Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1195, sondan 5042. ayet; 8. sure ve bu surenin 35. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 4866 olarak hesaplanmıştır.
وما كان صلاتهم عند البيت الا مكاء وتصدية فذوقوا العذاب بما كنتم تكفرون
وماكانصلاتهمعندالبيتالامكاءوتصديةفذوقواالعذاببماكنتمتكفرون
Vemâ kâne salâtuhum ‘inde-lbeyti illâ mukâen vetasdiye(ten)(c) feżûkû-l’ażâbe bimâ kuntum tekfurûn(e)
Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.[249]
İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken, ıslık çalıp el çırparlardı.
Mekke döneminde indiği de rivayet edilen bu iki âyette müşriklerin Kâbe ile ilişkileri, ibadetleri ve taassupları hakkında önemli açıklamalar yapılmaktadır. Çok eski zamanlardan beri var olan bu kutsal mekân ve bina, insanları hem dinî hem de ticarî sebeplerle kendine çekiyor, birçok insanî ilişkiye zemin teşkil ediyordu. Her şeyden önce bir mâbed olan Beytullah’ı ziyarete gelenler burada özel ibadetler yapıyorlar, müşrikler Kâbe’nin içine koydukları putlarına tapınıyorlar, adaklar adayıp bunu yerine getiriyorlardı. Hz. İbrâhim için olduğu kadar onun neslinden gelen Hz. Muhammed aleyhisselâm ve müslümanlar için de kutsal ve mübarek bir mekân olan Kâbe’de müslümanlar da namaz kılmak, dua etmek istediler. Müşrikler, bu durumun insanları etkileyeceğini, müslüman olmalarını teşvik ve telkin edeceğini düşünerek yasak koydular, Hz. Peygamber dahil birçok müslümana burada ibadet ediyor diye işkence ve hakaret ettiler. Kâbe’nin bakım ve yönetim sorumlusu (âyet metnindeki karşılığına göre velîsi) olmak büyük bir mazhariyet ve şerefti; ancak İslâm’a göre buna lâyık ve ehil olmanın şartı takvâ sahibi olmaktı, Allah’ın cezasından korkmak, O’nun kullarına eziyet etmemek ve O’nun evinde kendisine ibadet edenlere mani olmamaktı. Müşrikler Allah’tan korkmadan, O’nun rızâsını gözetmeden müminleri ibadetten menederek Kâbe’ye hizmet şerefine lâyık olmadıklarını ortaya koydular. Müşrikler, Kâbe mescidinde özellikle Hz. Peygamber ve müminler ibadet ederken ıslık çalıp el çırparak Beytullah’ın çevresinde dolaşmaya başlıyorlar, kendileri de ibadet yapıyorlarmış görüntüsü vererek müminlerin ibadetlerini sabote edip huzurlarını bozuyorlardı. Benimsediğimiz bu yoruma göre onların yaptıkları ibadet değil, ibadet görüntüsü içindebir engelleme hareketi idi (İbn Kesîr, III, 593-594).
Ev’in (Kâbe’nin) yanındaki (sözde) ibadetleri, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildi. İnkâr ettikleriniz nedeniyle azabı tadın!
Bu ayet Mâ‘ûn
107:4-7. ayetlerin açılımıdır. Onların ıslık çalarak ve el çırparak bu türden tapınmaları, manevi öğelerden yoksun, şekilci eylemler ve tapınma formları olmaktan başka bir değer taşımamaktadır. Müşrikler Kâbe’nin çevresinde yaptıkları hareketleri ibadet sanıyor, kulluk ettiklerini zannediyorlardı.
Onların Beytullah'taki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey inkârcılar! İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadınız!
Onların, Beyt'in¹ yanındaki salâtları², ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
1- Mescid-i Harâm/Kâbe. 2- İbadetleri, namazları.
(Müşrik takımının) Onların Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. (Ahirette) Artık inkâr ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı (buyrulacaktır).
Tanrı evine karşı namazları, ancak ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibaret. Artık kafir olmanıza karşılık tadın azabı.
Ve bu yüzden de onların, bu Allah'ın evi yanındaki tapınmaları, yalnızca ıslık çalmak ve el çırpmaktan başkası değildir. Siz ey inanmayanlar! Gerçekleri örtbas etmenizin bir karşılığı olarak, tadın azabı öyleyse.
Onların Beytullah'ın yanındaki duaları da ıslık çalmak ve alkış tutmaktan ibarettir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz şeylerden dolayı şimdi azâbı tadın, ey kâfirler!
bk. Kur’an-ı Kerim,
48:25.
Onların Ka'be'nin yanındaki namazları ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. "İnkar etmenize karşılık azabı tadın bakalım!."
35.Vahidi`nin Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiğine göre cahiliye döneminde insanlar Ka`be`yi tavaf ederken ıslık çalar ve el çırparlardı. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi.
Onların Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. Artık inkâr ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı.
Onların Beyt-i Haram'da namazları (duaları) ise ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değil. Artık ey kâfirler, yaptığınız küfürden dolayı tadın azabı...
Onların Kâbe’deki namazları da, bağırmak ve alkıştan başka bir şey değildir. Artık kâfirliğinizden dolayı bu azabı tadın!
Hak yolundan çevirmekçin, kâfir olan kimseler mallarını harcarlar, onlar onu harcayacak, bu onlarçin iç acısı olacak, sonra yenilecekler
Onların Kâbe'nin yanındaki duaları ıslık çalıp el çırpmaktan başka bir şey değildir. O halde ey inkârcılar! (Hakikati inatla) inkâr etmenizden (ve zulme ve haksızlığa devam etmenizden) dolayı tadın bakalım azabı!
Mekkeli müşrikler, Kâbe’nin etrafında el ele tutuşup ıslık çalarak ve alkış tutarak ibadet ederlerdi. Öyle ki; onların gürültüsünden başkaları ibadet edemez olurdu. Bu ayetten şunu da anlıyoruz ki; müşrikler hiçbir zaman Allah’ı inkâr etmediler, somut varlıkları araya sokarak Allah’a daha yakın olmaya çalıştılar ve kendilerine göre ibadetlerini de aksatmadılar. Yani müşrik olmak için Allah’ı inkâr etmek gerekmiyor, Allah’la kul arasına birilerini sokmak ya da şefaat yetkisi tamamıyla Allah’a ait (Zümer
39:44) olmasına rağmen, Allah’ın dışındaki varlıklardan şefaat dilenmek yetiyor.
Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın.
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler!) İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!
Rivayet edildiğine göre, müşriklerin bazı erkek ve kadınları Beytullah’ı çıplak olarak tavaf ediyorlardı. Tavaf esnasında parmaklarını birbirine kenetleyip ağızlarına götürerek ıslık çalıyorlar, bir taraftan da ellerini çırpıyorlardı. Bu da iddialarına göre onların duası idi. İşte bu âyette müşriklerin bu durumlarına işaret edilmektedir.
Onların, Kabe'deki namazları hile ve menetmekten başka bir şey değil. İnkarınızdan dolayı azabı tadın.
Kuran, oruç ve zekat gibi namazın da İbrahim Peygamberden itibaren başladığını ve ondan sonraki tüm peygamberlerin ve izleyicilerinin namaz kıldığını bildirir (
21:73). Mekkeli inkarcılar hiç bir vakit müşrik olduklarını itiraf etmediler. Aksine İbrahim'in yolunu izlediklerini ileri sürüyorlardı. Evliyalarının kendilerine şefaat edeceğine inandıkları ve Tanrı'nın ismini tek başına anmaktan hoşlanmadıkları için Kuran tarafından müşrik olarak mahkum edildiler. Muhammed peygamberi ve din adamlarını putlaştıranlar, Mekke müşrikleriyle aralarında fark oluşturmak için onların da namaz kıldığını bildiren bu ayetin anlamını saptırmışlardır. Lütfen 107. sureye ve
9:54 ayetine bakınız. (Bu ayetin geleneksel çevirisi üzerindeki tartışma için "Kuran Çevirilerindeki Hatalar" adlı kitabima bakabilirsiniz.
Kâbe huzurunda onların duaları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değildir. O halde inkârınızdan (ve nankörlüğünüzden) dolayı bu azabı tadın bakalım.
Beytin huzurunda namazları ise ıslık çalıb el çırpmaktan başka bir şey değil, o halde küfr-ü küfranınızdan dolayı tadın azâbı
Onların Beyt (-i şerîf) huzurundaki duaları ıslık çalmakdan, el çırpmakdan başka bir şey değildir. (Ey kâfirler) devam edegeldiğiniz o küfrünüzden dolayı tadın artık azabı!
