şey indirmedi.” dediler. De ki: “Musa'nın insanlar için bir nur² ve hidayet olarak getirdiği; sizin yazılı sayfalar haline getirip bir kısmını açıklayıp ama çoğunu da gizlediğiniz; sizin de atalarınızın da bilmediğiniz şeyler, kendisiyle size öğretilen Kitap'ı kim indirdi?” Sen, “Allah de.” Ve sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynaya dursunlar!
1- İlahi hiçbir özelliği olmayan, sıradan bir varlık olan insana. 2- Aydınlık.
Ahmet Akgül
O vakit (Yahudilerin sapkınları ve her dönemin inkârcıları:) "Allah, beşere (hiçbir insana ayet ve melek gibi) hiçbir şey indirmemiştir (sadece akıl vermiştir ve bu yeterlidir) ” demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek (gereği gibi tanıyıp) takdir edemediler. (Peygamber ve kitap göndermesinin hikmetini ve kıymetini bilemediler.) De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu gizleyip göz ardı ettiğiniz kitabı (Tevrat’ı) kim indirdi? (Ki onunla) Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." (Ey Resulüm, cevaben) "Allah" de, sonra onları bırak, “içine daldıkları bataklıkta ve saçma uğraşılarında” oyalanıp dursunlar (bakalım).
Allah, hiçbir kimseye hiçbir şey indirmedi dedikleri zaman Allah'ı layıkıyla tanımadılar, ululamadılar. De ki: Musa'nın, insanlara bir ışık ve onları doğru yola sevk eden bir vasıta olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Hanisiz onu kağıtlara yazdınız da yayıp açıklarsınız, hükümlerinden çoğunu da gizlersiniz, hani siz de, atalarınız da, bilmediğiniz şeyleri onun sayesinde bildiniz, öğrendiniz. De ki: Allah indirdi, sonra da bırak onları, düştükleri boş iddialarla oyalanıp dursunlar.
Nitekim Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye çalışanların hepsi, Allah hiçbir insana hiçbir vahiy ve kitap indirmemiştir, derken Allah'ı gereği gibi tanımadıklarını göstermişlerdir. De ki: “Kim indirdi, Musa'nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin de parça parça kağıtlar haline koyup, işinize geleni gösterip açıkladığınız, fakat çoğunu gizlediğiniz kitap ki, o kitapla size ve atalarınıza bilmediğiniz şeyler öğretilmiştir.” Ey peygamber! O ilâhî kelâmı Allah vahyetmiştir diye haykır ve sonra da bırak, onlar boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Onlar, Allah'ın, yüceliğini, kudretini, kadrini, zâtını vasfının, sıfatlarının tecellisinin ifade ettiği şekilde künhüyle kavrayamadılar, Allah'ı hakkıyla tanıyıp saygıyla hafsalalarına yerleştiremediler.
“Allah insanların iyiliği, kurtuluşu için hiçbir dînî-şer'i kural indirmedi” deme cehaletinde bulundular.
“Öyleyse, Mûsâ'nın, insanların iyiliği, kurtuluşu için bir nur ve hidâyet rehberi olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onları kâğıt parçaları olarak görüyor, çoğunu gizlediğiniz halde, bir kısım ilâhî kelâmı da gösteri aracı haline getiriyorsunuz. Sizin de, atalarınızın da, bilmediği şeyler Kur'ân'da size öğretilmiştir" de.
“Allah" de. Sonra onları bırak. Daldıkları bataklıkta, dünya hayatında oynamaya devam etsinler.
Onlar: "Allah bir insana herhangi bir şey indirmemiştir" derken Allah'ı hakkıyla değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet rehberi olarak getirdiği, sizin de parça parça kağıtlar haline getirip gösterdiğiniz, çoğunu da gizlediğiniz Kitab'ı kim indirdi? Size (bu kitapla) sizin de babalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." Sen: "Allah (indirdi)" de. Sonra bırak onları daldıkları şeyde oynayadursunlar.
