Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1178, sondan 5059. ayet; 8. sure ve bu surenin 18. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 1440 olarak hesaplanmıştır.
ذلكم وان الله موهن كيد الكافرين
ذلكمواناللهموهنكيدالكافرين
Żâlikum veenna(A)llâhe mûhinu keydi-lkâfirîn(e)
İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.
Bu âyetlerin inmesine sebep olarak Bedir, Huneyn gibi birkaç savaşta Hz. Peygamber’in, yerden bir avuç çakıllı toprak alarak düşmana doğru savurması, tozun ve çakılların birçok savaşçıya isabet ederek onları saf dışı bırakması olayı zikredilmiştir (İbn Hişâm, Sîre, II, 280-281; İbn Kesîr, III, 570-572). 17. âyette öldürme fiili genel olarak müminlere, atma fiili de Resûlullah’a nisbet edilmekle birlikte her ikisini de hakikatte onların değil, Allah’ın gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Tarihte cereyan etmiş savaş, fetih, barış, şehir ve devlet kurma gibi millet ve devlet işleri anlatılırken yapan, eden olarak liderin, devlet başkanının anılması gelenekleşmiş bir anlatım biçimidir. Burada da İslâm ordusunun yaptıkları, aynı zamanda onların kumandanı olan Hz. Peygamber üzerinden anlatılmıştır. Atanın, öldürenin Allah olması ise, bu savaşta meleklerin gönderilmesi, düşmanın kalbine korku salınması, tam zamanında müslümanlara kolaylık, düşmana hareket zorluğu getiren yağmurun yağdırılması gibi mûcizeleri, olağan üstü ilâhî yardımları ifade etmektedir. Kulun irade ve gücünün bir şekilde etkili olduğu fiillerin de yaratıcısı Allah’tır; ancak bunlar için “Allah yaptı” denilmez de “Kul yaptı, verdi, öldürdü...” denir. Kulların irade ve güçlerinin dahli bulunmayan veya ilâhî müdahalenin olağan üstü olduğu durumlarda ise fiil doğrudan Allah’a izâfe edilir; bu ifade biçimi günlük dilde de yaygın olarak kullanılır. Vahdet-i vücûd (varlığın birliği) halini yaşayan bazı mutasavvıflarla bunu düşünce sistemlerinin merkezine koymuş bulunan bir kısım düşünürler, açıklamakta olduğumuz âyeti, hallerinin meşruiyetine ve iddialarının doğruluğuna delil saymışlardır. Bize göre âyetin mânası açıktır, böyle bir delâlet söz konusu değildir. Eğer vahdet-i vücûdcuların dediği gibi varlık âleminde Allah’tan başkası mevcut olmayıp, var gibi görülenler O’nun, yokluk (adem) aynasında görülmesinden (tecellî) ibaret olsaydı, baştan sona Kur’an’da bu gerçeğe uygun açık ifadeler kullanılır, bu bilgi ve inanç imanın birinci esası olurdu. Kur’ân-ı Kerîm’in şüpheye yer bırakmayan açık ifadesine göre Allah, mahiyeti ve vasıfları bakımından kendine benzemeyen, kendi aralarında da ontolojik boyutları farklı olan şuurlu varlıklar yaratmıştır, insan nevi de bunlardan biridir. İnsanların bir kısmı Allah’ın rızâsı çerçevesinde bir hayat yolu seçerken diğer kısmı ya O’nu hiç tanımamış yahut da rızâsına bağlı kalmamıştır. Bu yüzdendir ki Allah, rızâsını gözetenleri desteklemiş, onların eliyle O atmış, ötekileri öldürmüştür. Yaratılmış ve mahiyeti farklı, hür irade sahibi varlıklar olmaksızın Allah’ın bir tecellisinin diğerine düşman olması ve onu öldürmesinin, yokluğun bir ayna (tecelligâh) olarak böylesine köklü bir ayırıma sebep (illet) teşkil etmesinin anlamı yoktur veya böylesine işlevleri olan bir şeye yokluk denemez, mahlûk denir. Peşin hüküm, mânevî sarhoşluk ve yabancı felsefelerin etkisi ile açık âyetleri, lafzın ve konunun uzağından yakınından geçmediği mânalara çekmenin de mâkul ve ilmî bir dayanağı mevcut değildir
İşte böyle olmuştu. Şüphesiz ki Allah kâfirlerin tuzağını bozucudur.
Yüce Allah’ın tuzak kurması veya tuzakları boşa çıkarması bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân
3:54; En‘âm
6:123; Enfâl
8:30; Ra‘d
13:42; İbrâhîm
14:46; Neml
27:47; Fâtır
35:10, 43; Mü’min
40:25; Tûr
52:42; Târık
86:15-16.
