Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5458, sondan 779. ayet; 72. sure ve bu surenin 11. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 1772 olarak hesaplanmıştır.
وانا منا الصالحون ومنا دون ذلك كنا طرائق قددا
وانامناالصالحونومنادونذلككناطرائققددا
Ve ennâ minnâ-ssâlihûne ve minnâ dûne żâlik(e)(s) kunnâ tarâ-ika kidedâ(n)
“Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz.”
Cinlerin, Kur’an’ı tanımadan önce de iyilerinin ve kötülerinin olduğu belirtilmektedir. “Hâsılı biz farklı gruplardan oluşuyoruz” meâlindeki cümleden cinlerin de insanlar gibi çeşitli fırka ve mezheplere ayrıldığı anlaşılabilir.
İçimizden iyiler de başkaları (kötüler) de var. Hepimiz türlü türlü yollar tutmuştuk.
“Bizden iyiler de vardır, iyi olmayanlar da. Biz çeşitli gruplara ayrıldık.”
“Doğrusu bir kısmımız salihlerdeniz¹, bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk.”
1- Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
"Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da (bulunmaktadır) . Biz farklı ve ihtilaflı yolların (tarikatların) fırkaları olmuşuz."
Ve gerçekten bizden temiz kişiler de vardı, içimizde, böyle olmayanlar da vardı; ayrıayrı yollar tutmuştuk.
Ve doğrusu bizden iyi yararlı kişiler de var ve onlardan aşağıda olan kişiler de vardır. Bizler ayrı ayrı yollar tutmuşuzdur.
“- Bizden bir kısmı dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi, mü'min, sâlih kimseler. Bir kısmı da bunlardan aşağı seviyede. Biz hep farklı anlayış ve seviyede cemaatler haindeyiz .”
Gerçek şu ki, bizden salih olanlar da var, bunun aşağısında olanlar da. Biz, çeşit çeşit yollara ayrılmış gruplardık.
'Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz.'
Doğrusu, biz cinlerin içinde, mümin olanlar da var, içimizden bundan aşağı (kâfirler) olan da var. (Allah'a iman etmezden önce) çeşit çeşit mezheplere ayrılmış idik.
“Ve doğrusu, bizden salihler de vardır, onun altında olanlar da vardır. Biz çok değişik yollara bölünmüşüz.”
Aramızda onatlar da var, başkaları da var, bizler türlü türlü yollara gittik
“Nitekim bizden iyiler de var, bu düzeye erişememiş olanlar da var. Biz farklı yollara ayrılmışız (değişik inanç ve davranışlara sahibiz).”
"Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."
Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.
"Aramızda erdemliler de var, bunun aşağısında olanlar da var; biz çeşitli tarikatlara(yollara) ayrıldık. "
Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.
Ve doğrusu bizler: bizlerden salih olanlar da var, olmıyanlar da var dilim dilim tarikatler olmuşuz
«Hakıykaten biz, kimimiz salâha ermiş (iyi kişi) leriz, kimimiz ise bunlardan aşağıdır. Çeşid çeşid yollar (a saahib) olmuşuz».
“Doğrusu biz ise, bizden sâlih olanlar da vardır ve bizden bundan aşağıda olanlar(böyle sâlih olmayanlar) da vardır. Farklı farklı yollar(da gider) olmuşuz.”
Bizim içimizden doğru ve faydalı işler yapanlar olduğu gibi, bundan başka farklı yollarda olanlarda var.
«— Aramızda salihler de vardır, onlardan başka, olanlar da vardır. Biz ayrı ayrı yollar tutmuşuz»;
“Şüphesiz bizden salih olanlar da vardır ve bizden böyle (salih) olmayanlar da. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.”
“Fakat ikinci ihtimal daha yakın görünüyor. Çünkü biz cinler hepimiz aynı değiliz; içimizde dürüst ve erdemli kimseler de var, bunun çok aşağısında kalan azgınlar da var. Bizler, tıpkı insanlar gibi farklı görüş ve inançlara sahip çeşitli gruplara ayrılmış vaziyetteyiz. Bu da gösteriyor ki, bizim de Allah’ın yol göstericiliğine şiddetle ihtiyacımız var.”
“Bizden, Salihler de vardır, bundan başkası da vardır.
Ayrı ayrı yollar olduk”.
“Gerçekten biz, kimimiz iyi kişiler, kimimiz de bunların aşağısında olmak üzere, türlü yollar tutmuştuk.”
tıpkı, içimizden bazıları [nasıl] dürüst ve erdemli olurken bazılarımızın da bunun [çok çok] aşağısında kaldı[ğını bilmediğimiz gibi]: biz her zaman birbirinden çok farklı yollar-yöntemler izledik.
– Nitekim bizden iyi olanlar da var, öyle olmayanlar da var. Biz, farklı farklı yollarda yürümekteyiz. 2/177, 39/33
Nitekim bizden iyi olanlar var, ama bizden öyle olmayanlar da var: zaten öteden beri biz hep birbirine aykırı yollar izlemişiz.[5356]
[5356] Yani: Yahudice bir kibrin sonucu olan, toptan kurtuluş tezinin geçersiz olduğunu anladık. Zımnen: Kendi içimizde yollarımız ayrıyken, menzilimiz nasıl bir olur?
«Ve şüphe yok ki bizden sâlih kimseler vardır ve bizden onun dûnunda olanlar da vardır. Biz müteferrik cemaatler olmuşuzdur.»
“Bizden iyi kimseler olduğu gibi, iyi olmayanlar da var. Biz türlü türlü yollar tutmuşuz.
Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.
Bizim içimizde iyiler de var, yanlış yapanlar da. Her birimiz ayrı ayrı yollardayız.
İçimizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.
“İçimizden iyi kimseler de var, iyi olmayanlar da. Biz de bölük bölük olup çeşitli yollar tutmuşuzdur.
"Şu da bir gerçek ki, bizden hayra yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmuşuz biz."
“daħı bayıķ biz bizden śāliḥlerdür daħı bizden şundan ayruķdur. olduķ bölükler dürlü dileklüler.”
Daḫı bizden ṣāliḥler vardur ve andan özge daḫı vardur. Biz muḫtelifmeẕhebler üstine‐biz.
Şübhəsiz ki, aramızda əməlisaleh olanlar da var, olmayanlar da. Biz müxtəlif firqələrə (məzhəblərə) ayrılmışıq.
And among us there are righteous folk and among us there are far from that. We are sects having different rules.
´There are among us some that are righteous, and some the contrary: we follow divergent paths.