91.İbnu Ebi Hatim`in Said bin Cubeyr`den rivayet ettiğine göre yahudilerden Malik bin es-Sayf adında bir adam gelip Resulullah (a.s.) ile tartışmaya girdi. Resulullah (a.s.) ona: "Musa`ya Tevrat`ı indirenin adına söylemeni istiyorum; Tevrat`ta Allah`ın şişman hahama kin duyduğuna dair bir şey görüyor musun?" diye sordu. Adam şişman bir hahamdı. Bu soru üzerine adam kızdı ve: "Allah bir beşere herhangibir şey indirmemiştir" dedi. Arkadaşları da: "Yazık sana, Musa`ya da mı?" diye konuştular. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu rivayet mürseldir.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime, yahudilerin: "Vallahi Allah gökten kitap indirmemiştir" demeleri üzerine indirildi.
Ali Bulaç
Onlar: 'Allah, beşere hiç bir şey indirmemiştir' demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: 'Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir.' De ki: 'Allah.' Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.
Yahudî'ler, Allah'ın kadrini gereği gibi tanıyamadılar. Çünkü: “- Allah, hiç bir insana bir şey indirmedi”, dediler. (Vahy ve kitabları inkâr ettiler.) Onlara de ki: “- Mûsâ'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de parça parça kağıtlar haline koyup hesabınıza geleni açıkladığınız, fakat çoğunu gizlediğiniz o kitabı kim indirdi? Sizin bilmediğiniz ve atalarınızın da bilmediği şeyler, size, (Peygamber diliyle Kur'an'da) öğretilmiştir. Ey Rasûlüm, sen, Allah (o kitabı indirdi) de. Sonra onları bırak, batıl dedikodularında oynaya dursunlar.
Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Hani, dediler ki; “Allah, insanlığa hiçbir vahiy indirmemiştir.” De ki: “Musa’nın getirdiği, insanlara yol gösterici ve aydınlık verici olan kitabı kim indirdi? (O kitap ki) onu yapraklar şekline sokup açıklar, çoğunu da gizlersiniz. (O kitaptan) öyle şeyler size öğretildi ki; ne sizler ne de ecdadınız onu bilmezdiniz. Sen (cevap olarak) Allah de, sonra onları (içinde) oynadıkları bataklıklarında terk et.
«Bir kimseye Allah bir şey indirmedi» demekle onlar, Allaha karşı, yaraşan saygıyı hakkiyle göstermediler, diyesin ki: «insanlara hem aydınlığa, hem de doğru yola bir kılavuz olmak üzere, Musa'nın getirdiği kâğıtlara yazdığınız, kimini göstererek, kimini gizlediğiniz, sizin de atalarınızın da bilmediğiniz şeyleri öğrendiğiniz kitabı kimdir indiren?», «Allah!» de de, bırak, oyalansınlar daldıkları nesnede
(Yahudiler:) “Allah insana hiçbir şey indirmemiştir” diyerek Allah'ın azamet ve kudretini bilip anlayamadı(klarını ortaya koydu)lar. (Resulüm onlara) de ki: “(Madem Allah hiçbir şey indirmedi o halde) Musa'nın insanlara bir nur, bir hidayet olarak getirdiği (ve sonradan adı Tevrat olan) Kitab'ı kim indirdi? (Gerçi) siz onu (ciddiye almadınız), parçalara ayırarak ve kâğıtlarda yazıya dökerek işinize geleni açıkladınız ve çoğunu da (işinize gelmediği için) gizlediniz. Hâlbuki sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler (Kur'an'la) size öğretilmiştir. (İşte o Kitab'ı indiren de) Allah'tır.” de ve sonra bırak onları, boş laflarla oyalanıp dursunlar.
"Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.
(Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü «Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi» dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resûlüm) sen «Allah» de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!
"ALLAH hiç bir insana bir şey indirmez," demekle ALLAH'ı gereği gibi değerlendirmediler. De ki: "Halka bir hidayet ve ışık olarak Musa'nın getirdiği kitabı kim indirdi -ki göstermek için onu kağıtlara yazdığınız halde çoğunu gizliyordunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri onun yoluyla öğrendiniz-?" "ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.
Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
Allahı gereği gibi tanıyamadılar, çünkü bir Allah beşere bir şey indirmedi dediler, de ki kim indirdi o, Musânın insanlara bir nûr, bir hidayet olarak getirdiği kitabı? ki siz onu parça parça kâğıtlar yapıyorsunuz, bunları ortaya atıyorsunuz da bir çoğunu gizliyorsunuz, bununla beraber şimdi size ne sizin ne atalarınızın bilemediğiniz hakıkatlar öğretilmekte, Allâh, de: Sonra bırak onları daldıkları batakta oynaya dursunlar
Yahudiler de) Allahın kadrini, ona lâyık olacak bir suretde, hakkıyle takdir etmediler. Çünkü «Allah hiç bir beşere hiç bir şey indirmedi» dediler. Söyle (onlara) ki: «Musânın insanlara bir nur ve hidâyet olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıdlar haaline koyub (işinize geleni gösterib) açıkladığınız, (fakat) çoğunu gizlediğiniz o' kitabı kim indirdi? Sizin de, atalarınızın da bilmediğiniz şeyler (Kuranda) size öğretilmişdir». (Habîbim) sen «Allah» de (geç) ve sonra onları bırak ki daldıkları batakda oynaya dursunlar!
Hâlbuki (yahudiler:) “Allah hiçbir insana birşey indirmedi” dediklerinde, Allah'ı O'nun şânına lâyık bir sûrette (hakkıyla) takdîr edemediler.De ki: “Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve bir hidâyet olarak getirdiği Kitâb'ı kim indirdi? (Siz)onu (Tevrât'ı) parça parça kâğıtlar yapıp, onları(n bir kısmını) açıklıyorsunuz;(Muhammed'in sıfatları gibi) birçoğunu da gizliyorsunuz!” Bununla berâber ne sizin, ne de atalarınızın bilmediğiniz şeyler size (Kur'ân'da) öğretilmiştir. (Ey Resûlüm! Sen Tevrât'ı da, Kur'ân'ı da) “Allah (indirdi)!” de; sonra onları bırak, daldıkları (bâtıl) içinde oynasınlar!(1)
(1)Yahudi âlimlerinden pek şişman bir adam olan Mâlik bin Sayf, bir kısım yahudilerle birlikte Resûl-i Ekrem (asm)’ın yanına gelerek, Kur’ân hakkında tartışmaya başladı. Peygamber Efendimiz (asm)da: “Mûsâ (as)’a Tevrât’ı indiren Allah aşkına soruyorum, ‘Allah, bir hıbr-ı semîne (şişman âlime) buğz eder!’ diye Tevrât’ta buluyorsun değil mi? Sen ise hıbr-ı semînsin!” buyurunca Mâlik bu söze kızarak, önce “evet” dediği hâlde sonra: “Allah hiçbir insana bir şey indirmedi” dedi. Bunu işiten diğer yahudiler: “Yazık sana! Mûsâ’ya da mı? Ne için Mûsâ’ya indirileni de inkâr ettin?” dediklerinde: “Beni Muhammed kızdırdı da ondan böyle dedim” dedi. Yahudiler de ona öfkelenerek, onu reislik makāmından azledip, yerine Ka‘b bin Eşref’i ta‘yîn ettiler. (Celâleyn Şerhi, c. 2, 395)
İlyas Yorulmaz
“Allah herhangi bir insana hiçbir şey indirmiş değildir” demekle, Allah’ı gereği gibi kavrayamadılar. Deki “Musa’nın getirdiği insanların yollarını aydınlatan ve doğruluk rehberi olduğu halde, sizin işe yaramaz kâğıt parçaları haline getirdiğiniz ve bir kısmını da insanlara açıklayıp ve pek çoğunu da gizlediğiniz, sizin ve atalarınızın bilmediği şeylerin öğretildiği kitabı kim indirdi.” Sonra onlara deki “(Tevrat’ı) Allah indirdi.” Sen onları bulundukları durumda bırak da, oyalanıp dursunlar.
