Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5422, sondan 815. ayet; 71. sure ve bu surenin 3. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 25 ve toplam ebced değeri ise 871 olarak hesaplanmıştır.
ان اعبدوا الله واتقوه واطيعون
اناعبدوااللهواتقوهواطيعون
Eni-’budû(A)llâhe vettekûhu ve etî’ûn(i)
3,4. “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”
Nûh aleyhisselâm, Kur’an’da adı çokça geçen ve dini tebliğ konusunda kavmiyle mücadelesine yer verilen peygamberlerin ilkidir. Kur’an’da Nûh’tan önceki bazı peygamberler de anılmakla birlikte onların inkârcılarla mücadelesi hakkında detaylı bilgi verilmemiştir. Nûh’un soyu, hayatı, peygamberliği, inkârcı toplumuna karşı sergilediği mücadele ve Nûh tûfanı hakkında Hûd sûresinin tefsirinde genişçe bilgi verilmiştir (bk.
11:25-49; ayrıca krş. A‘râf
7:59-64). İlk âyette Nûh’un peygamber olarak gönderildiği ifade edildikten sonra gerçeği inkâr edenlerin bu dünyada başlarına gelmesi mukadder olan felâketlere işaret edilmiştir. Müfessirler bu felâketin Nûh tûfanı olduğu kanaatindedirler. 4. âyette Nûh’un, bir taraftan “... size belirli bir vadeye kadar süre tanısın” derken, diğer taraftan Allah’ın belirlediği vade geldiğinde artık ecelin ertelenmeyeceğini söylemesi müfessirlerce iki şekilde açıklanmıştır: a) Allah, topluluk olarak iman etmeleri şartıyla insanlar için bir ecel tayin etmiştir. Ancak inkârda ısrar ettikleri takdirde belirlenen ecel gelmeden yine topluluk olarak cezalandırılıp helâk edilmeleri de ilâhî takdirin gereğidir. İman etmeleri halinde ise belirlenen o vakte kadar toplumsal varlıklarını devam ettirirler. b) Maksat, ömrün zamansal anlamda uzayıp uzamaması değil, bereketli, hayırlı ve verimli geçip geçmemesidir. Şu halde burada Allah tarafından belirlenen ecelin değişebileceği bildirilmemiş; fakat insanların değişmeyecek ecelleri gelinceye kadar iman ederlerse mutlu ve huzurlu olarak yaşayıp ölecekleri, ama iman etmezlerse mutsuz ve huzursuz yaşayacakları, nihayet hayatlarının da felâketlerle son bulacağı anlatılmak istenmiştir (Zemahşerî, IV, 161; Şevkânî, V, 342).
Allah’a kulluk edin; O’na karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ve bana itaat edin.
2,3,4. Nûh, onlara şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!”[680]
[680] Ecel hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 20-21; VI, 233-236.
“Allah'a kulluk edin, O'nun için takva sahibi olun ve bana itaat edin.”
"Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin" (diye uyarıvermişti).
Gayrı kulluk edin Allah'a ve çekinin ondan ve itaat edin bana da.
Yalnızca Allah'a kulluk etmeniz, yolunuzu O'nun kitabıyla bulmanız gerektiğini bildiren bir uyarıcı. Şimdi bana kulak verin ve itaat edin ki,
“Allah'ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah'a bağlanın, saygıyla Allah'a kulluk ve ibadet edin. O'na sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azabından korunun. Bana itaat edin, benim sünnetime uyun.”
Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının ve bana itaat edin, diye.
'Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin.'
Allah'a ibadet edin, O'ndan korkun ve bana da itaat edin diye...
“Allah’a kulluk edin, O’nun yasalarını çiğnemekten sakının. Ve bana itaat edin!
Allaha tapasınız, O'ndan sakınasınız, bana başeğiniz
“Yalnız Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana uyun ki,
3,4. "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
2, 3, 4. Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
«Bir kısım günahlarınızı» denirken, imana gelmezden önceki günahların yahut kul hakkı dışında kalan günahların kasdedildiği tefsirlerde belirtilmektedir.
"ALLAH'a kulluk edin, O'nu sayın ve beni izleyin."
Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
Şöyle ki Allaha kulluk edin ve ona korunun ve bana itaat eyleyin
«Allaha kulluk edin. Ondan korkun. Bana da itaat edin diye (gönderildim)».
3,4. “Şöyle ki: Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının ve bana itâat edin. (Tâ ki Allah,)günahlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi(n ecelinizi) belirli bir vakte kadar ertelesin! Şübhe yok ki Allah'ın (size takdîr ettiği) eceli geldiği zaman, ertelenmez! Eğer biliyor olsaydınız!”
“Yalnızca Allah’a kulluk edin, yalnızca ondan korunun ve bana itaat ediniz ki,”
Allah/a ibadet edin, O/ndan sakının, bana da itaat eyleyin ki,
“Allah'a kulluk edin, O'ndan korkup sakının ve bana itaat edin.”
“Şöyle ki; yalnızca Allah’a kulluk edin, O’na yürekten saygıyla bağlanın ve O’nun buyruklarını size ileten bir Elçi olarak bana itaat edin!”
“Allah’a kulluk edin! O’ndan sakınıp korunun!
Bana itaat edin!” diye.
(Ve devamla): “Yani1 Allah’a kulluk edin, Ona karşı hata etmekten sakının ve bana itaat edin.” ki,
1 Bu ilave, bu (أَنْ)’in tefsiriyye olduğu içindir.
[yalnız] Allah'a kulluk etmeniz ve O'na karşı sorumluluk bilinci taşımanız [gerektiğini bildiren bir uyarıcı]. “Şimdi bana kulak verin
Yalnızca Allah’a kulluk edin, O
a karşı gelmekten sakının ve bana uyun ki. 2/133, 7/59
(Uyarım şu):[5325] “Yalnız Allah’a kulluk edin ve O’na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; ve bana uyun ki,
[5325] En edatının tefsiriyye işlevine dayanarak.
Şöyle ki: «Allah'a ubûdiyette bulunun ve O'ndan korkun ve bana itaat eyleyin.»
2, 3, 4. O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!
Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bana da ita'at edin.
Allah’a kulluk edin, O’ndan çekinerek kendinizi koruyun ve sözümü dinleyin!
Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin, diye..
“Allah'a kulluk edin, Ondan sakının, bana itaat edin.
"O halde, Allah'a ibadet edin! O'ndan korkun! Ve bana itaat edin ki,
2-3. eyitti “iy ķavmum! bayıķ ben size ķorķıdıcıvan bellü kim ŧapuñ Tañrı’ya daħı ķorķuñ andan daħı muŧį' oluñ baña.”
ki ‘ibādet idüñüz Tañrıya ve andan ḳorḳuñuz. Daḫı baña uyuñuz, didi.
Allaha ibadət edin, Ondan qorxun və mənə də itaət edin!
(Bidding you): Serve Allah and keep your duty unto Him and obey me,
"That ye should worship Allah, fear Him and obey me:(5707)*
5707 Three aspects of man's duty are emphasised: (1) true worship with heart and soul; (2) God-fearing recognition that all evil must lead to self-deterioration and Judgement; (3) hence repentance and amendment of life, and obedience to good men's counsels.