Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5465, sondan 772. ayet; 72. sure ve bu surenin 18. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 1043 olarak hesaplanmıştır.
وان المساجد لله فلا تدعوا مع الله احدا
وانالمساجدللهفلاتدعوامعاللهاحدا
Ve enne-lmesâcide li(A)llâhi felâ ted’û me’a(A)llâhi ehadâ(n)
“Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O hâlde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.”
Mescid, müslümanların namaz kılmalarına ayrılmış mekânı ifade eder (bk. Bakara
2:114). Bu âyet de sûrenin birinci âyetinde geçen, “bir cin topluluğunun (Kur’an’ı) dinlediği” meâlindeki cümlecikle bağlantılı olup ibadet yerlerinin Allah’a mahsus olduğunu, insanların Allah’tan başkasına ibadet etmemeleri gerektiğinin Hz. Peygamber’e vahyedildiğini bildirmektedir. Müfessirler, buradaki mesâcid kelimesine bunun dışında şu anlamları da vermişlerdir: a) Mescidlerden maksat Mescid-i Haram’dır. Âyet Kâbe’ye putları yerleştirip onlara tapan müşrikleri uyarmakta ve yaptıklarının yanlış olduğuna işaret etmektedir (İbn Âşûr, XXIX, 240).
b) Namaz ve ibadet yalnız camilere hasredilmiş olmadığından burada bütün yeryüzü kastedilmiştir. c) Secdede yere temas eden uzuvlar yani eller, ayaklar, dizler ve alın kastedilmiş, Allah’ın verdiği bu organlarla O’ndan başkasına secde edilmemesi emredilmiştir. d) Bazı müfessirlerce, secdenin namazın bir rüknü olduğu göz önüne alınarak bu kelime “namaz” anlamıyla da açıklanmıştır (Şevkânî, V, 356).
Şüphesiz ki mescitler Allah’a aittir. Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın!
Mescitler ve secde edilen yerler yani mekânı ve zamanı itibarıyla her bir ibadet, tevhide kodlanmalı, her türlü şirk unsurundan uzak tutulmalıdır. Din adına herhangi bir davranış sadece Yüce Allah içinse ibadettir. İçinde aracılık barındıran eylemler ibadet adını alamaz; sahibini Allah’a yaklaştırmaz, aksine uzaklaştırır.
Şüphesiz, mescitler yalnız Allah'ındır. Allah ile beraber hiçbir kimseye yalvarmayınız![685]
[685] Mescid ve Abdullah kelimesi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 76-77.
Mescitler Allah içindir. O halde Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye çağrıda bulunmayın.¹
1- İbadet ederken Allah'tan başkasının adının anılması; başkasından destek ve yardım istenmesi kesinlikle doğru değildir. Kendisinden bir şey istenilen kimse Nebi Muhammed de olsa, bu Allah'ın yanı sıra başkasına çağrıda bulunmak olur ki bu da açıkça “şirk koşmaktır.”
Şüphesiz mescitler, (yalnızca) Allah'a ait (kutsal kurumlardır) . Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk yapmayın (dua etmeyin, tapmayın).
Ve şüphe yok ki secde edilen yerler, Allah'a aittir, artık orada Allah'la beraber hiçbir kimseyi çağırmayın.
Mescidler Allah'a mahsustur veya secde edilebilecek her yer yani yeryüzü Allah'ındır. O halde o yeryüzünde Allah'ın yanı sıra başka hiç kimseye yalvarıp yakarmayın.
Secdelere varırken kullandığı organlar da, mescitler, secde edilen yerler, bütün yeryüzü de Allah'ındır. Allah ile birlikte herhangi bir kimseye kulluk ve ibadet etme, yalvarma.
Şüphesiz mescidler Allah'ındır. Öyleyse Allah'la beraber başkasına tapmayın.
Şüphesiz mescidler, (yalnızca) Allah'a aittir. Öyleyse, Allah ile beraber başka hiç bir şeye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, boyun eğmeyin, tapmayın).
Muhakkak ki bütün mescidler, Allah'a ibadet için kurulmuşlardır. O halde Allah ile beraber başka birine ibadet etmeyin; (ancak O'na ibadet edin.)
“Ve mescidler, Allah’ındır. Artık Allah ile beraber sakın kimseye yalvarmayın!”
Mesçitler Allahındır, Allah ile birlikte başkasına tapmayın!»
