Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5471, sondan 766. ayet; 72. sure ve bu surenin 24. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 3460 olarak hesaplanmıştır.
حتى اذا راوا ما يوعدون فسيعلمون من اضعف ناصرا واقل عددا
حتىاذاراوامايوعدونفسيعلمونمناضعفناصراواقلعددا
Hattâ iżâ raev mâ yû’adûne feseya’lemûne men ad’afu nâsiran ve ekallu ‘adedâ(n)
Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
Hz. Peygamber’e ve müslümanlara yardım edip onları dünyada zafere, âhirette de kurtuluşa erdireceğini, inkârcıları ise cezalandıracağını bildiren âyetler geldikçe müşrikler onlarla alay edip bu işin ne zaman ve bu zayıf müminlerle nasıl olacağını soruyorlardı. İşte âyet onların bu sorularına cevap vermektedir (İbn Âşûr, XXIX, 245).
Sonunda, kendilerine vadedilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve sayısının daha az olduğunu ileride bileceklerdir.
Sonunda uyarıldıkları azabı gördüklerinde, kimin yardımcıları daha zayıf ve taraftarlarının daha az olduğunu bileceklerdir.”
Uyarıldıkları şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve kimsesiz olduğunu bilecekler.
Hatta ki onlar, kendilerine va’ad edileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımından kim daha azmış (ve zavallıymış), artık öğrenmiş olacaklardır.
Sonunda, vaadedilen şeyi gördüler mi artık bilirler kimmiş yardımcısı daha zayıf ve sayı bakımından taraftarı daha az?
Nihayet o inkârcılar tehdit edildikleri azabı ve kıyamet saatini gördükleri zaman kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bilip öğreneceklerdir.
Nihayet tehdit edildikleri şeyi, kıyameti, azâbı gördükleri zaman kimin yardım edeninin zayıf ve az olduğunu öğrenecekler.
Sonunda kendilerine vaadedileni gördüklerinde kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bilecekler.
Sonunda kendilerine vadedileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımından kim daha azmış artık öğrenmiş olacaklardır.'
Nihayet o vaad olundukları azabı (kıyamette) gördükleri vakit; yardımcısı en zayıf, sayıca da en az olan kimmiş bilecekler; (O mu, yoksa kendileri mi).
Nihayet kendilerine va’dedilen azabı gördükleri zaman, kimin yardımcılarının daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.()
(*) Bedir Savaşının olacağına işarettir.
Aldanmış bulunan şeyi gördüklerinden, kimin yardımcısı zayıfmış, kimin de sayısı azmış göreceklerdir»
Onlar kendilerine yönelik tehditlerin somut olarak gerçekleştiğini (kıyameti/azabı) gördüklerinde hangi tarafın destek bakımından zayıf ve sayıca az olduğunu anlayacaklardır.
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.
Sonunda, tehdit edilip durduklarını (azabı, kıyameti) gördükleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az imiş, bileceklerdir.
Kendilerine söz verilen şeyi gördüklerinde kimin yardımcısının güçsüz ve sayıca az olduğunu görecekler.
Kendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir.
Nihayet o va'dolundukları şey'i gördükleri vakıt artık bileceklerdirki yardımcısı en zaıyf ve sayıca en aza olan kimmiş?
Nihayet onlar tehdîd edilmekde oldukları (azâbı) gördükleri zaman kimin yardımcısı daha zaîf, sayısı daha azmış bileceklerdir.
Nihâyet tehdîd olunup durdukları (Cehennem azâbı)nı gördükleri zaman, artık kimin yardımcı bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir!
Onlar kendilerine vaat edileni gördüklerinde, kimin yardımcı olarak daha zayıf ve sayıca az olduğunu öğrenecekler.
Onlar seni pek zayıf, yardımcısız görürler. Nihayet vaadolundukları Bedir azabını gördükleri zaman yardımcısı gayet zayıf ve adedi pek az olanın kim olduğunu anlayacaklar.
Sonunda onlar, kendilerine vaat edileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımından kim daha azmış artık öğrenmiş olacaklardır.
