Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5454, sondan 783. ayet; 72. sure ve bu surenin 7. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 3353 olarak hesaplanmıştır.
وانهم ظنوا كما ظننتم ان لن يبعث الله احدا
وانهمظنواكماظننتمانلنيبعثاللهاحدا
Ve ennehum zannû kemâ zanentum en len yeb’aśa(A)llâhu ehadâ(n)
“Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.”
İnsanlardan âhireti inkâr edenler olduğu gibi cinlerin de Kur’an dinlemeden önce âhireti inkâr ettikleri, öldükten sonra tekrar dirilme olacağına inanmadıkları anlaşılmaktadır. Zira İblîs onlara da menfi telkinlerde bulunmaktadır. “Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanırlardı” diye çevirdiğimiz kısım “Allah’ın hiç kimseyi göndermeyeceğini sanırlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu takdirde insanların da cinler gibi Allah’ın hiçbir peygamber göndermeyeceğine inandıklarını söylemiş olurlar.
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın kimseyi (elçi) olarak göndermeyeceğini sanmışlardı.
Cinler sizin sandığınız gibi Allah'ın hiçbir kimseyi peygamber olarak göndermeyeceğini sanıyorlardı.
Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
"Ve onlar (cinnlerin kâfir takımı), sizin de öyle zannedip aldandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak (ahirette hesaba çekmek üzere) diriltmeyeceğini sanmışlardı."
Ve şüphe yok ki onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın, kesin olarak hiçbir kimseyi tekrar diriltmiyeceğini sanıyorlar.
Hakikaten o cinler de siz insanların zannettiği gibi Allah'ın hiçbir kimseyi asla diriltemeyeceğini veya Allah'ın hiçbir kimseyi peygamber olarak göndermeyeceğini sanmışlardı.
“Onlar da, sizin zannetiğiniz gibi, Allah'ın hiç kimseyi asla peygamber olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirmeyeceğini zannediyorlardı.”
bk. Kur’ân-ı Kerim,
46:29-33.
Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
'Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı.'
O insanlar da, (ey cinler) sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın ebedîyen hiç bir kimseyi öldükten sonra diriltmiyeceğini zannetmişlerdi.
(Ve bana bildirildi ki:) O cinler de, siz insanların sandığı gibi, Allah’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlar.
Onlar da sizin gibi, Allahın kimseyi diriltmiyeceğin sanıyorlardı
“Gerçekten onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.”
"Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.
"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiç bir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı."
Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek.
Ve doğrusu onlar sizin zann ettiğiniz gibi zann etmişlerdi ki: Allah ebedâ hiç bir kimseyi ba's etmiyecek
«Hakıykaten onlar da, sizin zannetdiğiniz gibi, Allahın hiçbir kimseyi kat'iyyen diriltemeyeceğini sanmışlar».
“Hakikaten onlar da sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın hiç kimseyi aslâ diriltmeyeceğini zannetmişlerdi.”
Onlarda aynen sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın hiçbir kimseyi ölümünden sonra diriltmeyeceğini zannediyorlardı.
«— Sizin zannettiğiniz gibi insanlar da Allah kimseyi tekrar diriltmeyecek zannetmişlerdi [⁴]»;
[4] Yahut periler, siz kâfirlerin zannettikleri gibi zannetmişlerdi. Bu halde bu, ve evvelki âyet vahiy cümlesinden olur.
“Ve onlar (insanlar), sizin (cinlerin) sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardır.”
“Çünküo insanlar da, tıpkı sizin bir zamanlar sandığınız gibi, Allah’ın insan ve cinlerin hayatına hiçbir zaman müdâhale etmeyeceğini, dolayısıyla hiç kimseyi Peygamber olarak göndermeyeceğini ve öldükten sonra hiç kimsenin dirilmeyeceğini sanıyorlardı. Fakat biz Kur’an’ı dinledikten sonra, bu iddianın tamamen yanlış olduğunu anladık.”
