Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1185, sondan 5052. ayet; 8. sure ve bu surenin 25. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 5039 olarak hesaplanmıştır.
واتقوا فتنة لا تصيبن الذين ظلموا منكم خاصة واعلموا ان الله شديد العقاب
واتقوافتنةلاتصيبنالذينظلموامنكمخاصةواعلموااناللهشديدالعقاب
Vettekû fitneten lâ tusîbenne-lleżîne zalemû minkum ḣâssa(ten)(s) va’lemû enna(A)llâhe şedîdu-l’ikâb(i)
Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.[246]
Bu âyette, müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte, aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır.
Fitne yani “toplum içinde imanın bozulması, baskı, düzensizlik, kargaşa, hukukun çiğnenmesi, hakka dayanmayan gücün hâkim olması ve böylece kulluk imtihanının kaybedilmesi tehlikesi” ya el birliği ile engellenecek ya da bunun zararı sınırlı kalmayacak, hak edenlerin yanında suçsuzlara da dokunacaktır. Çünkü onlar da fitnenin ortadan kalkması için ellerinden geleni yapmadıkları, haksızlığa karşı mücadele etmedikleri için kusurlu ve sorumludurlar. Bunların içinde hiçbir kusuru olmayan çok küçük bir grubun (âcizler) bulunması tabiidir. Allah bunlara, günahları ve kusurları olmadığı halde başkaları yüzünden uğradıkları felâket ve acıların karşılığını âhirette verecek, bu acılara değen, “Keşke dünyaya tekrar dönsem de buna benzer acılar yaşasam” dedirten ödül ve karşılıklar lutfedecektir, O’nun sünneti (kanunu) böyledir.
Peygamber efendimiz fitne konusunda ümmetini uyarmış, “Toplumda pislik çoğalırsa içlerinde iyiler bulunsa bile helâkten kurtulamazlar” buyurmuştur (Buhârî, “Fiten”, 4, 28). İyiyi toplumsal buyruk, kötüyü de ayıp ve yasak haline getirmedikçe toplumun kötülüklerden sorumlu olacağını ve bunun bedelini ödeyeceğini bildiren birçok hadis vardır (Müslim, “Zühd”, 51; Ebû Dâvûd, “Fiten”, 1-5; “fitne” kavramı hakkında bilgi için bk. Bakara
2:191-193).
Öyle bir [fitne]ye (sıkıntı ve zor imtihana) karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun ki o, içinizden sadece haksızlık edenlere ulaşmakla (kalmaz). Bilin ki şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.
Yüce Allah bu türden bir fitneye kaşı duyarlı olunması gerektiğini ifade ederek, eğer muhataplar bu noktada duyarsız davranırlarsa meydana gelecek sıkıntı ve felaketin sadece söz konusu fitneyi meydana getiren zalimlerle sınırlı kalmayacağını, o toplumun bütün fertlerini içereceğini haber vermektedir.
Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, o fitne, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz, umuma yayılır ve hepsini perişan eder. Biliniz ki Allah, azabında çok zorludur.[156]
[156] Fitne ve ondan sakınma hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VII, 544-546; II, 484-488.
Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye¹ karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
1- Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Baskı ve zulüm. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Anlamı, “altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi” işlemidir. Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.
İçinizden yalnız zalimlere dokunmakla kalmayacak (gayesiz ve gayretsiz olursanız hepinizi kuşatacak) olan fitneden sakının (ki, sadece aranızda haksızlık ve ahlâksızlık yapanları kuşatmayacak, ülkedeki ve yeryüzündeki zulüm odaklarına destek olanlar ve fesat çıkaranlara göz yumanlar da, bu beladan kurtulamayacaktır) . Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Ve sakının o fitneden ki yalnız zulmedenlerinize gelip çatmaz ve bilin ki şüphesiz Allah'ın cezası pek çetindir.
Felaketler yönündeki imtihan ve belalara karşı uyanık ve duyarlı olun ki, o felaketler sizden yalnız varlık gayesine aykırı hareket edenlere musallat olmaz, hepinize ulaşır ve hepinizi perişan eder. Biliniz ki Allah'ın azabı şiddetlidir.
İçinizden sadece, zulmedenlerin, haksızlık edenlerin, günahkârların, âsilerin başına gelmekle kalmayacak olan sıkıntı ve belâlardan Allah'a sığınıp emirlerine yapışarak günahlardan arınıp toplumsal sorumluluğunuzun gereğini yerine getirerek azaptan korunun. Biliniz ki Allah, korunma tedbirleri almayarak, emirlerine aykırı davranma suçunuza denk, size âdil ceza verme gücüne sahiptir.
Aranızdan yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah, cezası çok çetin olandır.
Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup-sakının. Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Bir de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez (bu belâ başkalarına da geçer, umumî olur). Bilin ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Öyle bir fitneden sakının ki; sizden zulmedenlere mahsus kalmaz. Ve bilin ki; Allah’ın ikabı (cezası) şiddetlidir.
