Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5852, sondan 385. ayet; 83. sure ve bu surenin 4. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 22 ve toplam ebced değeri ise 1829 olarak hesaplanmıştır.
الا يظن اولئك انهم مبعوثون
Elâ yazunnu ulâ-ike ennehum meb’ûśûn(e)
4,5,6. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
“Vay haline!” diye çevirdiğimiz veyl kelimesi, “ağır zarar, kötülük, hüzün, azap, helâk” gibi anlamlara gelir (Elmalılı, VIII, 5648). Ayrıca hadislerde cehennemdeki bir vadinin ismi olduğu da bildirilmiştir (Tirmizî, “Tefsîr”, 22; Müsned, III, 75). Râgıb el-İsfahânî’ye göre bu kelimenin cehennemdeki bir vadiye isim verilmesi, mecazi anlamda olup “veyl”e muhatap olanların cehennem azabına uğrayacaklarını ifade eder (bk. el-Müfredât, “vyl” md.). “Ölçü ve tartıyı eksik yapanlar” anlamındaki mutaffifîn, mutaffif kelimesinin çoğuludur. 2-3. âyetlerdeki açıklamaya göre “alırken fazla fazla, verirken eksik ölçenler” mânasına gelir. Bu sebeple 1-3. âyetlerde bir taraftan eksik ölçüp tartanlar yaptıkları işin çirkinliğinden dolayı kınanırken diğer taraftan böylesine çirkin bir işe kalkışanların âhirette cezalandırılacağına dikkat çekilmektedir. Burada ölçü ve tartı örnek bir işlem olup daha genel olarak insanların, kendi haklarını gözettikleri kadar sorumluluklarını da özenle yerine getirmeleri gerektiği vurgulanmakta, hakka konu olan her işlemde adaleti titizlikle korumaları istenmektedir (Ebü’l-Kåsım el-Kuşeyrî’nin bu yöndeki bir yorumu için bk. Râzî, XXXII, 91). Sûrenin Medine’de indiğini söyleyen müfessirler İbn Abbas’tan şöyle bir rivayet naklederler: Hz. Peygamber Medine’ye geldiği zaman Medineliler ölçü ve tartıda hile yapıyorlardı. O sıralarda bu âyetler indirildi; onlar da bundan sonra kendilerini düzelttiler (Taberî, XXX, 58; Zemahşerî, IV, 229; Râzî, XXXI, 88). Kanaatimizce bu rivayeti, Resûlullah’ın, Medine’ye geldiği zaman ticaretle uğraşan birtakım insanların ölçü ve tartıyı eksik yaptıklarını görünce, daha önce Mekke döneminde inmiş olan bu âyetleri onlara tebliğ ettiği şeklinde anlamak daha isabetli olur. Âyetlerin iniş sebebi özel bir olay olsa da genel anlamda ölçü ve tartıyı eksik yapmanın çirkinliğine dikkat çekilmiş, bencillik ve başkalarını aldatma gibi ahlâka aykırı duygu ve davranış içinde olanlar kınanmıştır. Ölçü ve tartının adaletle yapılmasını emreden başka âyetler de vardır (meselâ bk. En‘âm
6:152; İsrâ
17:35; Rahmân
55:8-9). Âyetler bu emirlere uyulmadığı takdirde dünyada ilahî kınamaya mâruz kalma, âhirette de şiddetli bir azaba uğramanın kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. 4. âyette, ölçü ve tartıda hile yapan kimselerin yeniden dirilişe kesin olarak inanmaları bir yana, bunu muhtemel görmeleri halinde bile bu sahtekârlığa cüret etmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir (Elmalılı, VIII, 5652). 5. âyette ifade edilen “büyük gün”den maksat kıyamet günüdür. Öldükten sonra dirilme, hesap, ceza, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme girmeleri gibi büyük olayların yaşanacağı gün olduğu için ona “büyük gün” denilmiştir (Şevkânî, V, 463). Nitekim 6. âyette o gün bütün insanların hesaba çekilmek üzere diriltilip âlemlerin rabbinin huzuruna çıkarılacakları ifade buyurularak uhrevî yargı ve hesap sırasında hiçbir kimsenin hiçbir kötülüğünün gizli kalmayacağı, hepsinin tek tek hesabının sorulacağı vurgulanmıştır.
