Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5453, sondan 784. ayet; 72. sure ve Cin Suresinin 6. ayetidir. Cin Suresi 6. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2300 olarak hesaplanmıştır. Cin Suresinin toplam ebced değeri 66593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وانه كان رجال من الانس يعوذون برجال من الجن فزادوهم رهقا
Rivayete göre Câhiliye döneminde bir kimse geceleyin ıssız bir vadide bulunup da başına bir şey gelmesinden korktuğunda, “Kötülerin şerrinden bu vadinin efendisine sığınırım” diyerek cinlerin şerrinden onların efendisine sığınırdı. İşte “Onların şaşkınlıklarını arttırırlardı” meâlindeki cümle bu cinlerin kendilerine sığınılmasından dolayı kibirlenip azgınlaştıklarını anlatmaktadır (Ebüssuûd, IX, 43; Şevkânî, V, 351-352).
Kur’an’ı Kerîm’de, Hz. Süleyman’la ilgili anlatılanlar dışında, cinlerin insanlarla ilişki kurduğuna, insanlar üzerinde etkili olduğuna, cinci, büyücü gibi bazı kişilerin cinlerin etkisini önlediklerine dair hiçbir bilgi yoktur. Bazı âlimler, ribâ (faiz) yiyenlerin kıyamet gününde mezarlarından şeytan çarpmış gibi kalkacağını bildiren âyete (Bakara 2:275) dayanarak cinlerin insanları etkileyeceğini ileri sürmüşlerse de bunun temsilî bir anlatım olduğu açıktır. Cinlerin etkisini önlemek için Felâk ve Nâs sûrelerini okumayı tavsiye eden bazı hadisler (meselâ bk. Tirmizî, “Tıb”, 16; Nesâî, “İstiâze”, 37; İbn Mâce, “Tıb”, 33) dolayısıyla da cinlerin insanlar üzerinde etkili olduğu yönünde görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bu tür hadislerin asıl maksadının, cinlerin etkisine dikkat çekme olmayıp, bunların psikolojik bakımdan yatıştırma ve terapi amacı taşıdığı düşünülebilir.
Bazı müfessirler, “... onların şaşkınlıklarını arttırırlardı” meâlindeki cümleyi, “Cinler insanların taşkınlıklarını arttırırlardı” şeklinde de yorumlamışlardır. İbn Âşûr’a göre müşriklerden bir topluluk, cinlerin kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için onlara ibadet ederlerdi, bu durum cinlere tapanların günah ve sapkınlığını arttırırdı (XIX, 225).
Mehmet Okuyan
İnsanlardan bazı erkekler, bazı erkek cinlere sığınıyordu da (bu durum onların) sadece azgınlığını artırıyordu.
1- Tanıdık kimselerden. 2- Tanımadığımız yabancı kimseler. 3- “Adam” sözcüğü de aslında cin sözcüğü ile kast edilen şeyin, yalnızca “görünmez varlık” değil, aynı zamanda insan türü varlık olduğunu açıkça ifade etmektedir 4- Yabancı kimselerin.
Ahmet Akgül
"(Maalesef) Gerçek şu ki: İnsanlardan bazı adamlar, cinnlerden bazı adamlara sığınırlardı (birtakım bilgiler alıp başkalarına üstünlük taslarlardı) . Öyle ki, onların (cinnlerin de) azgınlıklarını arttırırlardı."
Ayette geçen “ricâl” ifadesi, burada, “kişiler/kimseler” anlamında kullanılmıştır. İnsanlara “el-ins”, cinlere de “el-cinn” diye yapılan hitap hem erkek hem de kadınları kapsamaktadır. Kur’an’da sıkça görülen “rical” kelimesi, Nur 24:37, Ahzab 33:23, A’râf 7:46 ve Ahzab 33:23 surelerinde olduğu gibi birçok yerde “kişiler” anlamında kullanılmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."
«Filhakıyka şu da var: İnsanlardan ba'zı kimseler cinden ba'zı kişilere sığınırlar. Demek bu suretle onların azgınlıklarını (şımarıklıklarını) artırmışlar».
“O tanıdığımız bir takımadamlar, yabancı toplumlardan birtakım adamlardan yardım isteyip onlara sığınıyorlardı ve onlarda sığınanların azgınlıklarını artırıyordu.”
“Gerçi öteden beri dünyevî menfaatler peşinde koşan kimi insanlar, kendilerine yardım edeceğini umdukları bazı cinlere sığınır ve bu davranışlarıyla onları kibir ve isyana sürükleyerek, azgınlıklarını iyice artırırlardı.”
