Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5594, sondan 643. ayet; 76. sure ve bu surenin 3. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 1179 olarak hesaplanmıştır.
انا هديناه السبيل اما شاكرا واما كفورا
اناهديناهالسبيلاماشاكراواماكفورا
İnnâ hedeynâhu-ssebîle immâ şâkiran ve-immâ kefûrâ(n)
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
“Doğru yolu gösterdik” ifadesinden ne kastedildiği müfessirlerce farklı şekillerde açıklanmıştır: a) Biz insana hidâyet ve dalâlet, hayır ve şer yollarını açıklayarak gideceği yolu gösterdik. Nitekim Beled sûresinin 10. âyetinde, “Biz ona iki yolu göstermedik mi?” buyurulmuştur; b) Mutluluk ve mutsuzluk yollarını açıkladık; c) Kâr ve zararını anlayacak yetenekte yarattık. Allah Teâlâ insanı akıllı, iradeli ve iyiyi kötüden ayırma kabiliyetine sahip değerli bir varlık olarak yaratmış; görevlendirdiği peygamberler ve indirdiği vahiyle ona doğru yolu göstermiş, aynı zamanda kendisine irade ve seçme hürriyeti vermiştir. Artık Allah’ın gösterdiği doğru yola girip şükredici olmak veya şeytana ve nefse uyarak Allah’ın verdiği imkân ve kabiliyetleri kötü kullanıp nankör olmak insanın kendi elindedir (krş. İsrâ
17:18-19; Kehf
18:29).
Şüphesiz ki biz insana yol gösterdik. Ya şükredici (olur) ya da nankör.
Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster inanır, ister inkâr eder.[700]
[700] İrade hürriyeti hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 207-209.
Ona doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden, isterse nankörlük eden biri olur.
Biz ona (akıl ve kitapla doğru) yolu gösterdik; (artık o) ya şükredici olur ya da nankör (kendi tercihidir).
İster şükretsin, ister nankör olsun, gerçekten de biz ona doğru yolu gösterdik.
Gerçek şu ki biz ona yolu yöntemi gösterdik. İmana gelerek şükredici ya da Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etme yolunu tercih ederek nankör olması artık kendisine bağlıdır.
Biz ona yolu, yöntemi gösterdik, doğru yolu aydınlatıcı bilgiler verdik. Ya şükreden mü'min bir kul olacak, ya nankör bir kul, azılı bir kâfir olacak.
Biz ona yolu gösterdik; artık ya şükredici olur, ya da nankör.
Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
Doğrusu biz ona, gerçek yolu gösterdik; ister şükreden (mümin) olsun, ister nankörlük eden (kâfir)...
Gerçekten Biz ona yol gösterdik. Artık ya şükreder veya nankör olur.
Evet ona doğru yolu gösterdik, ister eyleye şükür, ister eyleye küfür!
Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. Artık o ya şükreden biri olur ya da nankörlük eden.
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.
Ona yolu gösterdik; ya şükredendir, ya da nankör.
Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.
Her halde biz ona yolu gösterdik, ister şâkir olsun ister nankör kâfir
Gerçek, biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici (olsun o), ister nankör (kâfir).
Şübhe yok ki biz, onu o (doğru) yola hidâyet ettik; (artık) ister şükredici (mü'min)olsun, ister nankör (kâfir)!
Biz ona doğru olan yolunu gösterdik ki, ya şükredecek, ya da inkâr edecek.
Biz insana doğru yolu gösterdik, o da ya şakir veya nankör oldu [¹⁰].
[10] Ya mü'min veya kâfir oldu.
Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
Ayrıca ona, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşettik. Bununla da yetinmeyip, hakîkati apaçık ortaya koyan ayetler göndererek ona doğruyolu gösterdik ve seçimi kendisine bıraktık; ya şükreden bir kul olur, ya da vefasız bir nankör! Fakat şunu bilin ki:
İster nankör, ister şükreden olsun, biz, ona Yol’u gösterdik.
(Sonra da) Biz ona isterse (Allah’a) şükretsin, isterse de nankör olsun diye (doğru) yolu gösterdik.
Gerçek şu ki, Biz ona yolu-yöntemi gösterdik: 4 şükredici, ya da nankör [olması artık kendisine kalmıştır].
Biz ona bir de doğru yolu gösterdik. Artık insan ya bu nimetlerin hakkını verir veya ona nankörlük eder kâfir olur. 16/9, 17/9
Elbet onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik: ister şükreder, ister nankörlük eder.[5465]
[5465] İki ahlâkî kavram olan şükür ve nankörlüğün akidevi karşılıkları iman ve küfürdür. Birleşik immâ (in+mâ) edatı, şart ve nefy’den oluşur. Bu, “şıkların dayandığı asıl yoksa şıkların hiçbiri yok” demektir. Yani “insanın küfrü tercih etme yeteneği olmasaydı, şükür yeteneği de olmazdı” anlamına gelir. İrade şükrün de küfrün de şartı ve sebebidir. İnsan, insan olmadan önce beşer idi. Âdemiyet sadece vahşiyyetin değil melekiyyetin de mukabilidir.
Muhakkak ki, Biz ona hidâyet yolunu gösterdik, gerek şükredici ve gerek nankör olsun.
Ona yolu da gösterdik: artık ister şükreder, ister nankör ve kâfir olur.
Yol gösterme: akıl ve fikir verme, ahlâk duygusu verme, kötülük yaptığında kendisini uyaran vicdan verme, Allah’a iman etme duygusu verme, hayatını devam ettirecek vesile ve imkânları verme mânasınadır.
Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur.
Ona doğru yolu gösterdik; ister görevini yapar, isterse o yolu görmezlikten gelir (kâfir olur).
Biz, ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister nankörlük.
Ona yol da gösterdik. Artık ister şükreder, ister nankörlük eder.
Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.
bayıķ biz ŧoġru yol gösterdük aña yolı yā şükr eyleyiciyiken yā şükr eyleyiciyiken. [307b] yā kafir eyleyiciyiken.
Biz aña gösterdük doġru yol. Yā şükr ide, yā kāfir ola.
Biz ona haqq yolu göstərdik. İstər (ne’mətlərimizə) minnətdar olsun, istər nankor (bu onun öz işidir).
Lo! We have shown him the way, whether he be grateful or disbelieving.
We showed him the Way: whether he be grateful or ungrateful (rests(5833) on his will).*
5833 Besides the gift of the faculties, Man has been shown the Way by means of Revelation, through men of the highest spiritual standing. If he is grateful, he will accept Guidance, be of the Righteous, and join the company of the Blessed. If not, he puts chains round himself, thus burdening himself with sin, and gets into the Blazing Fire of Punishment. See next verse. His choice rests on his will. (R).