Kötülüğü içinizden yalnız zulmedenlere dokunmıyacak olan kargaşadan sakınınız, biliniz Allahın azabı katı
Bir de öyle bir fitneden sakının ki, o içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (aynı zamanda hepinize erişir). Biliniz ki Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.
Onun için Allah “İçinizden, iyi ve yararlı olana davet eden, kötü ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk mutlaka bulunsun” buyurmaktadır (A. İmran
3:104). Zulme seyirci kalmak da zulümdür. Yani zalimi seyretmek ve zulmüne karşı koymamak da zalimliktir. “Allah’ın laneti zalimleredir.” (A’raf
7:44, Hud
11:18) Allah’ın lânet ettiği bir toplumun cezasız kalması düşünülemez. “Allah, zalimleri mutlaka helak edecektir.” (Kasas,
28:59)
Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.
Sizden sadece zalimlere dokunmayacak olan fitneden sakının. Bilesiniz ki ALLAH'ın cezası çetindir.
Çevrelerindeki kötülüklere göz yumup sorumluluklarını yerine getirmeyenler zararı paylaşırlar (
3:114;
5:79;
9:71;
22:41).
Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.
Ve öyle bir fitneden sakının ki hiç te içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, ve bilin ki Allahın ıkabı şiddetlidir
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalınız zulmedenlere çatmaz (âmmeye de sirayet ve hepsini perişan eder). Hem bilin ki Allah, şübhesiz azabı çetin olandır.
Hem öyle bir fitneden sakının ki, (geldiği zaman) içinizden sâdece zulmedenlere dokunmaz (umûmî olur)!(3) Ve bilin ki şübhesiz Allah, azâbı pek şiddetli olandır.
(3)“Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydân-ı tecrübe ve imtihandır ve dâr-ı teklif ve mücâhededir (imtihan ve cihâd yeridir). İmtihan ve teklif, iktizâ ederler (gerektirirler) ki, hakīkatler perdeli kalıp, tâ müsâbaka (yarışma) ve mücâhede ile Ebû Bekir’ler (ra) a‘lâ-yı illiyyîne (en yüce makamlarına)çıksınlar ve Ebû Cehil’ler esfel-i sâfilîne (en aşağılara) girsinler. Eğer ma‘sumlar (günahsızlar) böyle musîbetlerde sağlam kalsa idiler, Ebû Cehil’ler aynen Ebû Bekir’ler (ra) gibi teslîm olup, mücâhede ile ma‘nevî terakkī (yükselme) kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif (imtihan sırrı) bozulacaktı.” (Sözler, 14. Söz, 40)
Sizden, özellikle yalnızca haksızlık yapanlara uğramayacak bir azaptan (fitne) korunun. Bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
İçinizden yalnız zalimlere erişmeyecek olan fitne ve belâdan sakının; biliniz ki Allah/ın ukubeti şiddetlidir.
Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının ve şüphesiz Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.
Bu çağrıyı kulak ardı ederek Allah yolunda mücâdeleyi terk ettiğiniz takdirde, yalnızca içinizdeki zâlimleri vurmakla kalmayacak, aksine, bütün toplumu kasıp kavuracak savaş, fakirlik, anarşi, ahlâksızlık, yozlaşma, ruhsal ve toplumsal çalkantılar... gibi bir felâketin sizi perişan etmesinden korkun; Allah’ın azâbının çok şiddetli olduğunu da bilin! Daha önce Mekke’de yaşadıklarınızı unutmayın:
İçinizden özellikle zulmedenlere isabet etmekle sınırlı kalmayacak bir fitneden sakınıp korunun!
Bilin ki Allah, Cezalandırması şiddetlidir.
Aranızdan yalnız zâlimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden1 sakının ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu da bilin.
