Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5459, sondan 778. ayet; 72. sure ve bu surenin 12. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 2937 olarak hesaplanmıştır.
وانا ظننا ان لن نعجز الله في الارض ولن نعجزه هربا
واناظنناانلننعجزاللهفيالارضولننعجزههربا
Ve ennâ zanennâ en len nu’ciza(A)llâhe fî-l-ardi velen nu’cizehu herabâ(n)
“Muhakkak ki biz Allah’ı yeryüzünde âciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu âciz bırakamayacağımızı anladık.”
Cinler, Kur’an-ı Kerîm’i dinleyince evrendeki her şeyin Allah’ın kudretinde olduğunu, onun iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandıracağını, kimsenin Allah’a güç yetiremeyeceğini ve O’nun elinden kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığını Kur’an’dan öğrenip anlamışlar; dinleyenler kendileri iman ettikten sonra diğerlerini de inkârcılıktan ve Allah’a ortak koşmaktan sakınmaya çağırmışlardır. 13. âyette Allah’ın kullarına karşı adaletle muamele edeceği cinlerin ağzından dile getirilmektedir. Bu da Allah’ın iyilikleri ödüllendirme, kötülükleri cezalandırma konusundaki kusursuz adaletinin mutlaklığına yani insanlarla sınırlı olmayıp irade sınavına tâbi tutulan bütün varlıkları kapsadığına yapılan bir vurgu olarak değerlendirilmelidir.
Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı ve başka yere kaçmakla da (kurtulamayacağımızı) iyice anladık.
Buradaki [zanennâ] fiili 7. ayetin zıddına cinler hakikati artık gördükleri için “sanmak” değil “anlamak” anlamına gelmektedir.
“Biz, yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayacağımızı ve kaçarak da O'ndan kurtulamayacağımızı kesin olarak anladık.”
Doğrusu biz, “Yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı; kaçmakla da O'ndan asla kurtulamayacağımızı anladık.”
"Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de O’nu(n elinden) hiçbir şekilde kurtulamayacağımızı anlamış durumdayız."
Ve gerçekten de iyice anladık ki yeryüzünde Allah'ı aciz bırakmamıza imkan yok ve kaçmakla da asla onu acze düşüremeyiz.
Ve sonunda anladık ki, yeryüzünde hayat sürerken Allah'a asla üstün gelemeyiz ve yine anladık ki, kaçarak da O'nun hükmünden kurtulamayız.
“Biz yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamayacağımızı, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakamızı kurtaramayacağımızı kaçarak da elinden kurtulamayacağımızı, anladık.”
Biz, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı, (göğe) kaçmakla da O'nu aciz bırakamayacağımızı anladık.
'Biz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O'nu hiç bir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık.'
Gerçekten biz anladık ki, Allah'ı yeryüzünde acze düşürmemize asla imkân yok, kaçmakla da hiç bir zaman O'nu âciz bırakamayız.
“Ve yeryüzünde Allah’ı aciz bırakıp (ondan kurtulamayacağımızı) ve (yeryüzünden) kaçmakla O’nu aciz bırakamayacağımızı anladık.”()
(*) Yani ne yeryüzünde ne de dışında ondan kurtulamayacağımızı anladık.
Anladık ki, yeryüzünde bulunsak da, kaçsak da Allahı hiç âciz kılmış olamayız!
“Biz (Kur'an'ı dinleyince) anladık ki; yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah'ı aciz bırakamayız, (evrenin başka köşelerine) kaçmakla da O'nun elinden kurtulamayız.”
"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."
(Artık) şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.
"Biz, yeryüzünde ALLAH'ı aciz bırakamıyacağımızı, kaçmakla da O'nu atlatamıyacağımızı anladık."
"Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."
Ve doğrusu biz anladık ki Allahı Arzda acze düşürmemize ihtimal yok, kaçmakla da onu asla âciz bırakamayız
«Şu hakıykatı da şübhesiz anladık ki: Yer (yüzün) de (bulunsak) da Allâhı asla aaciz bırakamayız, (göğe) kaçmakla da Onu asla aaciz kılamayız».
“Artık şübhesiz ki biz, yeryüzünde Allah'ı aslâ âciz bırakamayacağımızı, (hem)kaçmakla da O'nu aslâ âciz bırakamayacağımızı (O'ndan kurtulamayacağımızı) sezdik (iyice anladık)!”
Biz kesinlikle yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da (bize vereceği iyi veya kötü şeylere) engel olamayacağımızı anladık.
«— Anladık ki yeryüzünde bulunsak da, göğe kaçsak da Allah/ı asla âciz kılamayacağız»;
“Biz şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de onu hiç bir şekilde aciz kılamayacağımızı anladık.”
“Zaten şu dinlediğimiz Kur’an sayesinde anladık ki, yeryüzünde ne kadar güçlü kudretli olursak olalım, Allah’ı asla aciz bırakamayız; evrenin en uzak köşelerine kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız!”
“Biz, iyice anladık ki; Yeryüzü’nde Allah’ı asla aciz bırakmayacağız. Kaçarak kurtulamayacağız”.
“Artık biz yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da Ondan kurtulamayacağımızı iyice anladık.”
Ve sonunda anladık ki yeryüzünde [hayat sürerken] Allah'a asla üstün gelemeyiz ve (yine anladık ki) [hayattan] kaçarak da O'nun hükmünden kurtulamayız.
– Artık kesinkes anladık ki biz yerde Allah’ın gücüne asla karşı koyamayız ve ondan asla kaçıp kurtulamayız. 19/68...72, 51/56
Ve nihayet aklımız kesti ki, yeryüzünde asla Allah’a üstün gelemeyiz ve O’ndan asla kaçıp kurtulamayız.
«Ve muhakkak anladık ki, Allah'ı yerde acze düşüremeyiz ve kaçmakla da onu aciz bırakamayız.»
Şunu da anladık ki, biz yerde Allah'ın iradesine karşı koyamayacağımız gibi, kaçmaya teşebbüs etmekle de O'nun elinden yakamızı kurtaramayız.
Biz yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacağımızı anladık.
Yeryüzünde Allah’tan gizli bir şey yapamayacağımızı anladık. Başka yere de kaçsak yapamayız.
İyice anladık ki yeryüzünde Allah'tan kaçamayız. Kaçarak ondan kurtulamayız.
“Şunu da anlamış bulunuyoruz ki, biz ne dünyada Allah'ı âciz bırakabiliriz, ne de Ondan kaçıp kurtulabiliriz.
"Ve biz şunu sezdik: "Biz yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız."
[304b] “daħı bayıķ biz bildük gümānsuz kim hergiz 'āciz eylemeyevüz Tañrı’yı yirde daħı hergiz 'āciz eylemeyevüz anı ķaçıcı iken.”
Daḫı biz bilürüz ki Tañrı Ta‘ālā[yı] ‘āciz eylemezüz yir yüzinde ve andanḳaçup ḳurtulamazuz.
Biz anladıq ki, yerdə də olsaq, (göyə də) qaçsaq, Allahdan (Allahın əzabından) canımızı qurtara bilmərik (heç yerdə, heç zaman Allahı aciz edə bilmərik).
And we know that we cannot escape from Allah in the earth, nor can we escape by flight.
´But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight.(5736)*
5736 See last note. In any case, they know that Allah's Truth and Allah's Plan must prevail, and no one can frustrate Allah's Purpose, or escape from it. Why not then bring the human will into conformity with it, and find Peace, as they have found, by the acceptance of Faith?