Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5775, sondan 462. ayet; 80. sure ve bu surenin 17. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 17 ve toplam ebced değeri ise 1070 olarak hesaplanmıştır.
Kutile-l-insânu mâ ekferah(u)
Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!
Burada “Kahrolası o insan!” şeklindeki yergi ifadesiyle genel olarak insanlığın değil, Hz. Peygamber’le yaptıkları tartışmalarda yeniden dirilmeyi inkâr eden putperestlerin, bir rivayete göre özellikle Ebû Leheb’in oğlu Utbe’nin kastedildiği belirtilmektedir. Âyetlerde gerek söz konusu kişiye gerekse yeniden dirilme konusunda tereddüdü olan herkese, insanın hiç yokken varlık alanına nasıl çıkarıldığı hatırlatılmakta, böylece insanlar düşünme ve inanmaya teşvik edilmektedir. “Sonra ona yolu kolaylaştırdı” meâlindeki âyeti müfessirler “Ana rahminden çıkmayı kolaylaştırdı” veya “Hayır yahut şer yolunu seçme imkânı verdi” şeklinde yorumlamışlardır. Taberî âyetin bağlamını dikkate alarak birinci yorumu tercih etmiştir (bk. XXIX, 35). Ancak bize göre ikinci anlam, yani insanın iyilik-kötülük, iman-inkâr, doğru-yanlış şeklindeki alternatifler arasında seçim yapma gücüne sahip varlık olarak yaratılması daha çok hatırlatılmaya değer bir lütuftur; dolayısıyla âyetin bağlamına da daha uygundur. Çünkü bu özelliğiyle insan dünyadaki diğer bütün yaratılmışlardan üstün ve seçkin kılınmıştır. Bu gerçek yanında, insanın bir gün ölüp kabre konduktan sonra Allah’ın dilediği bir vakitte tekrar diriltileceğini hatırlatan 21-22. âyetler ile Allah’ın buyruklarına uymayanları kınayan 23. âyetten şu sonuç ortaya çıkmaktadır: Allah insana iyilik ve kötülük yolları arasında seçim yapma imkânlarını bahşetmiş, dolayısıyla ona ihtiyacı olduğu kadar özgürlük alanı açmıştır. Bu özgürlüğe sahip olması ona Allah’ın buyruklarını yerine getirme sorumluluğu yüklemektedir. Nihayet insan, bir gün bu hayatı terkedecek ve özgürlüğünü doğru kullanarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda hesap verecek, karşılık görecektir.
Kahrolası o insan ne kadar da nankördür!
Kahrolası insan! O ne nankördür!
O insan¹ kendisini mahvetti, o ne kadar da nankördür.
1- İnsandan kasıt, müşrikler ve kâfirlerdir. Sözcüğün başında bulunan “El” takısı söz konusu insanların belirli, bilinen kimseler olduğunu ifade etmektedir.
Kahrolası insan, ne kadar da inkârcıdır (venankör davranmaktadır) !
Geberesice insan, ne de kafirdir.
Geberesice insan ne kadar da nankördür.
Kahrolası insan! Ne nankördür! Ne kadar inkârcıdır.
Canı çıkası insan ne kadar da nankördür!
Kahrolası insan, ne kadar nankördür.
Kahrolası (kâfir) insan, ne nankör şey!...
Kahrolası insan! Onu küfre götüren nedir?
Yazık insan oğluna, onu kâfir kılan ne?
Kahrolası (inkârcı) insan, ne kadar da nankördür.
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!
Yazıklar olsun insana; ne kadar da nankördür!
O kahrolası insan, ne nankör şey.
O kahrolası insan ne nankör şey
O kahredilesi insan, ne nankördür o!
Kahrolası (o münkir) insan, ne nankördür!
Kahrolası, nasılda inkâr etti.
İnsanın canı çıksın [³], o, ne nankördür? [⁴]
[3] Âdet i beşer üzere lânettir.[4] Veya ne kâfirdir!
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür?
Kahrolası insan; ne kadar da nankördür!
Kahrolası İnsan ne kadar nankör!
Şu kahrolası insan, ne kadar da nankör!1
1 Bu âyet, Utbe b. Ebi Leheb’in; “yıldızların Rabbini inkâr ediyorum.” demesi üzerine nâzil olmuştur.
[Ama çoğu zaman] insan kendini mahveder: 5 hakikati ne kadar inatla inkar eder o!
Kahrolası insan nasıl da nankörlük ediyor! 14/34, 100/6
Şu kahrolası (kâfir) insan, nankörlükte[5574] ne kadar da sınır tanımazdır?
[5574] Veya: “küfürde..” Müteakip âyetler dikkate alındığında muhatap tür olarak insandır.
Kahrolsun insan, o ne kadar nankör.
Kahrolası kâfir insan, ne nankördür o!
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
Kahrolası o adam; ne kadar da nankördür!
[*] Nebiyi dinlemeyen adam.
Kahrolası insan ne de nankör!
Kahrolası insan, nasıl nankörlük ediyor!
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
lā'nat olındı ādemį ne kāfir eyledi anı?
Helāk olsun, ādem oġlanı ne ḳatı kāfirdür.
Ölsün (kafir) insan! O nə nankordur!
Man is (self) destroyed: how ungrateful!
Woe to man! What hath made him reject Allah.