1 Fitne: Altın ve gümüş gibi bir madeni, iyisini kötüsünden ayırmak için ateşe sokmak demektir. Mecâzen, sıkıntıya sokmak, imtihan etmek, anlamlarına gelir. Fitneden korunun zira o fitne içinizden sadece zulmedenlere isabet etmez. Yalnız onlara mahsus bir musibet olmakla kalmaz, belki umumileşir, size de şamil olur. Bazı günahlar vardır ki zararı genel olur. Sebep olacağı fitne ve musibet yalnız o günahı yapan, bu suretle kendine ve diğer insanlara zulmetmiş olan zalimlere münhasır kalmaz da kurunun yanında yaşı da yakar. Meselâ iyiliği emir, kötülüğü yasaklama emrinin yerine getirilmemesi, akide ifsadına, kardeşliklerin yok olmasına ve cihad’dan uzaklaşmaya sebep olur. Bir şahsın hatası bir orduyu batırabilir. Bir geminin dibini delmeğe uğraşan bir şahsın fiili öyle bir musibet doğurur ki bu fitne o geminin içinde bulunanlardan yalnız onu delene veya ona yardım edenlere veya görüp sükût edenlere değil hiç haberi olmayanlara varıncaya kadar hepsine isabet edecek bir musibet oluverir. Ve hatta hiç haberdar olmayanların gafletlerinden dolayı zararları daha fazla olabilir. Bunun için böyle bir musibete meydan vermemek için korunmak ve onu deleni menetmek o gemide bulunanların hepsine farz-ı kifaye olan bir vazifedir. Fakat dikkat edilmek lâzım gelir ki gemiyi delmeğe kalkanı menedelim derken muvazeneyi bozup geminin devrilmesine de sebebiyet vermemelidir. (Elmalılı) Bk. (Bakara: 191)
Ve kötülük yönündeki öyle bir ayartıya karşı uyanık ve duyarlı olun ki o, ötekileri dışta tutarak yalnızca hakkı inkara kalkışanlara musallat olmaz; 25 ve bilin ki Allah azapta çok çetindir:
Öyle bir fitneye karşı sakının ve tedbirli olun ki onun zararı sizden yalnızca onu çıkaran zalimlerle sınırlı kalmaz. İyi bilin ki bu durumda Allah, çok şiddetli cezalandırandır. 2/217, 9/47
Ve öylesine çetin bir sınava karşı tetikte ve tedbirli olun ki, o içinizden yalnızca zulmetmede ısrarlı kimselere[1352] musallat olmakla kalmayacaktır.[1353] Ve iyi bilin ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir.
[1352] Zalemû zımnen “Bilinci altüst olmuş kimseler” imasını taşır (Bkz:
7:148, not 109).
[1353] Söz geliminden: “..içinizden kötülüğe karşı aktif olmayan pasif iyileri de kuşatacaktır”. Zımnen: Pasif iyi aktif kötünün destekçisidir. İbn Cinni le tusibenne olarak okumuştur. Bu durumda anlamı şöyle olur: “…o içinizden yalnızca bilinci alt üst olmuş kimselere mutlaka musallat edilecektir” (İtkân II, 230).
Ve bir fitneden sakınınız ki, sizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz ve biliniz ki, muhakkak Allah Teâlâ'nın ikabı pek şiddetlidir.
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinize şamil olur. Biliniz ki Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.
(Öyle) Bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir). Bilinki Allah'ın azabı çetindir.
Öyle bir çatışma ortamından (fitneden) çekinin ki sadece içinizdeki yanlış yapanlara dokunmakla kalmaz. Bilin ki Allah'ın cezası, pek ağırdır.
[*] Çevrenizde olan yanlışlıklara duyarsız kalmayın, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diye düşünmeyin. Çatışma ve bozulma ortamı bir kere oluşmaya başladığı zaman sadece suçlulara değil herkese zarar verir.
İçinizden yalnızca zalimlere erişmekle kalmayacak olan bir fitneden de korunun! Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!
Bir de öyle bir fitneden sakının ki, içinizden sadece zulmedenlere isabet etmekle kalmaz.(7) Şunu da bilin ki, Allah'ın cezası pek çetindir.
(7) Toplumda kötülük yaygınlaşır, kötülükten sakındırması gerekenler de görevlerini yerine getirmez veya yetersiz kalırlarsa, ceza toplumun bütününe birden gelir.
3:104 ve
7:164-165 ve
11:116’ya bakınız.
İçinizden sadece zulmedenlere çatmakla kalmayacak bir fitneden korkun. Bilin ki Allah'ın gazabı çok şiddetlidir.
daħı śaķınañ bir śınamaķdan kim ya'nį belāyıla irmeye anlara kim žulm eylediler sizden ħāś iken daħı bilüñ bayıķ Tañrı ķatı 'aźābludur.
Daḫı ṣaḳınuñuz bir fitneden, yitişmesün sizden ẓālim olanlar ancaḳ. Daḫıbilüñüz Tañrı Ta‘ālānuñ ‘aẕābı ḳatıdur.
Sizdən təkcə zalımlara toxunmayacaq (pis əməllərin müqabilində hamıya üz verə biləcək) bəladan qorxun. Bilin ki, Allah (Onun əmrlərini pozanlara) şiddətli əzab verəndir!
And guard yourselves against a chastisement which cannot fall exclusively on those of you who are wrong doers, and know that Allah is severe in punishment.
And fear tumult or oppression,(1198) which affecteth not in particular (only) those of you who do wrong: and know that Allah is strict in punishment.*
1198 Fitnah has many meanings: (1) the root meaning is trial or temptation, as in
2:102 and
8:28; (2) an analogous meaning is trial or punishment, as in
6:74; (3) tumult or oppression, as in
2:193; and here; and in
8:39; (4) there is here (
8:25) the further shade of meaning suggested, discord, sedition, civil war. This warning against internal discord or tumult was very necessary in the Civil Wars of early Islam, and was never more necessary than it is now, for it affects innocent and guilty alike, (see also
9:94).