Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5757, sondan 480. ayet; 79. sure ve Nâzi'ât Suresinin 45. ayetidir. Nâzi'ât Suresi 45. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 2549 olarak hesaplanmıştır. Nâzi'ât Suresinin toplam ebced değeri 59952 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Müşrikler kıyamet ve âhirete inanmadıkları için sürekli olarak Hz. Peygamber’e kıyametin ne zaman kopacağını sorarak onu zor duruma düşürmek istiyor, alay ediyorlardı; hatta nasıl olsa böyle bir şeyin imkânsız olduğunu düşündükleri için kıyametin çabucak gelmesini de istiyorlardı. Hz. Peygamber ise onların iman etmelerine vesile olur ümidiyle, “Keşke sorularına cevap vermek mümkün olsaydı!” diye temennide bulunuyordu. Yüce Allah, “Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki!” meâlindeki âyetle onun bu konuda bilgi edinme imkânının bulunmadığını, bu bilginin yalnız kendisine ait olduğunu (krş. Lokmân 31:34), Hz. Peygamber’in görevinin kıyametin ne zaman kopacağını bildirmek değil, sadece ona inanıp âhiret kaygısı taşıyanları uyarmak ve o güne hazırlık yapmalarını sağlamak olduğunu vurgulamıştır.
Mehmet Okuyan
Sen sadece ondan (Son Saat’ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.
42,43,44,45,46. Sana, kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen, sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün, dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibi olurlar.[718]
Senin görevin ise, sadece, ondan korkanları uyarmaktır.Büyük Kıyâmetin vaktini soran inkârcılar, üzerinde durulması gereken asıl meseleyi, kendi ecelleri olan Küçük Kıyâmeti unutuyorlar. Oysa uzun zannedilen bu dünya hayatı, o kadar çabuk geçip gidecek ki: