Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5637, sondan
600. ayet;
77. sure ve bu surenin
15. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi
3, harf sayısı
16 ve toplam ebced değeri ise
1694 olarak hesaplanmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
10 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
77:19, 77:24, 77:28, 77:34, 77:37, 77:40, 77:45, 77:47, 77:49, 83:10 ayetleridir.
Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîn(e)
O gün vay yalanlayanların hâline!
Kıyametin kopması sırasında meydana gelecek kozmik çöküşü (meselâ bk. İbrâhim
14:18; Tâhâ
20:105; Müzzemmil
73:14) özetleyen açıklamaların ardından 11-13. âyetler, Allah Teâlâ’nın peygamberlerle ümmetleri arasında dünyada yaşanmış olan olumlu veya olumsuz ilişki hakkındaki nihaî sorgu, yargı ve kararını vereceği zamanı ifade eder ki bu zaman da kıyamet ve âhiret günüdür. Nitekim başka bir âyette de Allah’ın o gün peygamberleri toplayıp onların tebliğ ve davetlerine insanların nasıl cevap verdiklerinin sorulacağı haber verilmiştir (Mâide
5:109). İşte “ayırım günü”nden maksat bu sorgu ve yargı günü yani peygamberlerle onları yalancılıkla itham edenlerin arasında hükmün verileceği ve hak ile bâtılın ayırt edileceği kıyametin kopmasıyla başlayacak olan âhiret günüdür. 14. âyetteki soru cümlesi, o günün, Allah bildirmedikçe hiç kimsenin mahiyetini bilemeyeceği, tasavvur edemeyeceği olağanüstülüklere sahne olacağını ima eder. 15. âyet ise kıyamet ve âhireti yalan sayanların başlarına gelecek olan felâketin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Bu ifade kalıbı sûrede on defa geçmekte olup her defasında izlediği âyetlerle ilgili özel bir anlam içerir. İnkârcılar, yalan saydıkları her ilâhî bildirim sebebiyle ayrı ayrı cezalandırılacakları için bunlar hakkında aynı ifade kalıbı tekrar edilmiştir.
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
(İşte) O gün, (kıyamet ve ahireti) yalanlayanların (ve ona hazırlık yapmayanların) vay haline!
Vay hallerine o gün yalanlayanların.
O gün hakkı yalanlayanların vay haline!
O gün, Kur'ân'ı, peygamberleri ve hesap gününü yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
Bunu yalan sayanların o gün vay haline!...
O gün, yalanlayıcıların vay haline!
Vay haline, o gün yalanlayanların
(Bunu) yalanlayanların o gün vay haline!
O gün yalanlamış olanların vay haline!
O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün yalanlayanların vay haline!
Vay haline o gün yalan diyenlerin
(Bunu) yalan sayanların o gün vay haline!
Yalanlayanların o gün vay hâline!
Yazıklar olsun o günü yalanlayanlara.
O gün kıyamet günü yalandır diyenlerin vay haline!
O gün, yalanlamakta olanların vay haline!
Vay hâline O Gün, mesajlarımı yalanlamış olanların! Öyle ya;
Çok yazık, o gün, Yalanlayanlar’a!
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!1
1 Veyl: “vay, yazık, vay haline, yazıklar olsun” demektir. Bir de veyl, “helâk oldu veya olsun” manasına beddua olarak da kullanılır. Ayrıca “veyl,” cehennemde bir vadinin veya kapının da ismidir. Bu âyet ayrıca, “O gün, cehennem sadece (Peygamberlerini) yalanlayanlara aittir.” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı âyet için Bk. (Mürselat: 19, 24, 28, 34, 37, 40, 45, 47, 49, Mutaffifin: 10)
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
Bu uyarılar karşısında yalana sarılanların o gün, vay haline! 6/29, 44/35
O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
O gün vay haline yalanlayanların.
Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün yalancılar çok çekecekler.
-Vay haline o gün, yalanlayanların!
Yazıklar olsun o gün yalanlayanlara!
Yalanlayanların vay haline o gün!
veyldür ol gün ya'nį ķatı 'aźāb yalancı dutıcılara!
O gün vay halına (qiyaməti) yalan sayanların!
Woe unto the repudiators on that day!
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!