Onların Kâ'be yanındaki duâları ise, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azâbı!
(Müşriklerin) Beytin içerisinde yaptıkları ibadet (namaz), yalnızca ıslık çalmak ve el çırpmaktır. “O halde, gerçek doğruları inkâr etmeniz karşılığında tadın azabı” denir.
Onların Beytullah yanında namazları ıslık çalmak, el çırpmaktan başka birşey değildir. Artık küfrünüzden dolayı azabı [²] tatın.
[2] Katil, esaret, âhiret azabını.
Onların (müşriklerin iddia ettikleri) Kabe yanındaki namazları, sadece (çıplak bir halde) ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi tadın azabı!
Onların Kâbe çevresindeki duaları ve sözde namazları, yalnızca ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan ibarettir. O hâlde ey kâfirler, hakîkati inatla inkâr etmenizin karşılığı olarak, tadın bakalım Bedir savaşında uğradığınız bu acı azâbı!Evet, Allah bu kâfirlere ne diye azap etmesin ki:
Beyt’in yanında onların salâtı / ibadeti sadece ıslık çalmak ve alkış tutmaktı.
İnkâr etmeniz sebebiyle Azab’ı tadın!
Hâlbuki Kâbe huzurunda onların ibâdet namına yaptıkları, ıslık çalıp el çırpmaktan1 başka bir şey değildir.2 O halde inkârınızın karşılığı olan şu azabı, tadın bakalım.
1 Mükâ’: Islık, dudakla veya elle üflemek ve öttürmek sûretiyle ıslık çalmak demektir. Üfleyerek çalınan düdük seslerine de bu isim verilir. Tasdiye: ses çıkartmak, alkış tutmak veya eğlenip oynamak gibi her hangi bir maksatla el vurmak, demektir.2 Mekkeli müşrikler, erkek ve kadın, açık-saçık, el ele tutuşup, ıslık çalıp, alkış tutarak Kâbe’nin etrafında dolaşırlar ve böylece ibâdet ettiklerini söylerlerdi. Bu kâfirler, bir de Peygamberimiz ve Müslümanlar Kâbe’ye ibâdet için geldiklerinde, böyle tören yapmakta ileri giderler, gösteri ve gürültü yaparlardı. Bugün de bunların devamı niteliğinde olanların, çok önemli törenlerini ıslık çalarak, alkış tutarak veya düdükler öttürerek yapması boşuna olmasa gerek. Hele bunu, ne yaptığının farkına varmadan, çalgılı zikirler, rakslı ayinler, fon müzikli tefsir dersleri, bol alkışlı sohbetler… yapan Müslümanlara ne demeli?
ve (bu yüzden de) Mâbed önünde onların tapınmaları yalnızca ıslık çalmak, el çırpmaktan öteye gitmemektedir. 35 Azabı tadın öyleyse, [Siz ey inanmayanlar], hakkı inatla inkar etmenizin bir karşılığı olarak! 36
Onların Beytin yanında ibadet diye yaptıkları şey, ıslık çalarak ve el çırparak/gerçek ibadete engel olmaktan ibarettir. Öyleyse gerçeği örtbas etmenizden dolayı tadın bakalım azabı! 4/161, 5/73, 14/2- 3
Onların Beyt çevresindeki ibadeti (vahyi susturmak için) şamata çıkarmak ve (namazı) engellemekten ibarettir.[1361] Haydi öyleyse, ısrarlı inkârınızdan dolayı tadın azabı!
