Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5777, sondan 460. ayet; 80. sure ve bu surenin 19. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 1358 olarak hesaplanmıştır.
Min nutfetin ḣalekahu fekadderah(u)
Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
Burada “Kahrolası o insan!” şeklindeki yergi ifadesiyle genel olarak insanlığın değil, Hz. Peygamber’le yaptıkları tartışmalarda yeniden dirilmeyi inkâr eden putperestlerin, bir rivayete göre özellikle Ebû Leheb’in oğlu Utbe’nin kastedildiği belirtilmektedir. Âyetlerde gerek söz konusu kişiye gerekse yeniden dirilmek konusunda tereddüdü olan herkese, insanın hiç yokken varlık alanına nasıl çıkarıldığı hatırlatılmakta, böylece insanlar düşünme ve inanmaya teşvik edilmektedir. “Sonra ona yolu kolaylaştırdı” meâlindeki âyeti müfessirler “Ana rahminden çıkmayı kolaylaştırdı” veya “Hayır yahut şer yolunu seçme imkânı verdi” şeklinde yorumlamışlardır. Taberî âyetin bağlamını dikkate alarak birinci yorumu tercih etmiştir (bk. XXIX, 35). Ancak bize göre ikinci anlam, yani insanın iyilik-kötülük, iman-inkâr, doğru-yanlış şeklindeki alternatifler arasında seçim yapma gücüne sahip varlık olarak yaratılması daha çok hatırlatılmaya değer bir lutuftur; dolayısıyla âyetin bağlamına da daha uygundur. Çünkü bu özelliğiyle insan dünyadaki diğer bütün yaratılmışlardan üstün ve seçkin kılınmıştır. Bu gerçek yanında, insanın bir gün ölüp kabre konduktan sonra Allah’ın dilediği bir vakitte tekrar diriltileceğini hatırlatan 21-22. âyetler ile Allah’ın buyruklarına uymayanları kınayan 23. âyetten şu sonuç ortaya çıkmaktadır: Allah insana iyilik ve kötülük yolları arasında seçim yapma imkânlarını bahşetmiş, dolayısıyla ona ihtiyacı olduğu kadar özgürlük alanı açmıştır. Bu özgürlüğe sahip olması ona Allah’ın buyruklarını yerine getirme sorumluluğu yüklemektedir. Nihayet insan, bir gün bu hayatı terkedecek ve özgürlüğünü doğru kullanarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda hesap verecek, karşılık görecektir.
Bir [nutfe]den (zigottan) yaratıp ona şekil verir.
18,19. Allah onu nereden yaratmış? Onu meniden yaratıp ona biçim vermiştir.
Bir nutfeden yarattı. Sonra da ona kader takdir etti.¹
1- Ölçülendirip, biçimlendirdi.
(İnsanı) Bir damla sudan yaratmış da onu 'bir ölçüyle biçime sokup (tamamlamıştır) '.
Bir katre sudan; yaratmıştır onu da halden hale döndürmüştür.
Bir damla sudan yarattı da, bir ölçüye biçime soktu.
Onu bir katre sudan, spermden, yumurtadan yarattı. Bir biçime soktu, ölçülerini ayarladı ve şahsiyetini verdi.
Bir nutfeden yarattı ve belli bir şekle soktu.
Bir damla sudan yarattı da onu 'bir ölçüyle biçime soktu.'
Bir nutfeden (meniden) onu yarattı da (insan) biçimine koydu.
Bir damla meniden. Onu yarattı, ona ölçü ve biçim verdi.
Belsuyundan yarattı, ölçerek tarttı !
Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona (en güzel surette) şekil verdi.
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi.
Bir spermadan onu yarattı; ölçü ve biçim verdi.
Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
Bir nutfeden, yarattı da onu biçimine koydu
Bir damla sudan yaratdı da onu biçimine koydu.
18,19. (Allah) onu hangi şeyden yarattı? Bir nutfeden (hakir bir sudan süzülmüş hulâsadan)! Onu yarattı da ona (bir hayat) takdîr etti.
Atılmış bir damla sudan yarattı ve o’nun (kim, nasıl, nerede, ırkını, dilini, rengini, cinsiyetini, ne kadar yaşayacak) hayatını planladı.
Onu bir damla sudan yarattı da bir ölçüye göre yaptı [⁵],
[5] Elini, ayağını, sair âzasını düzgün yaptı.
Bir damla sudan yarattı da biçime koydu.
Bir damlacık sudan! Öyle ki, Rabb’i onu bir çiğnem et parçası hâlindeyarattı, sonra ona, yeryüzünde karşılaşacağı ortam ve şartlara uygun, hârika bir şekil verdi.
Bir nutfeden / damladan yarattı; takdîr etti.
18,19. (Allah) onu, hangi şeyden yarattı? (biliyor mu? Tabiî ki) bir damla sudan yaratıp (ana karnında) onu bir düzene soktu.
Bir sperm damlasından yaratır ve sonra onun tabiatını oluşturur; 6
Bir damla sudan yaratıp, sonra onu irade ile güçlendirdi. 22/5, 23/12...16
(Elbette) basit bir hayat tohumundan. Önce yarattı, ardından ona takdir yeteneği bahşetti;[5575]
[5575] Kadderahu, hem “kaderini yaratmayı”, hem “miktarını takdir etmeyi” hem de “takdir yeteneği vermeyi” ifade eder. Tercihimizin gerekçesi bir sonraki âyettir.
Onu bir damla sudan yaratmış da onu takdir etmiştir.
18, 19, 20, 21, 22. Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi.
Döllenmiş yumurtadan değil mi? Yarattı ve sonra ölçüsünü belirledi.
[*] Ayette geçen فقدره sözü, kaderini belirledi diye tercüme edilebilir. Kader, ölçü demektir. Kaderini belirlemek, ölçüsünü belirlemektir. Her insanın sahip olduğu ölçüler, ana rahminde belirlenir.
Bir sperm damlasından onu yaratıp, güçlendirdi.
Bir damla sudan! Onu yarattı, ona biçim verdi.
Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu.
śudan yarattı anı pes endāze eyledi anı.
Bir nuṭfeden yaratdı ve anuñ ṣūretini düzetdi.
(Allah onu bir qətrə dəyərsiz) nütfədən yaratdı, ona biçim verdi.
From a drop of seed. He createth him and proportioneth him,
From a sperm-drop:(5957) He hath created him, and then mouldeth him in due proportions;*
5957 Cf.
76:2, and n. 5832. The origin of man as an animal is lowly indeed. But what further faculties and capacities has not Allah granted to men? Besides his animal body, in which also he shares in all the blessings which Allah has bestowed on the rest of His Creation, man has been granted divine gifts which entitle him to be called Vicegerent of Allah on earth:
2:30. He has a will; he has spiritual perception; he is capable of divine love; he can control nature within certain limits, and subject nature's forces to his own use. And he has been given the power of judgement, so that he can avoid excess and defect, and follow the middle path. And that path, as well as all that is necessary for his life in its manifold aspects, has been made easy for him.