Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5768, sondan 469. ayet; 80. sure ve bu surenin 10. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 11 ve toplam ebced değeri ise 1101 olarak hesaplanmıştır.
8,9,10. Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle birine yaptığı konuşmanın ortasında yanlarına gelen bir âmânın zamansız sorularından rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş ve ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü sitemli bir ifadeyle uyardı; onun, kimlere verilecek emeğin daha verimli olacağını kesin olarak bilemeyeceğini, topluluğun ileri gelenlerinden de sorumlu olmadığını bildirdi. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu vb. bazı iltifatlarının yanında, iki defa gazâya çıktığında yerine Medine’de kalanlara namaz kıldırmak üzere Abdullah’ı görevlendirdiği de rivayet edilmiştir (Zemahşerî, IV, 217). Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe
9:43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir. “Kendini her şeye yeterli gören” diye çevirdiğimiz 5. âyet Mekke’nin ileri gelen zenginlerini ve kabile reislerini ifade eder. Bunlar mal ve adamlarının çokluğu sebebiyle büyüklük taslayarak inkârcılıkta devam ediyor, Allah ve peygamberinin kendilerine doğru yolu göstermelerine ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlardı. Allah korkusu ile huzuruna gelen âmâ ise Kur’an’ın nuruyla aydınlanarak cehaletten kurtulmak ve günahlardan arınmak istiyordu.
8,9,10. Fakat (Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen ondan yüz çevirmektesin (bu tavır mü’minlere layık ve yakışık düşmeyecektir).
Sen ondan gaflet ediyor, ona aldırış bile etmiyorsun.
görmezden gelip başkalarıyla meşgul oluyorsun.
İşte sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.
Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
Sen ondan yüz çeviriyorsun.
Sen, ona karşı oyalanıyordun.
Sen ona aldırış etmeden oyalandın (onunla ilgilenmedin).
8,9,10. Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
8, 9, 10. Fakat koşarak ve (Allah'tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen ondan tegafül ediyorsun
sen kendisini bırakıb da oyalanırsın.
8,9,10. Fakat koşarak ve (Allah'dan) korkarak o sana gelen kimseye gelince, sen onu bırakıp (îmâna gelmeyecek başkasıyla) oyalanıyorsun.
Sen o’ndan rahatsız oluyor, inkârcıya yöneliyorsun.
Bırakıp başkalarıyle meşgul olursun.
Sen onun yerine başkasıyla ilgileniyorsun.
Sen ona gereken ilgi ve şefkati göstermiyorsun. Oysa tebliğ ve irşatta öncülük hakkı, dâimâ “arınmak” isteyen kimselerin olmalıdır.
Sen ona aldırış etmiyorsun.
Sen ona aldırış etmiyorsun.
8-9-10. Allah’a derin bir saygı duyan ve sana koşarak gelen kişiyle ise hiç ilgilenmedin. 7/93, 32/32
işte sen onu ihmal ediyorsun.
Sen isen ondan teğafül ediyorsun.
8, 9, 10. Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Ama sen onunla ilgilenmiyorsun!
[*] Allah Teâlâ bu davranışı Nebimize yasakladı. "Bir şey isteyene ve sorana ilgisiz davranma." (Duhâ
93:10)
Sen ona aldırmazlık ediyorsun.
sen andan meşġūl eylersin gendüzüni.
Sen andan meşġūl olursın.
From him thou art distracted.
Of him wast thou unmindful.