Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5267, sondan 970. ayet; 67. sure ve bu surenin 26. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 1795 olarak hesaplanmıştır.
قل انما العلم عند الله وانما انا نذير مبين
قلانماالعلمعنداللهوانماانانذيرمبين
Kul innemâ-l’ilmu ‘inda(A)llâhi ve-innemâ enâ neżîrun mubîn(un)
De ki: “O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
Bir önceki âyette insanların kıyamet gününde Allah’ın huzurunda toplanacakları haber verilince inkârcılar öğrenmek için değil, Hz. Peygamber’le alay etmek maksadıyla bu olayın ne zaman gerçekleşeceğini sormuşlardı. Devamındaki âyette bu soruya Hz. Peygamber’in nasıl cevap vermesi gerektiği bildirilmektedir. 27. âyette de inkârcıların âhirette azabı gördüklerindeki halleri anlatılmakta, inanmadıkları âhiret azabını ve kıyametin korkunç olaylarını yakından gördükleri zaman yüzlerinde meydana gelen üzüntü belirtileri ve psikolojik çöküntü tasvir edilmekte veya –bizim tercih ettiğimiz meâle göre– inkârcıların yüzlerinin kara çıkacağı ve mahcup olacakları bildirilmektedir. İşte inkârcılar, dünyada inkâr ettikleri ve alay ederek gelmesini istedikleri azabın bu azap olduğunu ya kendi aralarında konuşurlar veya melekler tarafından onlara söylenir.
De ki: “O bilgi yalnızca Allah katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
De ki: “O bilgi yalnızca Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
De ki: “Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
Onlara de ki: “(Bunların zamanı ve nasıl olacaklarıyla ilgili) Bilgi, ancak Allah’ın katındadır. (Ama mutlaka ve pek yakında ortaya çıkacaktır.) Ben sadece, apaçık bir uyarıcıyım.”
De ki: Bilgi, ancak Allah katındadır ve ben, ancak apaçık bir korkutucuyum.
Onlara de ki ey peygamber! “Onun bilgisi yalnız Allah katındadır. Ben size sadece bir uyarıcıyım.”
“Bununla ilgili bilgi yalnız Allah katındadır. Ben sadece, sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım.” de.
De ki: "(Onunla ilgili) bilgi ancak Allah katındadır. Ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: '(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.'
(Onlara) de ki: “- O (azaba dair) ilim, ancak Allah katındadır. Ben, sadece açık anlatan (azabla korkutucu) bir peygamberim.”
De ki: “İlim, ancak Allah’ın katındadır. Ben ancak açık bir uyarıcıyım.”
Diyesin ki: «Bunu ancak Allah bilir, bense, yalnız açık kocunduran bir peygamberim»
De ki: “Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!”
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
De ki, "Bu bilgi ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Deki o ılim ancak Allahın ındindedir, ben sade açık anlatan bir nezîr (kocundurucu bir Peygamber) im
De ki: O (nun vaktına âid) bilgi ancak Allahın nezdindedir. Ben sâdece Allahın azabını apaçık haber veren (bir peygamber) im».
De ki: “O bilgi, yalnız Allah katındadır. Ben ise ancak (O'nun azâbını haber veren)apaçık bir korkutucuyum!”
Deki “O vaktin bilgisi Allah’ın yanındadır. Ben yalnızca açıkça bir uyarıcıyım.”
De ki onu bilmek ancak Allah/a mahsustur, ben ancak hakkı açıktan açığa söyler, azapla korkutur bir peygamberim.
De ki: “(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıp korkutucuyum.”
Onlara de ki: “Bunun bilgisi yalnızca Allah’ın katındadır; ben ise, sadece O’nun buyruklarını size ileten apaçık bir uyarıcıyım.”Ve işte uyarıyorum:
De ki: -“Bilgi, Allah’ın katındadır. Ben sadece açıkça bir uyarıcıyım”.
(Sen de onlara): “O (azabın ne zaman geleceğini) sadece Allah bilir. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.” de.
Onlara de ki [ey Peygamber]: “Onun bilgisi yalnız Allah katındadır; ben ise sadece bir uyarıcıyım”.
De ki: – Onun bilgisi yalnız Allah katındadır. Ben sizi sadece açıkça uyarmakla mükellefim. 7/185, 79/42.46
De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır! Ben ise, yalnızca onu olduğu gibi ileten bir uyarıcıyım.”
De ki: «Şüphe yok, ona ait bilgi ancak Allah'ın indindedir ve ben muhakkak ki ancak açıkça bildiren bir korkutucu peygamberim.
De ki: “Bunu yalnız Allah bilir. Ben ise sadece açık ve kesin bir tarzda uyarırım. ”
De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
De ki “O bilgi, Allah katındadır. Ben, sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.”
De ki:- Bunun bilgisi yalnız Allah'tadır. Ben sadece bir uyarıcıyım.
Sen de ki: Onun bilgisi Allah katındadır; ben ise apaçık bir uyarıcıyım.
De ki: "Bilgi Allah'ın katındadır. Bana gelince, ben ancak açıkça uyaran biriyim."
eyit “degül bilmek illā Tañrı ķatında. daħı degülin ben illā ķorķıdıcı bellü.”
Eyit yā Muḥammed: ‘İlm Tañrı Ta‘ālā ḳatındadur. Daḫı ben size ulupeyġamber‐ven.
De: “Onu bilmək yalnız Allaha məxsusdur. Mən isə ancaq (sizi Allahın əzabı ilə) açıq-aşkar qorxudan bir peyğəmbərəm!”
Say: The knowledge is with Allah only, and I am but a plain warner;
Say: "As to the knowledge of the time, it is with Allah alone:(5586) I am (sent) only to warn plainly in public."*
5586 The Judgement is certain to come. But when it will exactly come, is known to Allah alone. The Prophet's duty is to proclaim that fact openly and clearly. It is not for him to punish or to hasten the punishment of evil. Cf.
22:47-49.