Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5791, sondan 446. ayet; 80. sure ve bu surenin 33. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1914 olarak hesaplanmıştır.
33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Kıyamet ve âhiretten bir kesitin son derece canlı bir tasvirini veren sûrenin bu son âyetleri, dünya hayatının geçici zevk ve tasalarını aşıp varlığının anlamı, değeri, amacı ve âkıbeti üzerine düşünebilme seviyesine ulaşmış her insanı sarsıcı gerçeklerle yüzyüze getirmektedir. Kıyamet gününde evrende meydana gelecek olan olaylar korkunç sesler çıkaracağı için ona 33. âyette “sâhha” adı verilmiştir. O gün geldiğinde aralarında akrabalık bağı bulunanların birbirinden kaçışının sebebi çeşitli şekillerde izah edilmiştir: a) Kıyamet olayları herkesi dehşete düşüreceği için o ortamda insanların birbirini düşünmeleri mümkün değildir; herkes kendi başının derdine düşer; b) Akrabalıktan doğan haklarını isteyecekleri endişesiyle insanlar birbirinden kaçarlar; c) Kişi, akrabaları onun içinde bulunduğu sıkıntılı durumu görmesin diye onlardan kaçar; d) İnsan, akrabasının içinde bulunduğu kötü durumu görmesine rağmen onlara yardım edemeyeceğini ve başlarına gelenlere engel olamayacağını bildiği için kaçar (Şevkânî, V, 446).
Bir önceki sûrede (Nâziât
79:8-9) kıyamet ve mahşerin dehşetinden dolayı bütün kalplerin korkudan neredeyse yerinden oynayacağı, gözleri korku bürüyeceği bildirilmişti. Abese sûresinin bu son âyetlerinden anlıyoruz ki inkârcı ve isyankârların korku, kaygı ve perişanlıkları devam ederken, müminlerin durumları aydınlanınca kalplerindeki korku ve kaygının yerini ferahlık ve sevinç alacak, bu sevinç yüzlerine yansıyacaktır.
Kulakları sağır eden o ses geldiği zaman,
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
Fakat o kulakları sağır edici ses geldiği zaman.
Fakat (bütün bunlara nankörlük yaparsanız, kıyamet günü) ‘kulakları patlatırcasına olan o gürleme’ geldiği zaman (haliniz nasıl olacaktır?)
Derken adeta kulakları sağır eden o bağırış gelip çattı mı.
Derken kulakları sağır edercesine gelecek olan kıyametin çağrısı duyulunca…
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde herkesin derdi vardır.
Ancak o kulakları sağır edercesine şiddetli gürültü geldiği zaman,
Fakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman,
Amma kıyamet sayhası geldiği zaman,
Gürültüsüyle kulakları sağır eden o kıyamet geldiği zaman,
Kulakları patlatan haykırış geldiğinde
Kulakları sağırlaştıracak o kıyamet gürültüsü geldiği zaman.
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,
Sonra, o müthiş patlama gerçekleşince,
Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
Amma geldiği vakıt o Sahha (o sayhasını dinletecek belâ)
Fakat o kulakları sağır edercesine haykıracak olan ses geldiği zaman,
Derken (kulakları sağır eden) o şiddetli gürültü (Sûr'a ikinci üfürülüş) geldiği zaman!
Sonra, kıyameti bildiren o ses geldiğinde.
Kulakları sağır eden [¹⁰] Ses gelince,
[10] Kıyametin İkinci borusu.
Fakat kulakları sağır eden o ses geldiğinde.
Evet, toprağa karışmış ölü bedenleri mezarlarından kaldıracak olan o müthiş çığlığın koptuğu ve tüm insanların, hesap vermek üzere Büyük Mahkemeye çıkarıldığı an,
“Sâhha” / Çok Yüksek Sesler / Gürültü geldiği zaman,
O kulakları sağır eden (kıyamet) gürültüsü geldiğinde,
VE BÖYLECE, 10 [yeniden dirilmenin] o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğunda,
Kulakları sağır eden o müthiş gürültünün koptuğu gün var ya. 16/77, 22/1-2
VE NİHAYET kulakları sağır eden o (mahşer) çığlığı koptuğunda;
Sonra o pek kuvvetli sayha geldiği vakit.
Ama vakti gelip de o kulakları patlatan dehşetli gün geldiği zaman
Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,
Kulakları sağır eden o çığlık kopunca;
O büyük gürültü geldiği zaman,
O müthiş ses kulaklara çarptığında,
Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde,
pes ķaçan gele yüksek śaġır eyleyici ün.
Pes ḳaçan ki gelse yürekler ḳoparıcı ḳıyāmet,
Nəhayət, qulaqları kar edən (o dəhşətli səs) gələndə (İsrafil surunu çalanda);
But when the Shout cometh
At length, when there comes the Deafening Noise,- (5965)*
5965 Preliminary to the establishment of the Final Judgement.