Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5766, sondan 471. ayet; 80. sure ve bu surenin 8. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 313 olarak hesaplanmıştır.
8,9,10. Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle birine yaptığı konuşmanın ortasında yanlarına gelen bir âmânın zamansız sorularından rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş ve ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü sitemli bir ifadeyle uyardı; onun, kimlere verilecek emeğin daha verimli olacağını kesin olarak bilemeyeceğini, topluluğun ileri gelenlerinden de sorumlu olmadığını bildirdi. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu vb. bazı iltifatlarının yanında, iki defa gazâya çıktığında yerine Medine’de kalanlara namaz kıldırmak üzere Abdullah’ı görevlendirdiği de rivayet edilmiştir (Zemahşerî, IV, 217). Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe
9:43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir. “Kendini her şeye yeterli gören” diye çevirdiğimiz 5. âyet Mekke’nin ileri gelen zenginlerini ve kabile reislerini ifade eder. Bunlar mal ve adamlarının çokluğu sebebiyle büyüklük taslayarak inkârcılıkta devam ediyor, Allah ve peygamberinin kendilerine doğru yolu göstermelerine ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlardı. Allah korkusu ile huzuruna gelen âmâ ise Kur’an’ın nuruyla aydınlanarak cehaletten kurtulmak ve günahlardan arınmak istiyordu.
8,9,10. Fakat (Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.
Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;
Fakat Sana koşarak (ihtiyaç ve iştiyak duyarak) gelen (o gözü görmeyen kişi),
Ve fakat sana koşup gelen.
Ama sana koşarak gelenle ilgilenmiyorsun.
Ama koşarak sana gelen ise,
Ama sana koşarak gelen kimse var ya;
8,9,10. Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
8, 9, 10. Fakat koşarak ve (Allah'tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.
Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,
Ama sana can atarak gelen,
Ve amma sana can atarak gelen
Amma sana koşarak gelen kimse,
8,9,10. Fakat koşarak ve (Allah'dan) korkarak o sana gelen kimseye gelince, sen onu bırakıp (îmâna gelmeyecek başkasıyla) oyalanıyorsun.
Öğrenmek hevesiyle sana koşarak gelen,
Ama koşarak sana gelen ise.
Öte yandan, Kur’an’a susamış bir hâlde sana büyük bir istekle gelen,
Her neyse sana koşarak gelmiş kimse can atıyor;
8,9. Fakat Allah’tan korkarak sana koşup gelen kimseye1 gelince,
1 Bu şahıs; Abdullah b. Ümmi Mektûm’dur.
ama sana büyük bir istekle geleni
8-9-10. Allah’a derin bir saygı duyan ve sana koşarak gelen kişiyle ise hiç ilgilenmedin. 7/93, 32/30
fakat sana büyük bir iştiyakla gelen var ya:
Fakat o kimse ki, sana koşarak geldi.
8, 9, 10. Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.
Fakat koşarak sana gelen,
Oysa bir gayretle sana gelen kişi,
Ama, sana koşarak gelen..
Fakat sana can atarak geleni,
O, koşarak sana gelen var ya;
daħı ammā ol kim geldi saña iver ya'nį ħayra
Ve ammā ol kimse ki saña yügürüp gelür,
Yüyürə-yüyürə sənin yanına gələn
But as for him who cometh unto thee with earnest purpose
But as to him who came to thee striving earnestly,