[1361] Lafzen: “..ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir”. Mukâen: “Kuş ötüşü, deve böğürmesi, ağıt, ıslık, çığlık, inilti” gibi enstrümantel olmayan her tür ses (Lisân). Tasdiyeten: “El çırpmak”. Said b. Cübeyr buna “alıkoyma, engelleme” anlamını verir (Taberî). Bunun dil açısından izahını yapan Ebu Ubeyde ve onu doğrulayan dilci Ezheri’ye göre kelimenin aslı “engellemek” anlamına gelen s-d-d iken s-d-y’ye dönüşmüştür (Râzî). Haricî lider Nafi b. el-Ezrak, İbn Abbas’a iki kelimeyi de sorar. Bu iki kelimeye Katâde’nin verdiği anlam, İbn Abbas’ınkinin tam tersidir (Taberî ve Râzî). Âyeti lafzî anlamına indirgeyip ıslık çalma ve el çırpmayı müşriklerin ibadeti olarak takdim etmek yanlıştır. Zira âyet şöyle biter: “ısrarlı inkârınızdan dolayı tadın azabı”. Soru şu: Islık çalma ve el çırpma sahibini “azaba mahkûm eden bir inkâr” olabilir mi? Olamaz. Şu hâlde, Mücâhid gibi bazı otoritelerin de isabet ettiği gibi, buradaki “ıslık çalma” ve “el çırpma”, ilâhî mesaja ve namaza engel olmak için çıkartılan şamatadan kinayedir. Âyet, düz bir mâna ile, müşriklerin ibadetinin ıslık ve alkıştan ibaret olduğu şeklinde de anlaşılabilir. Bu takdirde o çağda ve her dönemde yaşayan bâtıl inanç mensuplarının ibadetlerinin arkasında “reklam” ve “şöhret” kaygısının yattığı sonucuna ulaşılabilir. Zira “ıslık çalmak”, mecazen yaptığını başkalarına gösterme arzusunun bir ifadesi olan reklama, “el çırpmak” ise bu reklam sonucunda ulaşmak istenen şöhrete delâlet eder. Allahu a‘lem. Bugün bu ibadet türü Japonlar arasında yaşamaktadır. Japon dini Şintoizme inananlar “miya” denilen mabedlerde örtülü bir kese içinde saklı olan Şintay (Tanrı) önünde el çırparak tanrının dikkatini çeker ve ibadete başlarlar.
Ve onların Beyt-i Şerif'teki namazları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka değildir. Artık azabı tadınız küfreder olduğunuzdan dolayı.
Onların Mescid-i Haramdaki duaları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka bir şey değil! Öyleyse küfür ve küfranınızdan dolayı tadın bakalım azabı! [48, 25]
Müşrikler, Hz. İbrâhim (a.s.)’ın dininin aslını değiştirdikleri gibi, hac ibadetini de değiştirmişlerdi. Erkek kadın, açık saçık el ele tutuşur, Kâbe’nin etrafında dolaşırlar, ıslık çalıp el çırparlardı. Hele Peygamberimiz Kâbe’ye geldiğinde, ona tepkinin ifadesi olarak bu gösterilerini daha da artırırlardı. Bunu bir ibadet havası içinde yaparlardı.
Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık çalmadan ve el çırpmadan ibarettir. "O halde inkarınızdan dolayı azabı tadın!"
Sözgeliminden anlaşıldığı üzere bu azâb, müşriklerin, Bedir Savaşında uğradıkları felâkettir
Onların, Beyt’in çevresindeki ibadetleri (namazları), ıslık çalma ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Kâfir olmanıza karşılık şimdi tadın bakalım bu azabı.
[*] Allah'ın düzenlediği ve emrettiği ibadet şekillerini görmezlikten gelerek, kendi kurgularınıza göre ibadet şekilleri uydurmanıza karşılık.
Onların Ka'be'deki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın!
Onların Kâbe yanındaki ibadetleri ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey olmamıştır. Öyleyse, inkârınızdan dolayı şimdi tadın azabı!
Onların o evdeki namazı/duası; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz için tadın azabı.
daħı olmadı namāzı anlaruñ ev ķatında illā śıķlıķ virmek daħı aya ķarışmaķ. pes ŧaduñ 'aźābı andan ötürü kim olduñuz kāfir olursız.
Daḫı degüldür anlaruñ namāzı yā du‘āsı Ka‘be ḳatında illā riyā‐y‐içün, daḫı ḫalḳı azdurmaġ‐ıçun. Pes daduñuz ‘aẕābı küfrüñüz sebebi‐y‐ile.
Onlar Beytullahın (Kə’bənin) yanındakı namazı (duaları) fit verib əl çalmaqdan başqa bir şey deyildir. (Ey müşriklər!) Etdiyiniz küfrə görə indi dadın əzabı!
And their worship at the (holy) House is naught but whistling and hand clapping. Therefore (it is said unto them): Taste of the doom because ye disbelieve.
Their prayer at the House (of Allah. is nothing but whistling and clapping of hands: (Its only answer can be), "Taste ye the penalty because ye blasphemed."