Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5428, sondan 809. ayet; 71. sure ve bu surenin 9. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 28 ve toplam ebced değeri ise 2632 olarak hesaplanmıştır.
ثم اني اعلنت لهم واسررت لهم اسرارا
ثمانياعلنتلهمواسررتلهماسرارا
Śumme innî a’lentu lehum ve esrartu lehum isrârâ(n)
“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”
Hz. Nûh’un, şartlara ve kişilerin özelliklerine göre tebliğlerini açıktan veya gizli olarak sürdürdüğü bildirilmekte, böylece farklı davet ve tebliğ metotlarının kullanılabileceğine işaret edilmektedir.
Ardından, onlara hem (açıktan) ilan ettim hem de gizli gizli söyledim.
5,6,7,8,9. Sonra Nûh şöyle devam etti: “Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum.”
Sonra onlara; çağrımı toplu olarak da bire bir görüşerek de ilettim.
“Daha sonra (davamı) onlara (özellikle ve güzellikle) ilan ettim ve (ayrıca) kendilerine (hain ve zalim kesimlerden ürkmesinler diye) gizli gizli şekilde (yanaşmak istedim ve gerçekleri) söyledim.”
Sonra açığa vurup yaydım onlara ve gizlice konuştum, davet ettim onları da.
Onlara açıktan tebliğde bulundum. Ayrıca onlarla gizlice özel olarak da konuştum
“Üstelik ben, onlara ilân ederek söyledim. Onlarla gizli gizli konuştum.”
Sonra onlara (davetimi) açıktan da ilan ettim, gizli gizli de söyledim.
'Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim.'
Sonra, hem ilân ederek onlara söyledim, hem gizliden gizliye söyledim onlara...
Sonra ben gerçekten, hem açıkça hem gizlice onlara mesajı anlattım.
Daha sonra hem açıkça, hem de gizli söyledim!»
“Daha sonra (davamı) onlara hem açıktan açığa tebliğ ettim hem de gizliden gizliye (bir bir, yüz yüze) kendileriyle konuştum.”
"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."
Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
" Sonra onlara ilan ettim, gizliden gizliye de konuştum."
"Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
Sonra hem i'lâm ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim
«Sonra da onları hem i'lân ederek da'vet etdim, hem kendilerine gizli gizli söyledim».
“Sonra doğrusu ben, onlara (hem) i'lân ettim, (hem) kendilerine gizli gizli de söyledim.”
Sonra onlara açıktan açığa çağrıda bulunduğum gibi, onların arasında gizli gizli davet çalışmaları da yaptım.”
Yine [⁴] tekrar alenen dâvette bulundum, onlara gizli gizli olarak da söyledim [⁵].
[4] Yahut her mecliste, her dernekte dâvet ettim.[5] Yâni her türlü dâvete başvurdum.
“Sonra onlara açıktan açığa ve gizliden gizliye bildirdim.”
“Ayrıca, kimi zaman onlara hakkı açıkça ilan ettim, bazen de, rencide olmasınlar diye onlarla özel olarak, gizlice konuştum.”
“Evet, ben, onlara açıktan açığa da, gizliden gizliye de söyledim”.
“(Hatta) sonra (davetimi) onlara açıktan açığa, gizliden gizliye (defalarca) söyledim.”
onlara açıktan tebliğde bulundum; (ayrıca) onlarla gizlice, özel olarak da konuştum;
Gün oldu yüksek sesle çağırdım, gün oldu gizli gizli anlattım. 23/32, 35/24
gün oldu ki ben, hem (davetimi) kendilerine ilan ettim, bir de gizliden gizliye davet ettim;
«Sonra şüphesiz ki, ben onlar için ilan ettim ve onlara gizliden gizliye de bildirdim.
Daha sonra onları gâh açıkça çağırdım, gâh iyice gizli bir dâvet yönelttim, her türlü yolu denedim.
Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim:
Daha sonra haykırdım, gizli gizli söylediğim de oldu.
Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim.
“Sonra hem açıkça, hem de gizliden gizliye çağırdım.
"Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım."
“andan, bayıķ ben eşkere eyledüm anlara daħı gizlü eyledüm anlara gizlemek.”
Andan anlara da‘veti ẓāhir eyledüm.
Daha sonra onlara (iman gətirmək lazım olduğunu) aşkar söylədim və gizli bildirdim”.
And lo! I have made public proclamation unto them, and I have appealed to them in private.
"Further I have spoken to them in public(5711) and secretly in private,*
5711 Noah used all the resources of the earnest preacher: he dinned the Message of Allah into their ears; he spoke in public places; and he took individuals into his confidence and appealed to them; but all in vain.