Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5252, sondan 985. ayet; 67. sure ve bu surenin 11. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 2389 olarak hesaplanmıştır.
فاعترفوا بذنبهم فسحقا لاصحاب السعير
فاعترفوابذنبهمفسحقالاصحابالسعير
Fa’terafû biżenbihim fesuhkan li-ashâbi-sse’îr(i)
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Bazı âhiret sahnelerini tasvir eden bu âyetler, kimlerin daha güzel davranacağını sınamak için ölümün ve hayatın yaratıldığını ifade eden 2. âyetle irtibatı olup, bu dünyada Allah’a isyan edenlerin öte dünyada çekecekleri cezayı, O’na karşı saygılı olup günah işlemekten korunanların elde edecekleri ödülleri açıklamaktadır. 6-8. âyetlerdeki tasvirler cezanın ne derece şiddetli olduğunu daha iyi hissettirme amacına yöneliktir. 8. âyette “uyarıcı” diye çevirdiğimiz nezîrden maksat peygamberdir (İbn Âşûr, XXIX, 25). Âyette dünyada peygamberin çağrısına ve uyarılarına kulak tıkayıp inkâr ve isyanlarını sürdürmekte direnenlere, yarın kıyamet gününde, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorulacağını bildiren ifade aslında yaşayanlar için bir uyarıdır. 9-11. âyetler o gün iş işten geçtikten sonra değil, fakat bugün fırsat eldeyken o uyarıya kulak vermek, yani peygamberi tanımak, ayrıca Allah’ın insanlığa büyük lutfu olan aklı ve diğer bilgi imkânlarını da kullanarak hak ve hidayet yolunu bulmak gerektiğine, ebedî kurtuluşun ancak bu sayede kazanılabileceğine işaret etmektedir. 12. âyet ise müminlerin nâil olacağı uhrevî mutluluğun veciz bir özetidir.
Günahlarını itiraf etmiş (olacaklar). O alevli ateş halkı (merhametten) uzak olsun!
Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık o alevli cehennemin mahkûmları rahmetten mahrumdurlar.
Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.
Böylece kendi günahlarını itiraf edip (pişmanlık duyacaklardır. Ama artık) çılgınca yanan ateşin halkı bu azaba müstahaktır, (o kahrolası insanlara, Allah'ın rahmetinden) uzaklık yakışır.
Derken suçlarını söylerler; artık ırak olsun yakıp kavuran cehennemin ehli.
Onlar böylece suçlarını itiraf ederler. Kahrolsun o cehennemlikler.
Demek ki, günahlarını itiraf ettiler. Körüklenen, alev püsküren cehennem ehlinin yüzlerine karşı :
“İlâhi rahmetten ve mağfiretten uzak olun.” denilecek.
Böylece günâhlarını itiraf ederler. Çılgın ateşin halkı uzak olsun!
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.
Böylece günahlarını itiraf ederler. O halde kahrolsun cehennemlikler!...
Onlar (böylelikle) suçlarını itiraf ederler. Kahrolsun onlar!
Günahların kendileri söyledi, yere batsın cehennemlik olanlar
Böylece (onlar) günahlarını itiraf ederler. (Onların yüzlerine karşı şöyle denir:) Çılgınca yanan ateşe müstahak olanlar (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun!
Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!
Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları!
Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.
Böylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar!
İşte günahlarını i'tiraf ettiler, kahrolsun o halde eshabı Seıyr
Bu suretle günâhlarını i'tiraaf etdiler (ederler). (Ko Allah) Cehennem yaranını (rahmetinden) koğsun!
Böylece günahlarını i'tirâf ettiler. Öyleyse o Cehennemlikler (Allah'ın rahmetinden)uzak olsun!
Sonra yaptıkları suçlarını itiraf ederler. Ancak ateşe girenler için bunlar hayal olmuştur.
Onlar böylece kabahatlerini itiraf edeceklerdir. Cehennemlikler, Tanrı rahmetinden uzak olsun.
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin ehline (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun!
Böylece, günahlarını kendi ağızlarıyla itiraf edecekler. Fakat artık çok geç: “Cehennem halkı, ilâhî rahmetten uzak olsun!”
Derken, günahlarını itiraf ettiler.
Uzak olsun Çılgın Alevli Ateş arkadaşları!
Kahrolsun! Şu, çılgınca yanan cehennemin günâhlarını itiraf eden halkı.
Onlar böylece günahlarının farkına varacaklar: ama [o zaman] bütün güzellikler bu yakıcı ateşe mahkum olanlardan uzak bulunacak.
İşte günahlarını böyle itiraf edecekler. Kahrolsun o çılgın ateş halkı! 6/130, 39/71
Böylece günahlarını itiraf etmiş oldular: Olmaz olsun o harlı ateş ashabı!
İşte günahlarını itiraf etmiş olurlar. Artık o çılgın cehennem yârânı için (rahmet-i ilâhîyeden) bir uzaklık olsun.
Böylece günahlarını itiraf ederler. Rahmetten uzak olsun o cehennemlikler!
Günahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır!
Böylece suçlarını itiraf ederler. O alevli ateş ahalisi için bundan sonrası tam bir perişanlıktır.
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Kahrolsun çılgın ateş halkı!
Böylece günahlarını itiraf ederler. Uzak olsun ateş ehli Allah'ın rahmetinden!
Günahlarını işte böyle itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkına böyle kahır yaraşır.
pes ikrār eylediler yazuķlarına. ıraķlıķ olsuñ ŧamu islerine!
Pes günāhlarına iḳrār itdiler. Pes la‘net olsun cehennem ehline.
Və beləcə öz günahlarını e’tiraf edəcəklər. Məhv olsun cəhənnəm əhli!
So they acknowledge their sins; but far removed (from mercy) are the dwellers in the flames.
They will then confess(5568) their sins: but far will be (Forgiveness) from the Companions of the Blazing Fire!*
5568 They will then have passed through the fire of Judgement and will now be in the fire of Punishment. The Reality will not only now be clear to them, but after the questionings of the angels they cannot even pretend to make any excuses. They will freely confess, but that is not repentance, for repentance implies amendment, and the time for repentance and amendment will have long been past.