Yahudiler Allah/ı hakkıyle takdir edemediler [¹]; çünkü «— Allah beşere hiçbir şey indirmemiştir» dediler. Onlara de ki «— Musa/nın nâs/a nur, hidayet olmak üzere getirdiği Kitabı kim indirmiştir? Siz onu perakende kâğıtlara kor, ondan dilediğinizi aşikâr kılar, çoğunu da saklarsınız. Sizin de babalarınızın da bilmedikleri şeyler Kur/an/da öğretilmiştir. «— Kitap indiren Allah/tır» de. Sonra onları daldıkları şeye bırakıver de [²] oynasınlar, dursunlar.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 91. Ayet Açıklaması
[1] Hakkıyle tanımadılar da hukukuna riayet etmediler, hakkıyle tâzim edemediler, hakkıyle Allah'ı tavsif edemediler.[2] Tehdit makamındadır.
Kadri Çelik
“Allah hiç bir insana bir şey indirmemiştir” dedikleri zaman Allah'ı gereği gibi takdir etmediler. De ki: “ Peki, Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıtlar haline koyup işinize geleni gösterdiğiniz, fakat çoğunu gizlediğiniz ve sizin de babalarınızın da bilmediğiniz birçok şeyleri sayesinde öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi?” De ki: “Allah (indirdi).” Sonra da onları bırak, içine daldıkları şeylerde oyalanıp dursunlar!
Onlar, sözleri ve davranışlarıyla “Allah hiçbir insana vahiy nâmına bir şey göndermemiştir!” diyerek, Allah’ı yücelik ve şânına yaraşır biçimde tanıyamadıklarını, O’nun adâlet, kudret, ilim, hikmet gibi vasıflarıyla gereği gibi kavrayamadıklarını ortaya koydular. Onlara de ki: “Peki, madem Allah hiçbir şey indirmedi de, Mûsâ’nın insanlara yol gösterici bir ışık olarak getirdiği ve sonradan Tevrat adını alan ilâhî kitabı kim indirdi? Gerçi siz onu da pek ciddiye almıyorsunuz, Kutsal kitabın özü ve manasıyla ilgileneceğiniz yerde, onu gösterişli, yaldızlı kitaplar hâline getirerek suya sabuna dokunmayan bölümlerini açıklıyor, fakat bir çoğunu da işinize gelmediği için gizliyorsunuz. Hâlbuki sizin ve atalarınızın bilmediği bir çok şey, size bu kitap sayesinde öğretilmişti. Söyleyin, bunca bilgileri size öğreten kimdir?” Ve itiraf edecekleri cevabı kendin ver: “Elbette ki Tevrat’ı, İncil’i ve Kur’an’ı göndererek insanlığı eğiten, Allah’tır!” de, sonra bırak onları, içine daldıkları cehâlet bataklığında çırpınıp dursunlar! Evet, Allah her devirde insanlığı eğitecek vahiyler göndermiştir:
“Allah bir beşere hiçbir şey indirmedi” dediklerinde Allah’ı gerçek gücüyle takdir etmediler.
De ki: -“Babalarınızın ve sizin bilmediğiniz şeyler öğretilmiş iken, beyan ettiğiniz ve çoğunlukla gizlediğiniz; kırtasî / yazılı yapraklar yaptığınız, İnsanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak Musa’nın getirdiği Kitab’ı kim indirdi?”.
De ki: -“Allah”.
Sonra bırak onları; bataklıklarında oynayıp dursunlar!
O (Yahûdî kâfirler): “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir.”1 demekle Allah’ı tam olarak tanıyamadılar.2 (Ey Muhammed!) onlara: “Mûsa’nın insanlara bir nur ve hidâyet kaynağı olarak getirdiği, sizin işinize gelen tarafını açıklayıp çoğunu gizli tutarak (basit) kâğıt parçalarına dönüştürdüğünüz,3 aslında sizin ve babalarınızın, bilmediğiniz birçok şeyi kendisinden öğrendiğiniz Kitab’ı size kim gönderdi?” diye sor ve: “Allah’tır” de. Sonra da bırak onları, daldıkları saçmalıklarla oyalansın dursunlar.
