Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5583, sondan 654. ayet; 75. sure ve bu surenin 32. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1280 olarak hesaplanmıştır.
Velâkin keżżebe ve tevellâ
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Özellikle Allah’ın, kendi varlık ve birliği ile kıyamet ve âhiretin kesinliği hakkında bunca açıklamalar yapmasına, kanıtlar ortaya koymasına, ayrıca inkâr edenleri ne büyük azabın ve acıların beklediğini haber vermesine rağmen hâlâ gerçeği kabul etmemekte, Kur’an’ı ve peygamberi tasdik etmemekte direnen, Allah’a kulluğunu arzetmekten kaçınan inkârcı tutum eleştirilmekte, kurtarıcı ilâhî hakikatleri ısrarla reddeden bu nasipsizlerin daha da kabalaşan, küstahlaşan davranışlarından ibretlik örnekler verilmektedir. O inkârcı tip, vahyi onaylamaya, Allah’a kulluk etmeye yanaşmaz; hakkı, hak davetçisini inatla yalanlamaya kalkışır; ilgi gösterip kulağını ve zihnini söylenenlere açacağı, insafla değerlendireceği yerde, kör bir taassupla gerçeğe sırtını döner, kulağını tıkar, kalbini kilitler. Sûre bu inkârcılara, kendi türünün yaratılış sürecini ve bu muhteşem olayı gerçekleştiren yüce gücü hatırlattıktan sonra bir soru ifadesiyle, bu gücün ölüleri de dirilteceğini bildiren uyarı âyetiyle sona ermektedir.
Aksine yalanlamış ve yüz çevirmişti.
31,32,33,34,35. Ne doğruladı, ne de kulluk görevini yerine getirdi. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra da çalım sata sata yürüyerek ailesine gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Tekrar tekrar sana yazıklar olsun, yazıklar!
Fakat yalanladı ve köstekledi.¹
1- Tevellâ, “salla” sözcüğünün karşıtıdır. Süreklilik ifade eden “tevellâ” sözcüğü, “sürekli geri durmak, sürekli ilgisiz kalmak, pasiflik göstermek, yapılan işleri kösteklemek” demektir.
Lâkin o, (sadece) yalanlamış ve (Hakk’tan) yüz çevirip (uzaklaşmıştı).
Ve fakat yalanlamıştır, yüz çevirmiştir.
Tam tersine gerçekleri yalanladı ve ondan uzak durdu.
Fakat peygamberi, Kur'ân'ı yalanladı, arkasını dönüp güç ve iktidarını kullanarak, halkı peygambere karşı yönlendirdi.
Ancak yalanladı ve yüz çevirdi.
Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Ancak yalan söyledi ve (itaat etmekten) yüz çevirdi.
Fakat yalanladı ve arkasını döndü.
Bununla birlikte yalanlamıştır, yüz çevirmiştir!
Aksine (Hak adına her şeyi) yalanlamış ve (itaat etmekten) yüz çevirmişti.
31,32,33. O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.
Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.
Fakat yalanladı ve döndü.
Ve lâkin yalan dedi ve döndü
fakat (üstelik Kur'ânı) yalanlamış, (îmâna) arkasını dönmüş,
Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.
Ancak yalanladı ve gelen doğrulardan (ayetlerden) yüz çevirdi.
Fakat Kur/an/ı yalan saymış, doğru yoldan yüz çevirmiş.
Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Tam tersine, hakîkati yalanlamış ve ayetlerimden yüz çevirmişti.
Ama yalanladı, yüz çevirdi.
31,32. Hani o adam1 (dünyada) sadaka vermediği, namaz kılmadığı gibi bir de inkâr edip, (hakka) arkasını dönüyordu.
1 Bu adam Ebû Cehil’dir. Tabiî ki onun kıyamete kadar ki takipçileri de bu hitâba muhâtaptır.
tam tersine, hakikati yalanladı ve [ondan] uzaklaştı,
Fakat gerçeği yalanladı ve Rabbine sırt çevirmiş. 39/59
fakat yalanladı ve sırt döndü;
Velâkin tekzîp etti ve yüz çevirdi.
Hep hakkı yalan sayıp ona sırtını dönerdi.
Ama yalana yönelmiş ve doğrulara sırt çevirmiş,
Fakat, yalanlamış, yüz çevirmiş.
Yalnız yalanladı, yüz çevirdi.
Tam aksine, yalanladı, gerisin geri döndü.
velįkin yalan duttı daħı yüz döndürdi.
Lākin yalanladı ve yüz ḳaytardı.
Amma (Allah kəlamını) yalan saydı, (ondan) üz döndərdi.
But he denied and flouted.
But on the contrary, he rejected Truth and turned away!