Şüphe yok ki mescitler, (yalnızca) Allah'a aittir. Öyleyse, (Oralarda) Allah ile beraber başka hiç kimseye (hiçbir şeye, hiçbir varlığa) dua etmeyin, yalvarmayın!
Bkz.
22:40Burada mescitlere has özel bir uyarı söz konusudur. “Mescid” ten kastedilen; sadece ibadet yeri olarak düşünülen, Allah’a karşı kulluk görevini yerine getirmek maksadıyla insanların cemaat olarak bir araya geldiği mabedler, camiler ve daha bu amaçla kullanılan pek çok yerlerdir. Allah, buralarda sadece kendisine ibadet edilmesini, kendi öğretilerinin müzakeresinin yapılmasını, ilahi vahye uygun programlar düzenlenmesini istiyor. Bu mekanların başkalarıyla paylaşılmasına asla müsaade etmiyor. Bu yasak, insanların başkasına duasından dikkatlerini dağıtacak süslemelere ve Allah’ın birliğine ve otoritesine gölge düşürecek duvar yazılarına kadar mekân içindeki her şeyi ihtiva eder.
Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.
Mescidler şüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin).
Âyetteki «mescidler» kelimesi şu şekillerde tefsir edilmiştir: 1) Namaz kılmak için bina edilmiş yerler; 2) Namaz ve ibadet yalnız camilere ve belli yerlere hasredilmiş olmadığından, bütün yeryüzü; 3) Bütün mescidlerin kıblesi olduğundan, «Mescid-i Haram; 4) Secdeye temas eden uzuvlar.
Bu âyette, hıristiyanların kiliselerine ve yahudilerin havralarına girdikleri zaman yaptıkları gibi, Allah’a eş tutulmaması ihtar edilmektedir.
Mescidler sadece ALLAH'a aittir; öyleyse ALLAH ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın.
Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.
Ve hakıkat mescidler hep Allah içindir, o halde Allahın yanında başka birine duâ etmeyin
Hakıykatde mescidler Allahındır. Onun için Allah ile birlikde hiçbir (şey'e, hiçbir kimseye) tapmayın.
Şübhesiz ki mescidler Allah'ındır; o hâlde (oralarda) Allah ile berâber hiç kimseye ibâdet etmeyin!(1)
(1)Saîd bin Cübeyr’den şöyle nakledilmiştir: “Buradaki mescidler kelimesi ile, iki ayak, iki diz, iki el ve yüzden ibâret olan yedi uzuv kasdedilmiştir ki, kul secdesini bu a‘zâlarıyla yapar.” (Râzî, c.
15:30, 164)
Bütün secde edilen yerler Allah’a aittir. Sakın ola ki Allah’dan başka birisine yalvarıp dua etme.
«— Secde yerleri Allah/a mahsustur. Artık oralarda Allah/la beraber hiçbir kimseye ibadet etmeyiniz»;
Şüphesiz mescitler, Allah'a aittir. Öyleyse, Allah ile beraber başka hiç bir şeye yakarmayın.
(Ehl-i Beyt rivayetlerine göre “mescitler” ifadesinden maksat; secde halinde yere temas eden yedi organdır. Bu yorum esasınca ayetin manası şudur: “İnsanın bütün organlarını Allah yaratmıştır. O halde insan asla bu organlar ile Allah’tan başkasına secde etmemelidir.”)
“Ve yine o bize okunan Kur’an’dan öğrendiğimize göre, bütün câmiler ve mescitler Allah’ındır ve yalnızca O’na ibâdet amacıyla yapılmışlardır! Öyleyse, bütün secde makamlarında sadece Allah’a kul olun Allah ile birlikte başka hiç kimseye sakın el açıp yalvarmayın!”
Şüphesiz Mescidler, Allah içindir; Allah’la birlikte kimseye dua etmeyin!
(Yine bana):1 Şüphesiz mescidler,2 (yalnız) Allah’a aittir. Öyleyse orada Allah ile birlikte başka bir kimseye, kulluk etmeyin.3 (diye vahyolundu.)
1 Bu ayetin başındaki (اَنّ) tüm kıraatlerde meftuh’tur ve vav ile ilk ayete ma'tuftur. Bu ve ayetin sonundaki parantez içi ifadeler bu sebeple yapılmıştır.2 Bu sûre nâzil olduğunda Müslümanlara ait mescidler yapılmadığı için, buradaki mescidler ifâdesi; ya Mescid-i Haram’dır ya da yeryüzünde Allah’a ibâdet için yapılan tüm ibâdethanelerdir. Bazı müfessirler bunun, namazda secde edilen organlar veya yeryüzünün tamamı olduğunu da anlamışlardır.3 Tarih boyunca ve günümüzde ibâdet yerlerinin, hâkim güçler tarafından kontrol edilmesi, buraların Allah’a aidiyetini zedelemekte hattâ o güçleri, mescidlerin hâkimi haline getirmektedir. İbadethanelerini kaybedenler, dinlerini de kaybetmiş veya dinlerini hâkim güçlerin emrine sokmuş, demektir.
Ve [bilin ki] kulluk 14 [yalnızca] Allah'a mahsustur: O halde Allah'ın yanısıra başka hiç kimseye yalvarıp yakarmayın!
İyi bilin ki mescitler yalnızca Allah’ındır. O halde Allah ile aranıza koyduklarınıza dua ile yalvarıp yakarmayın. 13/14, 35/40, 46/4.6
“Yine (bana vahyedildi ki),[5359] kesinlikle ibadethaneler[5360] Allah’a mahsustur;[5361] öyleyse Allah’ın yanı sıra başka hiç kimseye yalvarıp yakarmayın!”
[5359] İttifakla bu âyet 1. âyetin başına hamledilmiştir. Parantez içi açıklamanın gerekçesi budur.
[5360] Veya: “ibadetler/kulluk”; ya da “ibadet zamanları”; yahut “secde organları”. Mesâcid; hem mescid hem de mescedin çoğulu olabilir. Alternatif anlamlar, ikinci ihtimale binaendir. Burada ilk akla gelen başta Hubel olmak üzere putlarla doldurulan Kâbe’dir. Araplarda taştan putlara tapma geleneği, İsmailî Arapların düşmanları tarafından Mekke’den sürüldükleri çok eski zamanlara kadar gider. Kâbe’den ayrılmak zorunda kalan İsmaililer, giderken Kâbe’nin anısını canlı tutmak için ondan birer parça taş götürmüşler, sonraki nesiller bunları tapınılan nesnelere dönüştürmüşlerdir.
[5361] Cu‘ilet liye’l-‘ardu mesciden ve tahûran (Bana yeryüzü temiz haliyle mescid kılındı) hadisine göre yeryüzünün tamamı âyetin kapsamına girer. Bu durumda anlam, “Yeryüzü Allah’a/O’na kulluğa mahsustur” olur. Hasan Basri’nin tercihi de budur.
Ve şüphe yok, mescitler Allah içindir, artık Allah ile beraber hiçbir kimseye ibadette bulunmayın.
Şüphesiz ki mescidler Allah'ındır (secdeler O'na mahsustur). Öyleyse sakın Allah'tan başka hiçbir tanrıya dua ve ibadet etmeyin! ”
Mescidler, Allah'a mahsustur. Allah ile beraber hiç kimseye yalvarmayın.
Bütün mescitler Allah için yapılmıştır; öyleyse Allah ile birlikte kimseyi yardıma çağırmayın!
[*] Mescid: Allah'a secde edilen yerlere mescid denir.
Mescitler Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua etmeyin.
Mescidler Allah içindir; sakın Allah ile beraber başka birisine dua etmeyin.
Hiç kuşkusuz, mescitler/secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayın/Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın.
daħı bayıķ mescidler Tañrı’nuñdur pes ŧapmañ Tañrı-y-ıla kim iseye.
Daḫı mescidler Tañrı Ta‘ālānuñdur. Pes Tañrıdan özge kimseye ṭapmañuz.
Şübhəsiz ki, (bütün) məscidlər Allaha məxsusdur. Allahdan başqa heç kəsə ibadət etməyin!
And the places of worship are only for Allah, so pray not unto anyone along with Allah.
"And the places of worship(5742) are for Allah (alone): So invoke not any one along with Allah.*
5742 This is a Makkan Surah, and Masjid must be understood, not in the later technical sense of a Mosque, but in the root meaning, of any place, or occasion of worship or humble prostration in the service of Allah, or any limbs of faculties or accessories used in such worship, e.g., hands and feet, lips and voice, understanding or organisation. A number of meanings therefore follow: (1) No place of worship whatever should be used for the worship of any other but Allah the true God. The Ka'bah was then full of idols, but the idols and their votaries were usurpers. (2) Worship should not be mixed up with vain objects, but should be reserved for the sincere service of Allah. (3) All our gifts are for Allah's service, which includes the service of His creatures, and not for our vainglory. (R).