1 Malik b. Sayf, şişman bir adam idi. Rasûlullah’ın yanında konuşurken Rasûlullah kendisine: “Mûsa’ya Tevrât’ı indiren Allah’a yemin vererek soruyorum, Tevrât’ta Allah şişman âlimlere buğz eder diye yazdığını biliyorsun değil mi? Hâlbuki sen şişman bir âlimsin, Yehudîlerin yedirdiği şeylerden semizlemişsin” buyurdu. Bunun üzerine orada bulunanlar gülüşünce Malik kızdı ve Hz. Ömer’e dönüp: “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir.” dedi. Bu sözünden dolayı Yahûdîler de bu adamı reislikten azledip yerine Kâb b. Eşref’i geçirdiler. Bu âyetin iniş sebebi bu olaydır. (Vâhidî)2 Allah’ı tam olarak tanıyamadılar. Allah’ın her şeye kadir, rahman, rahîm olduğuna iman etmediler. Nimet ve rahmetinin kadrini bilmediler. Hâsılı takdirsizlik ve nankörlük yaptılar ve “Allah bir beşere hiçbir şey indirmedi” dediler. Böyle demekle yalnız beşeriyet hakkında bir takdirsizlik değil, Allah hakkında takdirsizlik ettiler, Allah’ın en büyük rahmet ve nimeti olan vahyi, inkâr etmek cüretinde bulundular. Allah dediği zaman ne dediğini bilmeyerek, bu ismin ne kadar sonsuz bir kudret ifade ettiğini gereği gibi düşünemediler. Hem de bunu güya Allah’a iman ettiklerini söyleyen Yahudiler dediler. 3 Bu âyet; o “basit kâğıt parçaları” haline getirilen, asıl Tevrât’ın günümüze kadar gelmiş halinin mükemmel bir tarifidir. Bu sebeple bugün, Yahûdîlerin elindeki kitap; Tevrât değil, Tevrât olduğu zannedilen veya Tevrât diye pazarlanmaya çalışılan kâğıt parçalarıdır. Bu durumdaki Yahûdîler de “kitap ehli” değil, kendilerine “Yahûdî” adını veren kâfirlerdir.
Muhammed Esed
Nitekim onlar, “Allah insana hiçbir şey vahyetmemiştir!” derken Allah'ı gereği gibi kavramadıklarını göstermişlerdir. De ki: “Kim indirdi Musa'nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin [sırf] kağıt parçaları olarak gördüğünüzü, 72 [o kadar] çok gizlediğiniz halde bir gösteri aracı yaptığınız o ilahî kelâmı? Halbuki [onunla] size ne sizin ne de atalarınızın bilmediği şeyler öğretilmişti.” 73 “Allah [o ilahî kelâmı vahyetmiştir]!” de; ve sonra da bırak, onlar boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Onlar, “Allah, hiçbir beşere hiçbir şey indirmemiştir” diyerek Allah’ı gereği gibi takdir edip tanıyamadılar.1 Sor onlara “Musa’ya gelen, insanlık için bir rehber ve nur olan, kâğıtlara yazdığınız, böylece bir kısmını açıklayıp2 (İşinize gelmediği için) çoğunu gizlediğiniz,3 sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri kendisiyle öğretildiğiniz o kitabı kim indirdi?” “Allah!” de! Sonra bırak onları, boş laflarıyla oyalanıp dursunlar.4, 122/74, 39/67, 24/115, 23/49, 47/25, 33/187, 5/15-44, 415/3, 43/89, 67/29
Onlar “Allah’ın kimseye bir şey indirdiği yok” derken, Allah’ı hakkıyla takdir edemediler.[1087] De ki: “Kim indirdi Musa’nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin papirüs parçalarına dönüştürdüğünüz, çok gizlediğiniz hâlde sadece gösteriye açtığınız, sizin ve atalarınızın bilmediği birçok şeyi kendisi sayesinde öğrendiğiniz kitabı?” “Allah’tır!” diye cevap ver! Sonra da bırak, daldıkları boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 91. Ayet Açıklaması
