Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5259, sondan 978. ayet; 67. sure ve bu surenin 18. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 2461 olarak hesaplanmıştır.
ولقد كذب الذين من قبلهم فكيف كان نكير
ولقدكذبالذينمنقبلهمفكيفكاننكير
Ve lekad keżżebe-lleżîne min kablihim fekeyfe kâne nekîr(i)
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!?
Müfessirler “gökte olan”dan maksadın kim veya ne olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: 1. Bundan maksat Allah’tır; ancak bu mecazi bir anlatım olup maksat O’nun yüceliğini ve gücünün sonsuzluğunu vurgulamaktır. Allah mutlak mânada yücedir, sonsuz ve sınırsızdır, zamanda ve mekânda olanlar ise sınırlıdır ve Allah bu sınırlamalardan münezzehtir. 2. Maksat gökteki meleklerdir. Onlar Allah’ın emriyle yeryüzüne inerek kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. 3. Maksat, Allah’ın gökten inen azabıdır. Allah’ın rahmeti ve nimeti nasıl gökten iniyorsa O’nun azabı da inkârcı ve isyankârların başına gökten iner (daha geniş bilgi için bk. Râzî, XXX, 69-70; Elmalılı, VII, 5232 vd.; İbn Âşûr, XXIX, 33). Bize göre burada geçen “gök” kelimesiyle, fizikî evrenin gökleri değil, madde ötesi, yüce olan varlık düzeyi kastedilmiş olmalıdır. 15. âyette belirtilen imkânların iyi değerlendirilmesi gerektiği yönünde ikazlar içeren bu âyetlerde insanların, yeryüzündeki nimetlerden yararlanırken azgınlık ve taşkınlık göstermemeleri gerektiğine, aksi takdirde yeryüzünde şiddetli felâketlerin, yıkımların vuku bulacağına, böylece Allah’ın gönderdiği uyarıcıyı (peygamber), onun uyarılarını önemsemeyenlerin şiddetle cezalandırılacaklarına dikkat çekilmektedir. Nitekim 18. âyette de geçmişte gerçekleri yalan sayanların bu şekilde cezalandırıldığı hatırlatılmaktadır (krş. Kasas
28:81; Hâkka
69:6-8).
Yemin olsun ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Benim cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Bak ki, benim cezalandırmam nasıl olmuştur?
Ant olsun ki, onlardan öncekiler de yalanladılar. İnkarım¹ nasılmış gördüler.
1- Yok saymam, cezalandırmam.
Andolsun, kendilerinden öncekiler de yalanlamıştı. Fakat Beni inkâr (etmelerine karşılık verdiğim azap) nasılmış? (Sonunda anlamış ve belalarını bulmuşlardı.)
Ve andolsun ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı, derken nasıl da gelip çattı azabım.
Daha öncekiler de peygamberleri yalancı saymışlardı, fakat benim onlardan intikamım ne dehşetli olmuştu yani beni inkâr nasılmış gördüler.
Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı. Yalanlamalarına, beni tanımamalarına karşı onları gözden çıkarmam, onlara gazabım nasıl oldu gördünüz.
Andolsun ki onlardan öncekiler de yalanladılar. Fakat benim inkârım nasıl oldu?
Andolsun, kendilerinden öncekiler de yalanladı. Fakat beni inkar (etmelerine karşılık verdiğim azab) nasılmış?
(Ey Rasûlüm), doğrusu onlardan (senin kavminden) evvelkiler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. (Bunun için sen üzülme). Fakat beni inkâr etmeleri nasıl oldu, (azabımı bir gerçek olarak bulmadılar mı)!...
Evet, onlardan evvelkiler de yalanladılar. İşte benim azabımın nasıl olduğuna bakın!
Onlardan öncekiler de, yalanlamışlardı, imdi azap nicedir?
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkâr etmenin (ve hakka inadına direnmenin) sonucu nasılmış (gördüler)!
And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?
Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymışlardı; ama benim karşılık olarak verdiğim azap nasıl olmuştu!
Onlardan öncekiler de inkar etmişti. Beni tanımamak da nasıl mış?
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama beni inkâr nasıl oldu?
Filhakika onlardan evvelkiler de tekzib ettiler, fakat nasıl oldu inkârım
Andolsun ki onlardan evvelkiler de tekzîb etmiş (ler) di. (Bak) benim inkârım (da) nice oldu !
And olsun ki, onlardan (o müşriklerden) öncekiler de yalanlamıştı; fakat benim (de o inkâr edenleri) inkârım, (onlara olan azâbım) nasıl oldu (gördüler)!
Onlardan öncekilerde yalanlamıştı. Sonra inkâr edenler nasıl olmuş?
Üzülme onlardan evvel gelenler de peygamberlerini yalancı saymışlardı. Onlardan benim hoşlanmamaklığım [²] nasıl oldu? [³].
[2] Haklarındaki azabım.[3] Ne dehşetli oldu!
Şüphesiz kendilerinden öncekiler de yalanladı. Fakat beni inkâr (etmelerine karşılık verdiğim azap) nasılmış, ha?
Onlardan önceki nesiller de ayetlerimi inkâr etmişlerdi fakat Beni inkâr etmenin âkıbeti neymiş, gördüler!
And olsun, onlardan öncekiler de yalanladı.
Beni inkâr etmek nasılmış?
Doğrusu, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Sonunda) Benim de (onları) inkârım nasıl olurmuş? (gördüler).
Doğrusu, daha önce 17 yaşamış olanlar[ın birçoğu] da [Benim uyarılarımı] yalanlamıştı: ve Benim [onları] yok sayıp dışlamam ne korkunçtu!
Doğrusu onlardan öncekiler de mesajları yalanlamışlardı ama sonunda uyarılarımı inkâr etmek nasılmış gördüler. 10/13, 14/45
Doğrusu, onlardan önce de yalanlayanlar olmuştu, ama Beni inkâr nasılmış gördüler.[5219]
[5219] Nekîrî, hem “beni inkâr” hem de “benim inkârım” anlamlarının her ikisini birden içerir.
Muhakkak ki, onlardan evvelkiler tekzîp etmişlerdi. Artık nasıl oldu inkârım?
Onlardan öncekiler de (dini, peygamberleri) yalan saydılar. Ama Ben'im red ve inkâr edişim, intikamım nasıl olurmuş, anladılar!
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama benim (onların yaptıklarını) inkarım nasıl oldu?
Sizden öncekiler de yalana sarılmışlardı; onları hiç beklemedikleri bir hale nasıl da getirmiştim!
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Fakat, beni inkar etmek nasılmış?
Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Nasıl oluyormuş Benim inkârım?(5)
(5) Onların inkârına karşılık Benim verdiğim ceza.
Yemin olsun, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Ama nasıl olmuştu benim azabım?!
daħı bayıķ yalan duttı anlar kim anlardan ilerüdür pes nite oldı 'aźābum!
Daḫı yalanladı özlerinden burun olanları. Pes gör nice oldı ‘aẕābum.
Onlardan (Məkkə mürşiklərindən) əvvəlkilər də (öz peyğəmbərlərini) təkzib etmişdilər. (Ya Peyğəmbər! Bir görəydin) Mənim onları cəzalandırmağım (inkar etməyim) necə oldu.
And verily those before them denied, then (see) the manner of My wrath (with them)!
But indeed men before them rejected (My warning): then how (terrible) was My rejection (of them)?(5575)*
5575 Cf.
22:42-44, and n. 2822.