Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5703, sondan 534. ayet; 78. sure ve bu surenin 31. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 840 olarak hesaplanmıştır.
İnne lilmuttekîne mefâzâ(n)
31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Yeri geldikçe belirtildiği, özellikle bir kutsî hadiste de ifade buyurulduğu üzere, 31. âyette “müttakiler” şeklinde anılan itaatkâr müminler için âhirette hazırlanan nimetler, lütuf ve ikramlar “gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir beşer aklının tam olarak tasavvur edemeyeceği türdendir” (Buhârî, “Tevhîd”, 35; Müslim, “Îmân”, 312). Çünkü bütünüyle âhiret gayb alanıdır; gaybı da Allah’tan başkası bilemez (bk. Bakara
2:3). Bununla birlikte, Allah Teâlâ, kullarının uhrevî nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmelerini sağlamak ve onlarda bir arzu uyandırmak için, birçok âyette olduğu gibi burada da idrak ve anlama gücüne göre temsilî bir anlatımla bu dünyada en çok ihtiyaç duydukları, arzuladıkları, sevdikleri nesneler ve hazlardan örnekler vermiştir. Bu anlatımda Kur’an’ın ilk muhataplarının beklentilerinin dikkate alındığı da söylenebilir; kezâ bu anlatımdan, âhirette cennete girmeyi hak eden her bir insana, dünyadaki ameline, zihnî ve ruhî kemaline, mutluluk anlayışına ve beklentisine göre neleri istiyor ve bekliyorsa onların verileceği sonucunu çıkarmak da mümkündür (ayrıca bk. Fussılet
41:30-33).
“Bunlar rabbinin bol bol lutfettiği karşılıktır, bağıştır” diye tercüme ettiğimiz 36. âyete, “Bunlar rabbinden, amellerine göre hesap ve takdir edilmiş bolca mükâfatlardır” şeklinde de mâna verilmiştir (İbn Âşûr, XXX, 47-48). Burada kapalı bir şekilde ifade edilmiş olan amellerin karşılığının, başka âyetlerde Allah’ın lutfu olarak on katı (En‘âm
6:160), 700 katı (Bakara
2:261), hatta hesapsız (Zümer
39:10) bir şekilde kat kat verileceği bildirilmiştir. 26. âyette azgınlara verilecek cezanın dünyada yaptıklarına uygun bir karşılık olduğu bildirilmişti. Burada da müminlerin yaptıklarına karşılık olarak verilecek ödülün Allah’ın bolca lutfu ve bağışı olduğu belirtilmektedir. 36. âyette müminlere âhirette verilecek nimetlerin niceliğini bildiren hisâben kelimesi, “çok, bol bol, yeter deyinceye kadar” şeklinde yorumlandığı gibi, “yeterli, kâfi miktarda, amellerin miktarına göre, hak edişe göre” şeklinde de açıklanmıştır. Ancak meâlde biz, kısmen birbirinden farklı olan bu iki yorumdan ilkini tercih ettik. Çünkü ödülün, amellere göre kat kat fazlasıyla, hatta hesapsız verileceğini bildiren âyetler de vardır (Bakara
2:261; Zümer
39:10; Gāfir
40:40) ve bu âyetlerde ahirette ödüllerin hak edişe göre ölçülü değil, Allah’ın razı olduğu kullarına, ölçüye ve hesaba sığmaz lütufları olarak verileceği belirtilmektedir.
Şüphesiz ki [muttakî]ler (duyarlı olanlar) için ödül(ler) vardır:
31,32,33,34. Allah'a saygı duyanlar için umdukları yer, muhteşem bahçeler ve bağlar, müthiş uyumlu harika eşler ve dolup taşan kadehler vardır.[711]
[711] Cennetlikler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 294-298.
Takva sahipleri için kurtuluş ve ödül vardır;
(Ancak) Gerçek şu ki, müttakiler için (ebedi) 'bir kurtuluş ve mutluluk' vardır.
Şüphe yok ki çekinenlere bir kurtuluş, bir kutluluk ve murada eriş yeri var.
Ama yollarını Allah'ın kitabıyla bulanlar için kazanç ve kurtuluş vardır.
Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minler için mutluluk duyacakları yerler var.
