Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5446, sondan 791. ayet; 71. sure ve bu surenin 27. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 3118 olarak hesaplanmıştır.
انك ان تذرهم يضلوا عبادك ولا يلدوا الا فاجرا كفارا
انكانتذرهميضلواعبادكولايلدواالافاجراكفارا
İnneke in teżerhum yudillû ‘ibâdeke velâ yelidû illâ fâciran keffârâ(n)
“Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.”
Nûh peygamber, artık bundan sonra inkârcılar arasından kendisine iman edenlerin çıkmayacağını vahiy yoluyla öğrenince yeryüzünde inkârcılardan hiç kimseyi bırakmamasını Allah Teâlâ’dan niyaz etmiştir. Âyetin devamı Nûh’un kişisel sebeplerden değil, gelecek nesillerin kurtuluşu için böyle bir bedduada bulunduğunu göstermektedir.
Şüphesiz ki sen onları bırakırsan kullarını saptırır; sadece ahlaksız, nankör (işler) doğururlar (yaparlar).
26,27. “Ey Rabbim! Kâfirlerden yeryüzünde dolaşan hiçbirini bırakma! Çünkü onları bırakırsan, kullarını saptırırlar. Yalnızca ahlaksızlığa ve inkâra yol verirler.”
“Çünkü onları bırakınca, kullarını saptırıyorlar; yalnızca facir¹ ve kâfir² kimseler yetiştiriyorlar.”
Çünkü Sen onları (kendi hallerine) bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptıracaklar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (ahlâksız facirden) ve kâfirden başkasını doğurmayacaklardır. (Çocuklarını da facir ve kâfir olarak yetiştirip bozacaklardır.)
Şüphe yok ki onları bırakacak olursan kullarını yoldan çıkarırlar ve ancak gerçekten sapan ve iyiden iyiye kafir olan evlatlar yetiştirirler.
Şüphe yok ki sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve yalnızca ahlaksız nankör insanlar doğururlar ve yetiştirirler.
“Sen, eğer onları bırakırsan, kullarını başlarına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlarlar.Zürriyetlerinden yalnız ahlâksız, azgın kâfirler, nankörler çoğaltırlar.”
Doğrusu sen onları bırakırsan onlar kullarını saptırırlar ve bozguncu ve inkârcıdan başkasını doğurmazlar.
'Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar.'
Çünkü sen, onları bırakırsan, senin kullarını sapıtırlar ve ancak bir nankör facir doğururlar.
Gerçekten eğer sen onları bırakırsan, senin kullarını sapıtırlar. Ve günahkâr nankör kâfirlerden başka doğurmazlar.
Onları bırakırsan kullarını saptırırlar, onlar ancak hem günahçı, hem de kâfir oğul yetiştirirler!
“Çünkü sen onları bırakırsan, sana kulluk edenleri hep saptırmaya çalışırlar ve yalnızca fesada ve inkâra sebep olurlar.
"Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."
«Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).»
"Onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve ancak bayağı inkarcılar doğururlar."
"Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarıyorlar, ve nankör facirden başka da doğurmuyorlar
«Çünkü eğer sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar. Kötüden, öz kâfirden başka da evlâd doğurmaz (lar)».
“Çünki sen onları bırakırsan, kullarını dalâlete düşürürler, hem günahkâr ve azılı kâfirden başkasını doğurmazlar (çocuklarını da öyle yetiştirirler).”
Eğer sen onları kendi hallerine bırakırsan, kullarını saptırırlar ve bu sapmış insanlardan da günahkâr inkârcı nesiller yetişir.”
Çünkü sen onları bırakırsan mü/min kullarını yoldan çıkarırlar. Ancak masiyete ve küfüre dadanmış evlât doğururlar [⁷].
[7] Onların nesli yine kendileri gibi azgın, nankör olur.
“Çünkü sen onları bırakacak olursan, senin kullarını şaşırtıp saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan kâfirden başkasını doğurmazlar.”
“Çünkü onları sağ bırakırsan, Senin tertemiz kullarını doğru yoldan saptırmaya kalkışır, ancak günahkâr ve inkârcı bir nesil yetiştirirler.”
“Sen, onları bırakırsan, kullarını saptırırlar.
Nankör fâcirden başka doğurmazlar”.
Ve: “Eğer Sen onları bırakırsan onlar, Senin kullarını saptırırlar ve sadece kötülük ve kâfirlik üretirler.”1
1 Bu âyet, “eğer Sen onları bırakırsan onlar, Senin kullarını saptırırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir (insanlar) doğururlar.” şeklinde de tercüme edilebilir.
çünkü Sen onları bırakırsan, Sana kulluk edenleri hep saptır[maya çalış]ırlar ve yalnızca fesada ve inatla sürdürülen nankörlüğe sebep olurlar. 17
Eğer bırakırsan, onlar senin kullarını yoldan çıkarırlar ve bu topraklarda azgın ve kâfir bir nesil yetiştirirler. 14/2-3, 16/25,
Çünkü eğer Sen onları bırakırsan, Senin kullarını yoldan çıkarmaya (çalışacaklar); onlardan fesatçılar ve küfre saplananlardan başkası doğmayacaktır.[5340]
[5340] Bu ifadeler, Hz. Nûh’un harcadığı emeğin ve davet yolunda katlandığı zorluğun büyüklüğünü göstermek içindir. Hz. Nûh’un duasının kabul olması, “Her nebînin ümmeti hakkında kabul olmuş bir duası vardır” hadisi ışığında anlaşılmalıdır (Şatıbî, el-Muvâfakât IV, 283). İbn Mes’ud, içinde bu duanın geçtiği şu hadisi nakleder: “Bedir esirleri getirildiğinde Hz. Ebubekir: ‘Ya Rasulallah! Onlar senin kavmindendir; istersen onları bırakabilirsin: umulur ki Allah onlara dönüş nasip eder!’ dedi. Ömer de dedi ki: ‘Ya Rasulallah! Onlar seni yalanladılar, yurdundan çıkardılar ve sana karşı savaştılar: vur boyunlarını!’ Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurdu: ‘Allah kimi kalpleri pamuk gibi yumuşak, kimilerini de kaya gibi sert yaratır. Ey Ebubekir, sen: ‘Artık kim bana uyarsa işte o bendendir..’ (
14:36) diyen İbrahim; ve ‘Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır..’ (
5:118) diyen İsa gibisin. Ey Ömer, sen de ‘Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt..’ (
10:88) diyen Musa ve ‘Rabbim yeryüzünde kâfirlerden numunelik tek kişi dahi bırakma!’ (26) diyen Nûh gibisin” (Tirmizî ve İbn Hanbel).
Hz. Nûh, kendi kanaatini yansıtan bu duayı felaketin ardından da yapmış olabilir. Zira bu iki âyetin öncesi buna delâlet eder. Bunu Hûd 36 da teyit eder. Zira söz konusu âyette, “Bundan böyle toplumundan kimse sana inanmayacak” denilmektedir.
«Şüphe yok ki, sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve facirden, kâfirden başkasını da doğurmazlar.
“Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar, ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlâksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler. ”
Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar.
Onlara verilen bilgileri şeytânların kapmasına, yahut onlara yanıltıcı şeyler karıştırmasına engel olur.
Eğer bırakırsan kullarını saptırırlar. Bunlardan doğacak olanlar da günahkar ve kafir olurlar.
Çünkü eğer onları bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve sadece yoldan çıkmış, kafir evlat yetiştirirler.
“Bırakacak olursan, onlar Senin kullarını yoldan çıkarırlar da ancak günahkâr ve nankör evlâtlar yetiştirirler.
"Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar ve kötülük üreten nankörden başkasını doğurmazlar."
“bayıķ sen eger ķorsañ anları azduralar ķullaruñı daħı toġurmayalar illā ŧa'atdan çıķıcı kāfir olına.”
Eger sen anları ḳoyarsañ, azdururlar ḳullaruñı. Daḫı doġurmazlar, illā fācirler, kāfirler.
Çünki sən onları (sağ) buraxsan, onlar Sənin bəndələrini yoldan çıxardacaq, ancaq pozğun və kafir (oğul-uşaq) doğub-törədəcəklər.
If Thou shouldst leave them, they will mislead Thy slaves and will beget none save lewd ingrates.
"For, if Thou dost leave (any of) them, they will but mislead Thy devotees, and they will breed none but wicked ungrateful ones.