Bugün küstahça kibirlenen zâlimler, kendilerine söz verilen azâbın gerçekleştiğini gördüklerinde, kimin sahipsiz, yardımcısız olduğunu ve kimin sayıca az “bir avuç zavallı” olduğunu anlayacaklar!
Ne vaad ediliyor, sonunda gördükleri zaman, bir yardım eden olarak kim en zayıf, sayı bakımından kim en az, artık bileceklerdir.
(O kâfirler), kimin yardımcısının daha zayıf ve daha az olduğunu, kendilerine vâdedilen (cehennemi) görünce anlayacaklar.
[Öyleyse bırak,] önceden uyarıldıkları [akibet]i görecekleri an 18 gelinceye kadar [beklesinler]: o zaman anlayacaklar kim, hangi [tür] insan daha çaresiz ve daha kimsesizdir! 19
Sonunda onlar kendilerine vaat edilen azabı gördüklerinde, yardıma kim daha muhtaçmış ve sayıca kim daha azmış o zaman anlayacaklar. 4/97, 47/27
TEHDİT edildikleri azabı görünceye kadar yolları var;[5366] işte o zaman, kimin yardıma daha muhtaç ve sayıca az olduğunu anlayacaklar.[5367]
[5366] Hattâ, izâ ile birlikte cümle başında geldiğinde “söz başı” olduğuna delâlet eder. Âyeti paragraf başı yapmamızın gerekçesi budur.
[5367] Allah’a görünmeyen varlıklardan yardımcı, eş, ortak ve evlat tasavvur etmenin arkasındaki zehirli ve hasta bilince işaret. Bu, Allah’ın muhtaç olduğunu vehmetmenin yanında, tevhid akidesinin temeli olan Allah’ın tekliğini bir zaafmış gibi tersinden anlamayı da getiriyor. Yani: Cinleri bir tek olan Allah’a ortak koşanlar, böyle yapmakla Allah’ı güçlendirmiş mi oluyorlar?
Tehdid olunur oldukları şeyi gördükleri vakit artık bileceklerdir ki, yardımcı itibariyle en zaif ve adeden en az olan kim imiş?
Kendilerine vâd olunan azabı veya kıyamet saatini gördüklerinde, kimin yardımcılarının daha zayıf, kimin askerlerinin daha az olduğunu, işte o zaman anlayacaklardır.
Kendilerine va'dedilen şeyi (ya azabı veya kıyamet sa'atini) gördükleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.
Bu gibiler tehdit edildikleri azabı görünce, kimin yardımcısının daha zayıf ve daha az sayıda olduğunu öğreneceklerdir.”
Kendilerine vaat edileni gördükleri zaman, kimin yardımcı olarak daha zayıf ve sayısının az olduğunu anlayacaklar.
Nihayet kendilerine vaad edilmiş olan şeyi gözüyle görür ve kimin yardımcısı daha güçsüzmüş, kimin sayısı daha azmış, o zaman anlarlar.
Sonunda, onlar kendilerine vaat edileni gördüklerinde, yardımcı bakımından daha zayıf kim, sayı bakımından daha az kim, bileceklerdir.
tā ķaçan göreler anı kim va'de olınurlar tįz bileler kim ża'if ıraķdur arķa viricidin yaña daħı azıraķdur śaġışdın yaña.
Ḥattā ol vaḳt ki göreler va‘de olunduḳları nesneyi, bileceklerdür kimüñ[nāṣırı] ża‘īfraḳdur, yā kimüñ ‘adedi azdur.
Onlar təhdid olunduqlarını (qiyamətdəki, və ya Bədr vuruşundakı əzabı) gördükləri zaman kimin köməkçisinin daha zəif və sayca daha az olduğunu biləcəklər.
Till (the day) when they shall behold that which they are promised (they may doubt); but then they will know for certain) who is weaker in allies and less in multitude.
At length, when they see (with their own eyes) that which they are promised,-(5747) then will they know who it is that is weakest in (his) helper and least important in point of numbers.*
5747 When the Hereafter arrives, and true values are restored, they will see clearly that the Promise of Allah was true, and that death on this earth was not the end of all things. Then they will see that those who were accounted weak on this earth will, in the realm of Reality, be strong ones; those who seemed to have no following here will have, there, all the great and true ones with them, to help them and welcome them to their own ranks.