Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5765, sondan 472. ayet; 80. sure ve bu surenin 7. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 256 olarak hesaplanmıştır.
Vemâ ‘aleyke ellâ yezzekkâ
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle birine yaptığı konuşmanın ortasında yanlarına gelen bir âmânın zamansız sorularından rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş ve ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü sitemli bir ifadeyle uyardı; onun, kimlere verilecek emeğin daha verimli olacağını kesin olarak bilemeyeceğini, topluluğun ileri gelenlerinden de sorumlu olmadığını bildirdi. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu vb. bazı iltifatlarının yanında, iki defa gazâya çıktığında yerine Medine’de kalanlara namaz kıldırmak üzere Abdullah’ı görevlendirdiği de rivayet edilmiştir (Zemahşerî, IV, 217). Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe
9:43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir. “Kendini her şeye yeterli gören” diye çevirdiğimiz 5. âyet Mekke’nin ileri gelen zenginlerini ve kabile reislerini ifade eder. Bunlar mal ve adamlarının çokluğu sebebiyle büyüklük taslayarak inkârcılıkta devam ediyor, Allah ve peygamberinin kendilerine doğru yolu göstermelerine ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlardı. Allah korkusu ile huzuruna gelen âmâ ise Kur’an’ın nuruyla aydınlanarak cehaletten kurtulmak ve günahlardan arınmak istiyordu.
Oysa onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin.
Bu ayet Bakara
2:272 ve Kasas
28:56. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.
Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.
Onun (İslam’ı kabul etmeyip) temizlenmemesinden Sana ne? (Sen ancak tebliğle görevlisin.)
Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.
Oysa, onların pislikten temizlenmemesinden, vicdanlarını arındırmamasından sana bir sorumluluk yok
Onun arınmamasından sana ne?
Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
Onun (İslâm'ı kabul etmeyib) temizlenmemesinden sana ne? (Sen ancak tebliğe memursun).
Onun arınmaması sana ait değildir. (Sana düşmez.)
Sana ne, o kimse arınmazsa
Oysa onun arınmasından sen sorumlu değildin.
Arınmak istememesinden sana ne?
5, 6, 7. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
Onun arınmamasından sana ne?
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
Hâlbuki (onun kendi gurûruyla) temizlenmemesinden senin üzerine bir şey yoktur!
O’nun temizlenmemesi senin sorumluluğunda değil.
Onların imanıyle pâk olmamalarından sana ne?
Onun temizlenmemesinden dolayı senin aleyhine ne var?
Oysa apaçık hakîkati kendisine tebliğ ettiğin hâlde, hâlâ inat ve kibirle yüz çeviriyorsa, sen onun inkâr ve günah kirlerinden arınmamasından sorumlu değilsin ki!
Oysa onun temizlenmemesinden sen sorumlu değilsin.
halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin; 3
Hâlbuki onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. 2/272, 51/54
oysa onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;[5571]
[5571] İlâhî şefkatin beliğ bir ifadesi. Demek ki uyarı alan bu davranışın temelinde Nebi’nin aşırı sorumluluk duygusu vardı. Bu âyet Rasulullah’ın içtihad ettiğinin ve içtihadında yanıldığında Allah’ın onu düzelttiğinin beyanıdır. Düzeltilen o içtihat “varlıklı ve hatırlı kimselerle fazla ilgilenilirse imana geleceklerine dair” yanlış görüştür. Eğer vahyin müdalahesi olmamış olsaydı, onun ictihadı “sünnet” olacaktı. Allah Rasûlü Amiroğullarından olan babası yerine soylu Mahzumoğullarından olan annesine nisbetle anılan ve Hz. Hatice’nin kuzeni olan İbn Ümmi Mektum’u gördüğünde “Merhaba ey Rabbimin kendisi yüzünden beni uyardığı kişi” dermiş. Biz Kur’-an’da anlatılan diğer elçilerin kıssalarında da onaylanmayan içtihatlar görüyoruz. Hz. Nûh’un oğlu hakkındaki içtihadı (
11:45), Hz. İbrahim’in soyu ve babası hakkındaki içtihadı gibi (
9:114).
Onun temizlenmemesinden dolayı senin aleyhine ne var?
Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne!
Onun arınmamasından sana ne?
Onun kendini geliştirmemesinden sana ne!
Oysa o arınmadı diye sen sorumlu olmazsın.
Sana ne onun arınmasından!
daħı ne nesenedür senüñ üzere kim arınmaya?
Senüñ üstüñe ziyān yoḳ, ol özini arıtmasa.
Onun (küfrdən) təmizlənməsindən sənə nə?!
Yet it is not thy concern if he grow not (in grace).
Though it is no blame to thee if he grow not(5953) (in spiritual understanding).*
5953 Allah's Message is for all, but if the great ones arrogantly keep back from it, it is no fault of the Preacher, so long as he has proclaimed the Message. He should attend to all, and specially to the humble and lowly.