Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5779, sondan 458. ayet; 80. sure ve bu surenin 21. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1375 olarak hesaplanmıştır.
Śumme emâtehu feakberah(u)
Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
Burada “Kahrolası o insan!” şeklindeki yergi ifadesiyle genel olarak insanlığın değil, Hz. Peygamber’le yaptıkları tartışmalarda yeniden dirilmeyi inkâr eden putperestlerin, bir rivayete göre özellikle Ebû Leheb’in oğlu Utbe’nin kastedildiği belirtilmektedir. Âyetlerde gerek söz konusu kişiye gerekse yeniden dirilmek konusunda tereddüdü olan herkese, insanın hiç yokken varlık alanına nasıl çıkarıldığı hatırlatılmakta, böylece insanlar düşünme ve inanmaya teşvik edilmektedir. “Sonra ona yolu kolaylaştırdı” meâlindeki âyeti müfessirler “Ana rahminden çıkmayı kolaylaştırdı” veya “Hayır yahut şer yolunu seçme imkânı verdi” şeklinde yorumlamışlardır. Taberî âyetin bağlamını dikkate alarak birinci yorumu tercih etmiştir (bk. XXIX, 35). Ancak bize göre ikinci anlam, yani insanın iyilik-kötülük, iman-inkâr, doğru-yanlış şeklindeki alternatifler arasında seçim yapma gücüne sahip varlık olarak yaratılması daha çok hatırlatılmaya değer bir lutuftur; dolayısıyla âyetin bağlamına da daha uygundur. Çünkü bu özelliğiyle insan dünyadaki diğer bütün yaratılmışlardan üstün ve seçkin kılınmıştır. Bu gerçek yanında, insanın bir gün ölüp kabre konduktan sonra Allah’ın dilediği bir vakitte tekrar diriltileceğini hatırlatan 21-22. âyetler ile Allah’ın buyruklarına uymayanları kınayan 23. âyetten şu sonuç ortaya çıkmaktadır: Allah insana iyilik ve kötülük yolları arasında seçim yapma imkânlarını bahşetmiş, dolayısıyla ona ihtiyacı olduğu kadar özgürlük alanı açmıştır. Bu özgürlüğe sahip olması ona Allah’ın buyruklarını yerine getirme sorumluluğu yüklemektedir. Nihayet insan, bir gün bu hayatı terkedecek ve özgürlüğünü doğru kullanarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda hesap verecek, karşılık görecektir.
Daha sonra onu öldürüp kabre koydurur.
21,22. Sonra onu öldürür, kabre koydurur. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir.
Sonra onu öldürdü ve kabre koydurdu.
Sonra onu öldürüp, böylece kabre sokacak, (mahşere kadar orada tutacaktır).
Sonra öldürmüştür onu da kabre sokmuştur.
Sonra da öldürmüş, kabre sokmuştur.
Sonra eceli gelince onun ölümünü gerçekleştirdi ve yerin altını ona kabir yaptı.
Sonra öldürdü ve kabre koydu.
Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü.
Sonra öldürdü ve gömdü.()
(*) Gömme geleneği, ilahî bir yasadır. İnsanın saygınlığına yaraşır bir iştir.
Sonra onu öldürdü, sonra onu gömdürdü !
Sonra (kısacık bir ömrün ardından) onu öldürecek ve (cesedini) kabre koyacak.
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.
Sonra onu öldürdü, mezara koydu.
Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü
Sonra onu öldürüb kabre sokdu.
Sonra onu öldürdü de, kabre koydurdu!
Sonra insanı öldürecek ve mezara koyacak.
Sonra yine onu öldürüp kabre soktu.
Sonra da onu öldürdü de kabre koydu.
Derken, kısacık bir ömrün ardından onu öldürüp mezara koydu.
Sonra onu öldürdü; kabire koydurdu.
Sonra da onu vefat ettirip (cesedini) kabre gömdürdü.1
1 Ölüsünün açıkta bırakılmayıp kabre gömülmesini de emretti. Yani insanın dirisini de ölüsünü de hürmete layık gördü ki bu da bir nîmettir. (Elmalılı)
ve sonunda onu öldürür ve kabre koyar;
Sonra öldürüp, kabre koyacak. 2/28, 3/185
en sonunda onun için ölümü takdir etti ve kabre koydurdu;
Sonra onu öldürdü de kabre soktu.
18, 19, 20, 21, 22. Yaratan onu neden yarattı? Bir meni damlasından yarattı. Yarattı ve güzel bir biçim verdi. Sonra da hayat yolunu kolaylaştırdı. En sonunda da onu öldürür ve kabre koyar. Daha sonra da, istediği zaman onu diriltir.
Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.
Sonra öldürecek ve onu kabre koyacak.
Sonra, onu öldürüp, kabre koydu.
Sonra öldürüp kabre koydu.
Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu.
andan öldürdi anı pes sine givürdi anı.
Andan ṣoñra öldürdi, türbeye ḳoydı.
Sonra onu öldürüb qəbrə qoydu.
Then causeth him to die, and burieth him;
Then He causeth him to die, and putteth him in his Grave;(5958)*
5958 Cf.
20:55. Death is an inevitable event after the brief life on this earth, but it is also in a sense a blessing-a release from the imperfections of this world, a close of the probationary period, after which will dawn the full Reality. The Grave may be understood to be the period between physical death and immortal Life, whatever may be the mode of disposal of the dead body. This intermediate period is the Barzakh or Partition: see n. 2940 to
23:101.