4,5,6. Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
4,5,6. Onlar, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklarları büyük gün için tekrar dirileceklerine inanmıyorlar mı?
Onlar diriltileceklerini bilmiyorlar mı?¹
1- Hesap gününe inanan bunu yapar mı?
Yoksa onlar, öldükten sonra diriltileceklerini (ve her şeyden sorguya çekileceklerini) hiç zannetmiyorlar (ve bunu hesaba katmıyorlar) mı?
Onlar, gerçekten de tekrar dirilip kalkacaklarını sanmıyorlar mı?
Onlar tekrar diriltilip kaldırılacaklarını sanmıyorlar mı?
Onlar tekrar diriltileceklerini düşünmüyorlar, inanmıyorlar mı?
Yoksa onlar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Yoksa diriltileceklerini sanmıyor mu?
Bunlar, zannetmezler mi ki, öldükten sonra kendileri diriltecekler,
4, 5. Bunlar, büyük bir gün için diriltilip toplanacaklarını sanmıyorlar mı?
4,5. Büyük gün için, toplanılacak sanmazlar mı?
Yoksa onlar, (yeniden) diriltileceklerini düşünmüyorlar mı?
4,5. Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
4, 5, 6. Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
İbn Ömer bu sûreyi okurken altıncı âyete gelince hüngür hüngür ağlamıştır. Bir bedevî de Abdullah b. Mervân’a «Allah’ın, ölçü ve tartıda hileye sapanlar hakkında ne söylediğini bildiğin halde müslümanların malını ölçüsüz, tartısız ve zahmetsiz almakta devam ediyorsun!» demiştir.
Onlar hiç dirileceklerini sanmazlar mı?
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
4,5. Zannetmez mi bunlarki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Saahiden onlar (öldükden sonra) diriltileceklerini sanmıyor (lar) mı,
4,5. Onlar, gerçekten kendilerinin, (dehşeti pek) büyük bir gün için yeniden diriltilecek kimseler olduklarını sanmıyor(lar) mı?
Onlar, mutlaka diriltileceklerini bilmiyorlar mı?
4, 5. Onlar, dehşetli bir gün için dirileceklerini bilmiyorlar öyle mi?
Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Peki bunlar, yeniden diriltilip hesaba çekileceklerini hiç bilmiyorlar mı?
Bunlar kesin bilmezler mi, yeniden diriltileceklerdir?
4,5. Yoksa onlar o büyük günde (hesap vermek için) diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Onlar bilmez mi ki tekrar diriltilecekler
Şimdi bunlar, yeniden diriltileceklerini düşünmüyorlar mı? 6/31, 25/11
Onlar sanmazlar mı ki tekrar diriltilecekler;
Onlar sanmıyorlar mı ki şüphe yok onlar diriltileceklerdir.
4, 5, 6. Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?
Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Bunlar yeniden diriltileceklerini hiç hesaba katmazlar mı?
Onlar, yeniden dirileceklerini düşünmüyor/sanmıyorlar mı?
Onlar birgün diriltileceklerini hiç ummuyorlar mı:
Peki, bunlar kendilerinin diriltileceğini sanmıyorlar mı?
4-5. ay śanmaz mı şunlar bayıķ anlar dirildilmişlerdür ulu gün içün?
Anlar taḥḳīḳ bilmezler mi ki özleri ba‘ẟ olaçaḳlardur?
Məgər onlar (öləndən sonra) diriləcəklərini düşünmürlərmi?!
Do such (men) not consider that they will be again
Do they not think that they will be called to account?- (6012)*
6012 Legal and social sanctions against Fraud depend for their efficacy on whether there is a chance of being found out. Moral and religious sanctions are of a different kind. 'Do you wish to degrade your own nature?' 'Do you not consider that there is a Day of Account before a J udge Who knows all, and Who safeguards all interests, for He is the Lord and Cherisher of the Worlds? Whether other people know anything about your wrong or not, you are guilty before Allah.'