[1087] “Allah’ı hakkıyla takdir etmek”, Allah’ın hakkını bilmekle olur. Allah’ın hakkını bilen, Allah’a hakkını teslim eder. Bunun bir tek yöntemi vardır: Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmak. Yani müslüman olmak, Allah’a hakkını teslim etmektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve (Yahudiler) Allah Teâlâ'nın kadrini O'nun şan-ı ulûhiyetine layık olacak bir surette takdir edemediler. Çünkü, «Allah insanlara birşey indirmiş değildir,» dediler. De ki: «Musa'nın bir nûr ve nâs için bir hüda olarak getirmiş olduğu kitabı kim indirmiştir? Siz onu parça parça kağıtlara yazıyor, meydana koyuyorsunuz ve birçoğunu da gizliyorsunuz ve sizin babalarınızın bilmediklerini öğretilmiş oluyorsunuz». Sen «Allah» de, sonra onları bırak, daldıkları batakta oynayıp dursunlar.
Bazı Yahudiler de Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir. ” dediler. Sen onlara de ki: “Peki, Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve rehber olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıtlar haline koyup işinize geleni gösterdiğiniz, fakat çoğunu gizlediğiniz ve sizin de babalarınızın da bilmediğiniz birçok şeyleri sayesinde öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi? ”Ey Resulüm sen: “Allah indirdi. ” de! sonra bırak daldıkları batıllarında oynaya dursunlar. [10, 2; 17, 94-95]
Allah'ı şanına yaraşır biçimde tanıyamadılar, zira "Allah, insana bir şey indirmedi" dediler. De ki: "Öyleyse Musa'nın, insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği, ki siz onu parça parça kağıtlar haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?" "Allah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.
(Yahudiler[1]) Allah'a hak ettiği ölçüde değer vermediler. Çünkü “Allah hiçbir insana bir şey indirmiş değildir." dediler. De ki "Öyleyse Musa'nın insanlar için bir ışık (nur)[2] ve bir yol gösterici olarak getirdiği o Kitabı kim indirdi? Siz onu yapraklar üzerine döküp gösteriyor birçoğunu da gizliyorsunuz. Size de atalarınıza da bilmedikleri şeyler öğretilmiştir. Sen, "Onu indiren Allah’tır” de sonra onları daldıkları yerde bırak da oynamaya devam etsinler.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 91. Ayet Açıklaması
[*] Ayetin devamından bunların Yahudiler olduğu anlaşıldığı için bu ifade kullanılmıştır. [2] Nur, ışık kaynağının sebep olduğu aydınlıktır. Bkz: Rahman 55:5.
Şaban Piriş
Allah'ın hiç bir beşere, hiç bir şey indirmediğini söylemekle, Allah'ı hakkıyla tanıyamadılar. De ki:-Öyleyse Musa'nın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, sizin de yapraklar haline getirip açıkladığınız, çoğunu da gizlediğiniz, siz ve babalarınız hiç bir şey bilmezken öğretildiğiniz o kitabı kim indirdi? “Allah” de sonra onları bataklıklarında oynamaya bırak.
Onlar, “Allah beşere birşey indirmemiştir” derken, Allah'ı lâyıkıyla takdir edemediler. De ki: Öyleyse, Musa'nın insanlara nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz o kitabı kâğıtlara yazar, bir kısmını açıklar, birçoğunu da gizlersiniz. Sizin ve atalarınızın bilmediği pek çok şey de size onunla öğretildi. Sen Allah de, sonra bırak onları, daldıkları batakta oynayadursunlar.
Allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. De ki: "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz o kitabı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah!" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.