Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5782, sondan 455. ayet; 80. sure ve bu surenin 24. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 21 ve toplam ebced değeri ise 1629 olarak hesaplanmıştır.
Felyenzuri-l-insânu ilâ ta’âmih(i)
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Yukarıda 18-20. âyetlerde insanın var oluşu ve mahiyetine ilişkin ilâhî lütuflar özetlenmişti; burada ise onu çevreleyen ve varlığını sürdürmesi için gerekli ve faydalı olan haricî nimetlerin başlıcaları hatırlatılmaktadır. Bu hatırlatmanın amacı da hem muhatabı Allah’ın kudretinin büyüklüğü hakkında bilgilendirip iman etmesini veya inancını güçlendirmesini sağlamak hem de onu bu lütuflarından dolayı Allah’a minnet ve şükran hisleriyle ibadet etmeye, buyruklarına göre yaşamaya yöneltmektir.
Bu insan, yiyeceğine bir baksın!
İnsan, yediğine bir baksın!
O insan¹ yiyeceğine bir baksın!
(Hiç olmazsa) İnsanoğlu, hele yiyecek(lerine, pişirilerek istifade ettiği türlü türlü nimetlerden, taze olarak yediği meyve ve sebzelere, dikkatle ve ibretle) bir baksın (da bunlar sofrasına gelinceye kadar hangi merhalelerden geçtiğini anlasın ve Rabbine şükretmeye başlasın).
Artık insan, yediğine de bir baksın.
O halde insan bir kerede yediği şeylere baksın.
İnsan yediğine düşünerek bir baksın.
İnsan yiyeceğine bir baksın.
Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
Bir de o insan (yediği) yemeğine baksın; (onu rızık olarak kendisine nasıl verdik):
İşte insan, yediği yemeğe baksın!
Bir de insan, yiyip içtiği şeylerin nereden geldiğine bir baksın.
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
İnsan, yediğine bir baksın!
İnsan, yiyeceğine bir baksın!
Bir de o insan yiyeceğine baksın.
Bir de insan taamına baksın
Öyle ya, o insan (bir kerre) yediğine baksın.
Şimdi o insan, yiyeceğine (bir) baksın!
İnsan yediği yiyeceğine, şöyle bir baksın.
İnsan bir kere yemeğine baksın [⁸].
[8] Nasıl yapılmıştır bir kere görsün.
Bir de insan, yediğine bir bakıversin!
Öyleyse insan, yiyeceklerinin nasıl mûcizevî bir şekilde hazırlanıp önüne getirildiğine bir baksın:
İnsan kendi yemeğine baksın!
(Şu kahrolası insan) bir de yediklerinin (nasıl yetiştiğine) bir baksın!
Öyleyse insan, yiyeceklerin[in kaynağın]a bir baksın:
Öyleyse bu insan yiyip içtiği şeylerin nereden geldiğine bir baksın. 32/27, 79/27...33
İnsanoğlu yediklerine bir baksın:[5579]
[5579] Yani: onların nasıl bir tek tohumdan yola çıkarak basitten mürekkebe doğru kemale ulaştığına bir baksın Zımnen: İnsan da bir tek basit hücreden yola çıkıp bu hale gelmedi mi?
İnsan, bir de taamına bakıversin.
24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31. Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.
İnsan şu yiyeceğine baksın.
O adam bir de yiyeceğine baksın.
İnsan yemeğine bir baksın.
İnsan yediklerine baksın.
Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine!
pes baķsuñ ādemį yiyesisine.
Ādem oġlanı naẓar eylesün yimegine.
İnsan hələ bir yeməyinə baxsın! (Görsün ki, ona necə ruzi verdik).
Let man consider his food:
Then let man look at his Food,(5960) (and how We provide it):*
5960 After a reference to man's inner history, there is now a reference to just one item in his daily outer life, his food: and it is shown how the forces of heaven and earth unite by Allah's Command to serve man and his dependants, "for use and convenience to you and your cattle" (verse 32 below). If that is the case with just one item, food, how much more comprehensive is Allah's beneficence when the whole of man's needs are considered!