Şüphesiz takva sahipleri için bir kurtuluş vardır.
Gerçek şu ki, muttakiler için 'bir kurtuluş ve mutluluk' vardır.
Şüphesiz takva sahiblerine (her türlü kederden) kurtuluş (cennet) var.
(Kâinattaki zıtların ikinci kutbunu temsil eden) iyiler için ise, kazanç ve kurtuluş vardır.
31,32,33,34. Sakınç olanlara çayırlıklar, bağlar, bahçeler, üzümler, memeleri tomurmuş genç kızlar, dolu dolu kadehler var!
Ama Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için de büyük bir kurtuluş ve mutluluk vardır.
31,32,33,34. Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
31, 32, 33, 34. Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır.
Erdemliler için kurtuluş vardır.
Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
Şübhesizki korunanlara halâs ve kâm var
Şübhesiz takva saahibleri için (her korkudan) selâmet (ve her arzuuya) vuslat vardır.
31,32,33,34. Şübhesiz ki takvâ sâhibleri için (büyük) bir kurtuluş, bahçeler ve üzüm bağları, göğüsleri tomurcuklanmış aynı yaşta kızlar ve dolu kadehler vardır!
Korunanlar (muttakiler) için kurtuluş mekânı olarak,
Muhakkak ki, sakınanlar için korktuklarından kurtulacak yerler,
Şüphesiz takva sahipleri için bir kurtuluş vardır.
Öte yandan, dürüst ve erdemlice davranarak kötülüklerden sakınmış olanlar için, o Gün büyük bir başarı, büyük bir kurtuluş vardır:
Şüphesiz, Sakınıp Korunanlar / Müttakîler içindir, kurtuluş!
31,32,33,34. Şüphesiz, (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar için, içerisinde bahçeler, bağlar, gepegenç, olağanüstü güzellikte eşler1 ve dopdolu kadehler bulunan cennet2 vardır.3
1 (كَوَاعِبُ) kelimesi mecâzen: “çarpıcı, göz alıcı, harika, olağan üstü güzel” anlamlarına gelmektedir. (Lisan’ül-Arab) Yukarıdaki tercüme bu durum dikkate alınarak yapılmıştır. Tefsir ve meâllerin genelinde verilen anlam ise, “cennetin sadece erkeklere ait ve kadınların da onlara ikram edilen bir meta’ olduğu” kanaatini verdiği için tercih edilmemiştir.2 Mefâz: Korkulardan kurtulup murada ermek yahut büyük bir kurtuluş yeri, yani cennet demektir.3 32-34. âyetler (مَفَازٌ) kelimesine bedel-i iştimâl olarak tercüme edilmiştir.
[Ama,] Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar için büyük bir tatmin vardır: 15
Allah’a karşı gelmekten sakınanları ise mutluluk yurdu bekliyor. 2/1...5, 39/73-74
NE var ki, Allah bilinciyle hareket edenleri tarifsiz bir mutluluk yurdu[5534] bekliyor;
[5534] Veya mastar anlamıyla: “Kurtuluş..”
Muhakkak ki, muttakîler için necât bulacak bir yer vardır.
Ama Allah'ı sayıp günahlıklardan sakınanlar, başarı ve mutluluğa ererler.
Korunanlar için de başarı ödülü vardır.
Allah’tan çekinenler ise zafer elde etmiş olurlar.
Muttakiler için kurtuluş ..
Takvâ sahipleri için kurtuluş vardır.
Takva sahipleri için bir kurtuluş ve bir zafer vardır.
31-34. bayıķ śaķınıcılaruñdur žafer bulmaķ bostanlar daħı üzümler daħı emcegi śaķlanmış 'avratlar yaşdaşlar daħı ķadeḥ ŧolu.
Taḥḳīḳ müttaḳīler ulu sa‘ādete yitişürler,
Həqiqətən, müttəqilərin nicat yeri (Cənnət),
Lo! for the duteous is achievement
Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart´s) desires;(5904)*
5904 This is true Salvation. It is not only safety and felicity, but the attainment of the final Goal, the supreme Achievement, the Fulfilment of the highest in human nature, the satisfaction of the true and pure desires of the heart—seeing the "Face of Allah". See n. 4733 to
44:57.