Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5764, sondan 473. ayet; 80. sure ve bu surenin 6. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 10 ve toplam ebced değeri ise 1070 olarak hesaplanmıştır.
Sen, ona yöneliyorsun.
Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle birine yaptığı konuşmanın ortasında yanlarına gelen bir âmânın zamansız sorularından rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş ve ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü sitemli bir ifadeyle uyardı; onun, kimlere verilecek emeğin daha verimli olacağını kesin olarak bilemeyeceğini, topluluğun ileri gelenlerinden de sorumlu olmadığını bildirdi. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu vb. bazı iltifatlarının yanında, iki defa gazâya çıktığında yerine Medine’de kalanlara namaz kıldırmak üzere Abdullah’ı görevlendirdiği de rivayet edilmiştir (Zemahşerî, IV, 217). Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe
9:43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir. “Kendini her şeye yeterli gören” diye çevirdiğimiz 5. âyet Mekke’nin ileri gelen zenginlerini ve kabile reislerini ifade eder. Bunlar mal ve adamlarının çokluğu sebebiyle büyüklük taslayarak inkârcılıkta devam ediyor, Allah ve peygamberinin kendilerine doğru yolu göstermelerine ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlardı. Allah korkusu ile huzuruna gelen âmâ ise Kur’an’ın nuruyla aydınlanarak cehaletten kurtulmak ve günahlardan arınmak istiyordu.
5,6. Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.
Burada Hz. Muhammed’in söz konusu Mekkeli azgın kişiye yönelmeye devam etmesi eleştirilmektedir.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.
Sen ona ilgi gösteriyorsun.
Sen, ona yönelip ilgi gösteriyorsun (vesözüne kulak veriyorsuniyi de),
Artık sen onun üstüne düştükçe düşüyorsun.
sen bütün ilgiyi onlara gösterip onların üstüne düştükçe düşüyorsun.
Evet, sen onların üstüne düşüyorsun.
Sen ona yakın ilgi gösteriyorsun.
İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun.
Sen, ona dönüb sözüne kulak veriyorsun.
Ona yönelip önem veriyordun.
Sen, bütün ilgiyi ona gösterdin.
5,6. Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
5, 6, 7. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
Sen onun sadâsına özeniyorsun
İşte sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor) sun.
5,6. (Servetinin gurûruyla) kendisini (îmâna) muhtaç görmeyen kimseye gelince, işte sen (îmâna gelir de İslâma kuvvet verir mi diye) ona yöneliyorsun!
Ancak sen yalnızca o’nunla ilgileniyorsun.
İmana gelmesi için O/na dönersin, sözlerine kulak verirsin,
Sen ona yönelip ilgilenirsin.
Sen, imana gelir ümidiyle —hidâyete gönlünü açan o tertemiz mümini ihmal etme pahasına— ona yöneliyorsun.
Sen onunla ilgilenerek iknaya çalışıyorsun.
Sen, ona yönelip (öğüt vermeye) çalışıyorsun.
sen bütün ilgiyi ona gösterdin,
5-6. Fakat sen tuttun, verdiğin öğüte ihtiyaç duymayan kişiye iltifat ettin. 6/106, 53/30
Sen bütün ilgini ona yönelttin;[5570]
[5570] Zımnen: “böyle yapmak sana yakışmadı”. Bu Allah Rasûlü’ne açıkça “Bir daha böyle yapma” uyarısıdır. Burada soru şudur: Vahiy seyrek de olsa ara sıra yer verdiği Allah Rasûlü’ne ait bu gibi ‘zelle’leri örtemez miydi? Eğer örtseydi, kimsenin haberi olmazdı. Peki, o zaman ne diye dile getirip onları ölümsüzleştirdi? Bu ve buna benzer tüm soruların cevabı bu sûrenin 23. âyetinde verilmiştir: Hatasız kul olmaz. Elçiler de buna dahildir. Şu halde Allah Rasûlü’nün görevi “Nasıl hatasız kul olunur?” sorusunun isbatını ortaya koymak değil, “Hata yapılınca nasıl özür dilenir, nasıl tevbe edilir, nasıl geri dönülür?” sorularının isbatını ortaya koymaktır. Allah’ın kendi elçisine “Ben de sizin gibi ölümlü bir insanım” demesini emretmesinin temelinde yatan sebep de bu olsa gerektir.
İmdi sen ona teveccüh ediyorsun.
5, 6. Ama irşada ihtiyaç duymayana ise, ona dönüp itibar ediyorsun.
Sanki ona değil, duvara konuşuyorsun!
5-6. ammā ol kim ḥācetsüz oldı sen aña ilerü gelürsin.
Sen aña ta‘arruż eylersin.
Sən üzünü ona tərəf çevirirsən (onun sözünə qulaq asırsan).
Unto him thou payest regard.