İşte size Allah'ın lütfu! Allah, kâfirlerin tuzaklarını boşa çıkartır.
İşte size böyle yardım etti. Allah, gerçeği yalanlayan nankörlerin planlarını bozandır.
İşte size (hikmet ve hakikatleri) böyle (açıklıyorum) … Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli düzenlerini (ve bütün tedbirlerini) boşa çıkarıverendir.
Böyledir bu ve şüphe yok ki Allah, kafirlerin düzenlerini gevşetir.
İşte bu denemeydi Allah'ın istediği, Allah kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenlerin düzenlerini, hep yıpratarak boşa çıkarandır.
İşte gördünüz. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin yaptığı harp planını böyle zaafa uğratır.
Bu böyledir ve muhakkak ki Allah kâfirlerin tuzaklarını yıpratır.
İşte size böyle… Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.
Bu tecrübe gerçektir ve Allah, muhakkak kâfirlerin hilelerini zayıflatıp gevşetendir.
17, 18. Onları siz öldürmediniz. Fakat onları Allah öldürdü. Atarken de sen atmadın. Fakat atan Allah idi. Allah (bu Bedir savaşı ile) müminleri güzel bir imtihan ile denemek istedi. Şüphesiz Allah, işiten ve bilendir. Allah bunu böyle istedi. Ve şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını zayıflatır.
Bu böyledir, Allah bozar kâfirlerin hilesini!
Bu (da) sizin için (ey mü'minler): İşte Allah (her zaman) inkârcıların (ve zalimlerin) tuzağını boşa çıkarır.
İşte bu, Allah'ın inkarcıların düzenini zayıflatıp yok etmesidir.
Bu böyledir. Şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını bozar.
Bu yolla, ALLAH, kafirlerin planını bozar.
Gördünüz ya, Allah, kâfirlerin kurduğu tuzağı işte böyle boşa çıkarır.
Bunu gördünüz, bir de kâfirlerin tedbirini Allahın za'iyf düşürmesi var
Bu böyledir. Şübhesiz ki Allah kâfirlerin tuzaklarını yıpratıcıdır.
İşte bu (imtihanlar) böyledir; muhakkak ki Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.
Şüphesiz Allah, aynı zamanda inkâr edenlerin tuzaklarını da boşa çıkarmış oldu.
Bu böyledir, Allah kâfirlerin kötü hilesini gevşetir.
İşte bu (olaylar), söylenildiği gibidir. Muhakkak ki Allah kâfirlerin düzenini zayıflatıcıdır.
İşte inananların mükâfâtı da, budur! Elbette Allah, kâfirlerin tüm hilelerini darmadağın edecektir! O hâlde, iman eden bir ordunun artık yenilmesine imkân var mı? Gelelim inkârcılara:
İşte böyle! Kâfirler’in düzeneğini Allah boşa çıkarmaktadır.
İşte Allah, kâfirlerin tuzağını böyle bozar.
İşte bu [sınamaydı, Allah'ın muradı]; ve keza, Allah[ın], hakkı inkar edenlerin düzenlerini hep boşa çıkardı[ğını göstermekti, Allah'ın muradı].
İşte bu sizin cezanızdır. Zira Allah, kâfirlerin tuzağını etkisiz kılandır. 3/54, 8/30, 13/42
Bu (da) sizin için (ey inananlar): İşte Allah, inkâr edenlerin tuzağını (böyle) boşa çıkarır![1344]
[1344] 14. âyet inkârcılara hitap ediyordu, bu ise inananlara hitap ediyor.
Bu böyledir. Ve şüphe yok ki, Allah Teâlâ kâfirlerin hilesini iptal edicidir.
İşte Allah size böyle yaptı. Çünkü Allah kâfirlerin tedbirini zayıflatır.
İşte size böyle yaptı. Çünkü Allah, kafirlerin tuzağını zayıflatır.
Böyle olmasının (zafer elde etmenizin) nedeni Allah’ın o kafirlerin düzenini zayıflatmasıdır.
-İşte siz ve kafirlerin tuzağını etkisiz kılan Allah!.
Bu Allah'ın takdiridir; çünkü Allah kâfirlerin tuzağını boşa çıkarır.
Gördünüz ya, Allah küfre sapanların tuzağını fersiz bırakır.
şol daħı bayıķ Tañrı sust eyleyicidür yavuz śanduġını kāfirlerüñ.
Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā ża‘īf idicidür kāfir mekrini.
Bu (hadisələr) biq həqiqətdir. Allah, sözsüz ki, kafirlərin hiyləsini zəiflədəndir!
That (is the case); and (know) that Allah (it is) who maketh weak the plan of disbelievers.
That, and also because Allah is He Who makes feeble the plans and stratagem of the Unbelievers.