“ ‘Allah bir kimseyi asla yeniden diriltmeyecek’ zannettiğiniz gibi onlar da zannetti”.
“(Ey Cinler!) Doğrusu o (insanlar da) sizin zannettiğiniz gibi Allah’ın kimseyi (Peygamber olarak) göndermeyeceğini zannetmişlerdi.”
O kadar ki, sizin [vaktiyle] düşündüğünüz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi [yeniden] asla [elçi olarak] göndermeyeceğini düşünmeye başladılar. 5
– İşte o insanlar da sizin gibi, Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini, hiç kimseyi elçi olarak göndermeyeceğini zannederlerdi. 40/35
Öyle ki o sapık insanlar, tıpkı sizin sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi elçi göndermeyeceğini[5350] sanmışlardı.[5351]
[5350] Veya: “Yeniden diriltmeyeceğini”. Yahudilerin kendi dışındakilere risalet gelmeyeceğine dair inançlarına atıf. Bu söylem, insan neslinden umut kesmeye delâlet eder.
[5351] 5 âyetteki ennâ zanennâdaki mütekellim zamirleri ile cinlerin ağzından sürdürülen söylem, 7. âyetteki zannû gaib ve zanentum muhatab zamirleriyle, yerini gerçek mütekellim olan Allah’a bırakmış gibidir. Aynı şey arkadan gelen pasajda da gerçekleşir. Zira 16-19’da konuşan doğrudan Allah’tır. Aslında zamirler ve mercileri arasındaki bu baş döndürücü değişiklik, ele alınan konuda “kim demiş”e değil, “neyi, niçin demiş”e kilitlenmemiz gerektiğini ihsas eder.
«Ve şüphesiz onlar da sizin zannetiğiniz gibi zannetmişlerdir ki, Allah hiçbir kimseyi peygamber göndermeyecektir.»
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur'ân'ı dinledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur'ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah'ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler. [37, 1;46, 29-33]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın Kur’ân dinleyen cinleri görüp görmediği hakkında farklı rivayetler vardır. Hadisçiler cinlerin Kur’ân dinlemek için farklı zamanlarda altı ayrı defa geldiklerini kabul ederler. Hadiseye şahid olan Abdullah İbn Mes’ud (r.a)’ın Efendimizin onları gördüğü şeklindeki tesbiti, birçok müfessirce tercih edilmektedir.Cinlerin insanların dillerini bildikleri anlaşılıyor. Bütün dilleri bilmeseler bile, yaşadıkları bölgenin dillerini öğrendikleri düşünülebilir. 6. âyetle ilgili olarak İbn Abbas (r.a) “Cahiliyede Araplardan biri ıssız bir vadide konakladığında bir tehlikeden korktuğu zaman, o vâdinin büyüğü diye düşünülen cinne sığınırdı.” Allah’ın dünyaya halife kıldığı insanoğlu, Allah’tan gaflet edip cinlere sığınınca, onlar da gururlanmış, azmış ve onlara daha fazla eziyet etmeye başlamışlardı. 6. âyetten, bu anlaşılıyor.
Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın artık kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlar.
Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.
“Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah kimseyi diriltmeyecek sanıyorlardı.
"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini/peygamber göndermeyeceğini sanmışlardı."
“daħı bayıķ ādemįler śandılar nite kim śanduñuz kim ķoparmaya yirden Tañrı kimseyi.”
Ve anlar ṣandılardı siz ṣanġan gibi ki Tañrı Ta‘ālā hīç kimseyi ikinci dirilt‐mez.
Onlar (o insanlar) da siz (cinlər, yaxud o cinlər də siz insanlar) təkin elə güman edirdilər ki, Allah heç kəsi (öləndən sonra) diriltməyəcəkdir.
And indeed they supposed, even as ye suppose, that Allah would not raise anyone (from the dead)
´And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment).