Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5818, sondan 419. ayet; 81. sure ve bu surenin 18. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1429 olarak hesaplanmıştır.
Ve-ssubhi iżâ teneffes(e)
Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
Erişilmez bir nazım güzelliği ve edebî incelikler taşıyan 15-18. âyetlerdeki yeminler, ileride verilecek olan vahiy ve peygamberle ilgili bilgilerin gerçekliğini teyit amacı taşıması yanında, muhatabı bu bilgilerin önemini kavramaya hazırlamaktadır. Çünkü peygamberin dürüstlüğü ve vahyin gerçek olduğu hususunda kuşku duyan insanın, hiçbir dinî bildirimi tanıyıp kabul etmesi beklenemez. Müfessirler 19. âyette anlatılan “değerli elçinin sözü”nden maksadın Kur’an olduğunu söylemişlerdir. Elçiden maksat bir görüşe göre Cebrâil’dir (Taberî, XXX, 51; Zemahşerî, 224). Cebrâil, Allah’ın kelâmı Kur’an’ın Hz. Peygamber’e ulaştırılmasında aracılık yani elçilik ettiği için ona “değerli elçi” denilmiş ve Allah’ın vahyettiği kelâm Hz. Peygamber’e onun tarafından okunduğu, vahye uygun söz kalıbına girmiş olarak ondan ulaştığı için “onun sözü” olarak ifade edilmiştir. Diğer bir yoruma göre “değerli elçi” Hz. Peygamber’dir. O, Allah’ın elçisi olarak Kur’an’ı insanlara tebliğ ettiği için Kur’an onun sözü olarak ifade buyurulmuştur (İbn Âşûr, XXX, 154-155). “Değerli elçi” ifadesini Hz. Peygamber olarak açıklayanlara göre 20-21. âyetlerin anlamı şöyle olur: Peygamber Allah’tan gelen mesajları ümmetine tebliğ edecek güç ve yeteneğe sahiptir; Allah katında onun yüce bir makamı ve itibarı vardır; kendisine indirilen vahyi koruma ve tebliğ etme hususunda güvenilir bir elçidir; Allah’a itaat eden müminler ona da itaat ederler (Şevkânî, V, 453; arş hakkında bilgi için bk. A‘râf
7:54).
Nefes almaya (aydınlanmaya) başlayan sabaha ki
Benzer mesajlar: Müddessir
74:32-34.
17,18. Çöken geceye, söken şafaklara yemin olsun ki,
Soluk almaya başladığı zaman sabaha ant olsun ki,
Ve nefes almaya (aydınlanmaya) başladığı zaman, sabah vaktine yemin olsun ki;
Ve ışıdığı çağda, sabaha.
aydınlığı etrafa yayılmaya başladığı zaman, sabaha yemin olsun ki,
Nefes almaya, ağarmaya başlayan sabaha yemin ederim.
Nefes almaya başladığı [4] zaman sabaha,
4.Işığını etrafa yaymaya, ortalığı aydınlatmağa başladığı.
Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;
Ağardığı zaman o sabaha ki,
Açıldığı zaman sabaha yemin ederim ki;
Aydınlanan tan vaktine ant ederim ki
Teneffüs eden (seher yeli esmeye başlayan) sabaha ki,
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,
Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,
Ve nefes almağa başlayan sabaha,
Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,
Ve nefeslendiği dem o sabahaki
Nefeslendiği dem sabaha ki,
Nefes aldığı (ağarmaya yüz tuttuğu) vakit, sabaha!
Ortaya çıktığında sabaha yemin ederim ki,
15, 18. Geri giden, seyreden, gizlenen [⁹], yıldızlara, kararmaya başlayan geceye, ağaran tan yerine andım olsun ki,
[9] Güneşin ziyası altında gizlenen, geceleri görünen seyyar yıldızlara.
Ve nefes almaya başladığı zaman sabaha.
Ve güneşin ilk ışıklarıyla birlikte soluk almaya başlayan ve böylece, müminlere aydınlık bir geleceği müjdeleyen sabaha ki;
Kısalıp uzadığı / nefeslendiği zaman Sabah’a,
15,16,17,18. Hayır! (başka söze lüzum yok!) (gündüzleri gözden kaybolan) yıldızlara, yörüngelerinde yüzen gezegenlere, kararmağa başladığı zaman geceye, ağarmağa başladığı zaman sabaha yemin ederim ki,
ve soluk almaya başlayan sabahı:
Ve ağarıp nefes alan sabaha andolsun ki. 7/54, 22/61
ve henüz soluk almaya başlayan sabaha[5601] (yemin ederim)!
[5601] Bu “sabah” sûrenin başından buraya kadarki kozmik geriye sarılış ve dürülüş sürecinin bitiminden sonra yeniden yaratılışın ilk sabahını ifade etse gerektir. Bu aynı zamanda cahiliyye gecesinin zifiri karanlığında imanın neredeyse yok olup, vahyin aydınlığı ile tekrar ortaya çıktığını çağrıştıran tevriyeli bir ifadedir.
Ve açılmaya başladığı zaman gündüze.
Nefes almaya başladığı dem sabaha kasem ederim ki:
Soluk almağa başlayan sabaha,
Aydınlanmaya başladığında sabaha andolsun ki.
Ve teneffüs ettiğinde sabaha.
Ve soluyarak açıldığı zaman sabaha,
daħı śubḥ ḥaķķı-çun ķaçan nefes üre.
ve ṣabāḥ ḥaḳḳı‐çun ḳaçan nefes virüp nūr doġsa.
Və sökülməkdə olan dan yerinə ki,
And the breath of morning
And the Dawn as it breathes away the darkness;- (5987)*
5987 The slow "breathing out" of the darkness by the Dawn, shown us, by beautiful imagery, that these mysterious operations, of which people in their ignorance are frightened if they have to do with darkness, are really beneficent operations of Allah. They have nothing to do with evil spirits, or witches, or magic. For three questions were actually raised about the Prophet's Ministry by the ignorant (1) Did his wonderful works come from himself and not from Allah? (2) Was he possessed of an evil spirit? In other words, was he mad? For that was the theory of madness, then current. (3) Was he a soothsayer, or necromancer, or magician? For he had virtues, powers, and eloquence, so extraordinary that they could not understand him.