Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5489, sondan 748. ayet; 73. sure ve bu surenin 14. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 3007 olarak hesaplanmıştır.
يوم ترجف الارض والجبال وكانت الجبال كثيبا مهيلا
يومترجفالارضوالجبالوكانتالجبالكثيبامهيلا
Yevme tercufu-l-ardu velcibâlu ve kâneti-lcibâlu keśîben mehîlâ(n)
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
“Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak” cümlesi, elde ettikleri nimetlerin şükrünü yerine getirmeyen ve Allah’ın gönderdiği peygamberi yalancılıkla itham eden varlıklı ve despotik tavırlı Mekke müşrikleriyle ilgilidir. Allah Teâlâ Hz. Peygamber’e onlarla uğraşmasına gerek olmadığını, onların cezalarını kendisinin vereceğini bildirmiştir. Müfessirlerin çoğunluğu, bu cezalandırma sürecinin hicretten sonra Bedir Savaşı’yla başladığını belirtirler. 12. âyet onların cezalarının dünyada sona ermediğine, âhirette de cehennem ateşiyle cezalandırılacaklarına işaret etmektedir. “Prangalar” diye çevirdiğimiz enkâl kelimesi “kelepçeler, bukağılar, demir halkalar” anlamına da gelmektedir. Buna göre âyet suçluların elleri kelepçeli, ayakları bukağılı, boyunlarına halka geçirilmiş olarak cehenneme sürüleceklerine işaret eder. Müfessirler “boğazdan geçmeyen yiyecekler”den maksadın zakkum ağacı ve kuru diken olduğunu söylemişlerdir (Şevkânî, V, 367; krş. Gåşiye
88:6). 13. âyetin son bölümünde suçlular için ayrıca mahiyeti belirtilmeyen elem verici bir azaptan söz edilmektedir. 14. âyette de bu cezaların, dağların ve yeryüzünde bulunanların şiddetli bir şekilde sarsılması ve dağların kum yığını haline gelmesi ve kıyametin kopmasıyla başlayacağı haber verilmiştir (dağların parçalanması hakkında bilgi için bk. Kehf
18:47). Bütün bunlar dünyada verilen ağır cezalara benzetme yoluyla uhrevî cezanın ağırlık ve dehşetini tasvir etmeye yönelik anlatımlardır.
O gün (Son Saat’te) yer ve dağlar sars(ıl)acak; dağlar erimiş kum yığınına dönecektir.
12,13,14. Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.
(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulup sarsılır ve dağlar göçüveren bir kum yığını halini alır.
O gün, şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve dağlar sarsılır ve hepsi de esintiyle tozan kum yığınlarına döner.
O gün şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve dağlar sarsılır ve hepside esintiyle akıp dağılan bir kum yığınına döner.
Yerin ve dağların şiddetli bir gürleme ile sarsıldığı, dağların parçalanarak savrulan bir kum yığınına döndüğü gün cezalar var.
O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar dağılan bir kum yığını halini alır.
(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
O gün arz ve dağlar sarsılacak, bütün dağlar erimiş bir kum yığını olacaktır.
O günde ki yer ve dağlar şiddetle sarsılır. Dağlar akan kum haline girer.
O gün, yerle dağlar sarsılacak, dağlar, akan kumul gibi olacak!
O gün, şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve dağlar sarsılır ve hepsi de esintiyle tozan kum yığınlarına döner.
Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.
O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.
Gün gelir, yer ve dağlar titrer ve dağlar dağılan kum yığınına dönüşür.
O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.
O gün ki yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir
o günde ki yer (ler), dağlar (zelzeleyle) sarsılır. Dağlar akıb dağılan bir kum yığınına döner.
O gün (o kıyâmet günü) yer ve dağlar sarsılır ve dağlar akıp giden bir kum yığını hâline gelir!
O kıyamet günü yeryüzü ve dağlar sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınına dönüşür.
O gün, yer ve dağlar sarsılacak, dağlar çöker kum yığını gibi olacak.
O gün, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
Yeryüzünün, üzerindeki dağlarla birlikte sarsılıp parçalanacağı ve hiç yıkılmayacak zannettiğiniz o yüce dağların, etrafa savrulan bir kum yığınına dönüşeceği Gün! O Gün ilâhî mahkeme kurulacak ve herkese hak ettiği ödül veya ceza, tam olarak verilecektir. İşte bu yüzdendir ki;
O gün Arz / Yeryüzü ve Dağlar sarsılır; Dağlar dağılmış kum yığınları olur.
O (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır ve (ayrıca) dağlar, akıp giden kum yığınına döner.
yeryüzünün ve dağların sarsılacağı ve [parçalanarak] savrulan bir kum yığını haline geleceği 8 o Gün!
Gün gelecek yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılacak ve koca koca dağlar kum yığını haline gelecek. 18/47, 20/105...107
o gün yerler ve dağlar dehşetli sarsılacak; ve sonunda dağlar kum yığınına dönüşerek eriyip akacak.
O günde ki, yer ve dağlar sarsılır ve dağlar bir dağılmış kum yığını olmuş olur.
Gün gelir; yer, dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılan kum yığınları haline gelir.
O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur.
Bunlar, yerin ve dağların sarsıldığı, dağların kum yığınına döndüğü günde olacak.
O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar uçurulan kum yığınları haline döner.
O gün yer ve dağlar sarsılır; koca dağlar kum yığınına döner.
O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.
12-14. bayıķ bizüm ķatumuzdadur bendler daħı ulu od daħı yiyesi boġaza durmaķlu daħı 'aźāb aġrıdıcı.
Ol gün ki ditreye yirler ve ṭaġlar, daḫı ṭaġlar bir yir[e] dirilmiş ḳum gibi ola.
O gün (qiyamət qopandan) yer və dağlar lərzəyə gəlib titrəyəcək, dağlar (dağılıb) yumşaq qum təpəsinə dönəcəkdir.
On the day when the earth and the hills rock, and the hills become a heap of running sand.
One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down.(5766)*
5766 The Judgement is described as a violent commotion which will change the whole face of nature as we know it. Even the hard rock of mountains will be like loose sand running without any cohesion.