1 Bazı müfessirler, cinler için “rical” (erkekler) tabiri çoğunlukla kullanılmaz. Bu âyetteki “rical”in ikisinden de kastedilen insan ricali’dirve bu ayetin manası; “İnsanlardan bir takım rical, Cinnin şerrinden bir takım insan ricaline sığınıyorlardı”dır demişlerdir. Meselâ: bir adam tenha bir vadide yatmak veya geçmek istediği ve nefsi için bir tehlikeden korktuğu zaman yüksek sesle: “Ey bu vadinin azizi! Ben senin itaatinde bulanan kötü ruhlardan sana sığınıyorum” der ve bu suretle o vadideki cinnî’nin kendisini himaye edeceğine inanırdı. Bu sığınış ise ölmüş veya diri bir adamın ismine ve ruhaniyetine veya kâhinlere müracaat gibi fiilen kendisine müracaat suretiyle de olabilirdi. Tabi bu arada aynı durumda kalan bazı Müslümanların, “Allah’tan önce bazı zatlara, ruhanilere veya bazı kimselerin ruhaniyetlerine sığınmalarını” da bu çerçevede düşünmek gerekir. Böylece insanlara fenalığı Cinlerden ziyade asıl kendileri yapmış oluyor. Cinler, insanlara yine insanlar vasıtasıyla zarar yapıyorlar. Onları âlet ediniyorlar, onların sığınmasından kuvvet alarak tasallut ve istilalarını artırıyorlar. Şu halde insanlar, yalnız Allaha sığınsalar da cinlere hiç ehemmiyet veremeselerdi Cinler onları asla saramazlardı. (Özetle - Elmalılı) Bu âyet; “insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınarak, onların azgınlıklarını artırırlardı.” şeklinde anlaşılırsa da yukarıdaki anlam daha doğru olabilir.
Muhammed Esed
Gerçi bazı insanların [bu tür] görünmez güçlere sığındığı [her zaman vaki] olurdu; 4 ama bunlar yalnızca onların şaşkınlığını arttırdı.
Hiç kuşku yok ki insanlardan bazıları[5348] cinlerden bazılarına sığınırlar, bu da onların (cinler karşısındaki) zillet verici edilgenliğini artırır.[5349]
[5348] Lafzen: “Bazı erkekler”. Buradaki ricâl, cinsiyeti tahdit için değil insiyyeti tekit içindir. Belki onların hayvanlar gibi iradesizler dünyasına değil, insanlar gibi iradeliler dünyasına ait olduğuna işaret eder.
[5349] Zımnen: Cinler üzerinden kendi vehimlerinin oyuncağı oluyorlardı. Bu cinin kendisinden kaynaklanan bir etki değil, insanın ona yüklediği vehme dayalı anlamdan kaynaklanan bir etkiydi. Yani: İnsanlar görünmeyen varlıklarda güç vehmediyorlar, sonuçta evhamlarının esiri oluyorlardı. Bilinmezlik korkuyu, korku vehmi tetikliyor; kişi kendi kendini iradesizleştiriyordu (Krş: Elmalılı). Bu, irade emanetine ihanet eden insana Allah’ın bir cezasıydı. Özelde icat edilmiş Yahudi kimliğinin bir parçası haline gelen Babil büyücülüğüne atıf (Krş: 2:102). Bu âyetle, Allah Rasûlü’nün “Üfleyerek düğüm atan kimse sihir yapmıştır, sihir yapan şirk koşmuştur” dedikten sonra eklediği “kim bir şeye bağlanırsa, o ona havale edilir” (ve men te‘alleka şey’en vukkile ileyh) sözünü bu âyetle birlikte düşünmeli (Nesâi).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve hakikaten insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınır olmuştur. Artık onlar için bir azgınlık arttırmışlardır.»
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur'ân'ı dinledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur'ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler. [37, 1;46, 29-33]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın Kur’ân dinleyen cinleri görüp görmediği hakkında farklı rivayetler vardır. Hadisçiler cinlerin Kur’ân dinlemek için farklı zamanlarda altı ayrı defa geldiklerini kabul ederler. Hadiseye şahid olan Abdullah İbn Mes’ud (r.a)’ın Efendimizin onları gördüğü şeklindeki tesbiti, birçok müfessirce tercih edilmektedir.Cinlerin insanların dillerini bildikleri anlaşılıyor. Bütün dilleri bilmeseler bile, yaşadıkları bölgenin dillerini öğrendikleri düşünülebilir. 6. âyetle ilgili olarak İbn Abbas (r.a) “Cahiliyede Araplardan biri ıssız bir vadide konakladığında bir tehlikeden korktuğu zaman, o vâdinin büyüğü diye düşünülen cinne sığınırdı.” Allah’ın dünyaya halife kıldığı insanoğlu, Allah’tan gaflet edip cinlere sığınınca, onlar da gururlanmış, azmış ve onlara daha fazla eziyet etmeye başlamışlardı. 6. âyetten, bu anlaşılıyor.
Süleyman Ateş
Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı.
"Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere/cinlerin şerrinden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı."