Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5255, sondan 982. ayet; 67. sure ve bu surenin 14. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 2022 olarak hesaplanmıştır.
الا يعلم من خلق وهو اللطيف الخبير
الايعلممنخلقوهواللطيفالخبير
Elâ ya’lemu men ḣalaka ve huve-lletîfu-lḣabîr(u)
Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Bu dünyada günah işleyenler, ya kendilerini görüp gözeten Allah’ın varlığına inanmıyor veya inanmakla birlikte dünyevî hırs ve menfaatleri, nefsânî arzuları yüzünden gaflete dalıp sorumluluklarını unutuyorlar. İşte bu âyetlerde inkârcılara ve gafillere Allah’ın gizlisiyle açığıyla her şeyi kuşatan ilmi hatırlatılmakta, kendilerinden hayatlarını buna göre düzenlemeleri istenmektedir.
Yaratan bilmez mi hiç! O derin bilgi sahibidir, haberdardır.
Bu cümle “Dikkat edin, Yaratan bilir” veya “(Allah) yarattığı kişileri bilmez mi hiç!” şeklinde de tercüme edilebilir ki hepsi de doğrudur
Burada geçen [el-latîf] sıfatı, “bilgi” ile ilgili bir içerikte yer aldığı için “lütufkâr” anlamında değil de “en ince detayına kadar bilen” şeklinde anlaşılmalıdır.
Hiç, yaratan bilmez mi? O, en ince işleri bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Dikkat edin ve kendinize gelin! (Her şeyi yoktan var edip) Yaratan (Allah hiç) yarattığını bilmez mi? Halbuki O Lâtif’tir ve Habîr’dir. (Hem gizli hikmetleri, görünmeyen niyetleri ve mahiyetleri Bilendir, hem de görünen ve işlenen her şeyden haberi olandır.)
Hiç bilmez mi yaratan ve odur kullarına lutfeden ve her şeyden haberdar olan.
Yaratan hiç bilmez mi? O en ince işleri gören bilen ve herşeyin içyüzünden haberdar olandır.
Hikmete dayalı, hesaplı bir düzen içinde, yaratanın yarattıklarını bilmemesi mümkün mü?Allah, hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır ve gizli-açık her şeyden haberdardır.
Yaratan bilmez mi? O latiftir, her şeyden haberdar olandır.
O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.
Bilmez mi, O (bütün varlıkları) yaratan? (Şübhesiz gizliyi de bilir, aşikârı da...) O Lâtif'dir, Habîr'dir= her şeyden haberdardır.
Evet, yaratan bilir. O, latiftir (madde değildir ki engellere takılsın,) Habirdir (sonsuz güç ve ilim sahibidir, her şeyden haberi vardır ve yapar.)
Yaratan bilmez mi? O lûtufludur, haberlidir
Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.
Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Hiç Yaratan yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Haberdardır.
Ayet aynı zamanda "Yaratan bilmez mi" diye anlaşılabilir.
Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Bilmezmi o yaradan ki o öyle latîf öyle habîr
Yaratıb duran (Allah) mı bilmeyecekmiş? O, lâtıyfdir, her şeyden haberdârdır.
(Hiç) yaratan bilmez mi?(1) Çünki O, Latîf (kalblerdeki bütün incelikleri bilen)dir, Habîr (onlardan haberdâr olan)dır.
(1)“Hem o cüz’î (küçük) zîhayatlarda (canlılarda) pek zâhirî (açık) bir sûrette anlaşılır ki, onun Sâni‘i(san‘atkârı) onu görür, bilir, dinler, istediği gibi yapar. Âdetâ o zîhayâtın masnûiyeti (san‘atlı yaratılması)arkasında Muktedir (güçlü), Muhtâr (irâdeli), işitici, bilici, görücü bir Zât’ın ma‘nevî bir teşahhusu (belirmesi)ve bir taayyünü (meydana çıkışı) îmâna görünür. (...) Çünki meselâ, gözü veren Zât, hem gözü görür, hem ince bir ma‘nâ olan gözün gördüğünü görür, sonra verir. Evet senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren Zât, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir. Sâir sıfatlar buna kıyâs edilsin!” (Şuâ‘lar, 2. Şuâ‘, 6-7)
Yaratan (yarattıklarını) bilmez mi? O kullarına karşı çok lütufkâr ve kullarının her şeyinden haberdar olandır.
Hiç yaratan bilmez mi? Halbuki O, insanca işleri görür, her şeyin iç yüzünden haberdar olur.
O, yarattığını bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Öyle ya, her şeyi Yaratan, yarattığı şeyi bilmez mi? Elbette bilir! Çünkü O latiftir, her şeye nüfuz eden ilmiyle bütün gizlilikleri en ince ayrıntısıyla bilir, her şeyden haberdardır. Öyle ki:
Yaratan bilmez mi?
Habîr Latîf O’dur.
O yaratan, (yarattıklarını) hiç bilmez mi? Çünkü O her şeyi inceden inceye bilen,1 her şeyden haberdar olandır.
1 Latîf: “lütuf” mastarından; “en ince şeyleri yapan ve yaratıkların muhtaç olduğu şeyleri ihsan eyleyen” yani lütufkâr, “letafet” mastarından ise; en ince, en gizli işleri bütün inceliğiyle bilen, anlamlarına gelir.
[Her şeyi] yaratan O, nasıl olur da [her şeyi] bilmez? 12 Evet, yalnız O, [hikmetinde] erişilmez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdar olandır! 13
Yaratan yarattığını bilmez mi hiç? O, ilmiyle her şeye nüfuz eden ve her şeyden haberdar olandır. 4/108, 5/52
Bakın, Yaratan bilmez mi hiç?[5214] Ki ilmiyle her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan O’dur.[5215]
[5214] Veya: “O, yarattığını bilmez mi hiç?” Men halakanın, ya’lemu fiilinin hem faili hem mef’ulü olabileceğine dayanarak.
[5215] el-Latîfu’l-habîr için bkz:
31:16, not 20.
Yaratmış olan zât bilmez mi? Latîf, habîr olan O'dur.
O yarattığı mahlûkunu hiç bilmez olur mu? (İlmi her şeye nüfuz eden, her şeyden haberi olan) latîf ve habîr O'dur.
Yaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herşeyin içine geçen, herşeyi) haber alandır.
Yahut: Allah, yarattığını bilmez mi?
Yaratan bilmez mi? Her şeyin iç yüzünü, en ince ayrıntısıyla bilen O’dur.
-Yaratan bilmez mi? O, gizli sırlara da vakıf ve haberdardır.
Yaratan bilmez olur mu? O herşeyi bütün incelikleriyle ve gizlilikleriyle bilen, herşeyden haberdar olandır.
Yaratmış olan bilmez mi/Allah, yarattığı kimseyi bilmez mi? Latîf'tir O, Habîr'dir.
iy bilmez mi ol kim yarattı? daħı ol görklü işlüdür ħaberlü.
Bilmez mi özi yaratduġı nesneleri? Daḫı ol laṭīfdür, her nesneyi bilicidür.
Məgər yaradan (sizin gizli saxladığınız hər şeyi) bilməzmi?! O, (hər şeyi) incəliyinə qədər biləndir, (hər şeydən) xəbərdardır!
Should He not know what He created? And He is the Subtile, the Aware.
Should He not know,- He that created?(5570) and He is the One that understands the finest mysteries (and) is well-acquainted (with them).*
5570 He Who creates must necessarily know His own handiwork. But lest we should measure His knowledge by such imperfect knowledge as we possess. His knowledge is further characterised as understanding the finest mysteries and being well-acquainted with them (Latif and Khabir): see
22:63, n. 2844.