Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5854, sondan 383. ayet; 83. sure ve bu surenin 6. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 818 olarak hesaplanmıştır.
يوم يقوم الناس لرب العالمين
Yevme yekûmu-nnâsu lirabbi-l’âlemîn(e)
4,5,6. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
“Vay haline!” diye çevirdiğimiz veyl kelimesi, “ağır zarar, kötülük, hüzün, azap, helâk” gibi anlamlara gelir (Elmalılı, VIII, 5648). Ayrıca hadislerde cehennemdeki bir vadinin ismi olduğu da bildirilmiştir (Tirmizî, “Tefsîr”, 22; Müsned, III, 75). Râgıb el-İsfahânî’ye göre bu kelimenin cehennemdeki bir vadiye isim verilmesi, mecazi anlamda olup “veyl”e muhatap olanların cehennem azabına uğrayacaklarını ifade eder (bk. el-Müfredât, “vyl” md.). “Ölçü ve tartıyı eksik yapanlar” anlamındaki mutaffifîn, mutaffif kelimesinin çoğuludur. 2-3. âyetlerdeki açıklamaya göre “alırken fazla fazla, verirken eksik ölçenler” mânasına gelir. Bu sebeple 1-3. âyetlerde bir taraftan eksik ölçüp tartanlar yaptıkları işin çirkinliğinden dolayı kınanırken diğer taraftan böylesine çirkin bir işe kalkışanların âhirette cezalandırılacağına dikkat çekilmektedir. Burada ölçü ve tartı örnek bir işlem olup daha genel olarak insanların, kendi haklarını gözettikleri kadar sorumluluklarını da özenle yerine getirmeleri gerektiği vurgulanmakta, hakka konu olan her işlemde adaleti titizlikle korumaları istenmektedir (Ebü’l-Kåsım el-Kuşeyrî’nin bu yöndeki bir yorumu için bk. Râzî, XXXII, 91). Sûrenin Medine’de indiğini söyleyen müfessirler İbn Abbas’tan şöyle bir rivayet naklederler: Hz. Peygamber Medine’ye geldiği zaman Medineliler ölçü ve tartıda hile yapıyorlardı. O sıralarda bu âyetler indirildi; onlar da bundan sonra kendilerini düzelttiler (Taberî, XXX, 58; Zemahşerî, IV, 229; Râzî, XXXI, 88). Kanaatimizce bu rivayeti, Resûlullah’ın, Medine’ye geldiği zaman ticaretle uğraşan birtakım insanların ölçü ve tartıyı eksik yaptıklarını görünce, daha önce Mekke döneminde inmiş olan bu âyetleri onlara tebliğ ettiği şeklinde anlamak daha isabetli olur. Âyetlerin iniş sebebi özel bir olay olsa da genel anlamda ölçü ve tartıyı eksik yapmanın çirkinliğine dikkat çekilmiş, bencillik ve başkalarını aldatma gibi ahlâka aykırı duygu ve davranış içinde olanlar kınanmıştır. Ölçü ve tartının adaletle yapılmasını emreden başka âyetler de vardır (meselâ bk. En‘âm
6:152; İsrâ
17:35; Rahmân
55:8-9). Âyetler bu emirlere uyulmadığı takdirde dünyada ilahî kınamaya mâruz kalma, âhirette de şiddetli bir azaba uğramanın kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. 4. âyette, ölçü ve tartıda hile yapan kimselerin yeniden dirilişe kesin olarak inanmaları bir yana, bunu muhtemel görmeleri halinde bile bu sahtekârlığa cüret etmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekilmektedir (Elmalılı, VIII, 5652). 5. âyette ifade edilen “büyük gün”den maksat kıyamet günüdür. Öldükten sonra dirilme, hesap, ceza, cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme girmeleri gibi büyük olayların yaşanacağı gün olduğu için ona “büyük gün” denilmiştir (Şevkânî, V, 463). Nitekim 6. âyette o gün bütün insanların hesaba çekilmek üzere diriltilip âlemlerin rabbinin huzuruna çıkarılacakları ifade buyurularak uhrevî yargı ve hesap sırasında hiçbir kimsenin hiçbir kötülüğünün gizli kalmayacağı, hepsinin tek tek hesabının sorulacağı vurgulanmıştır.
4,5,6. Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
4,5,6. Onlar, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklarları büyük gün için tekrar dirileceklerine inanmıyorlar mı?
O gün insanlar âlemlerin Rabb'inin divanında duracaklar.
(Peki) İnsanların, âlemlerin Rabbi(ne hesap vermek) için (diriltilip) kalkacakları (ve divana duracakları) günde (nasıl olacaklardı?)
Öylesine bir gün ki insanlar, alemlerin Rabbinin emriyle kalkarlar.
O gün insanlar alemlerin Rabbi huzurunda hazır olup dikilecekler.
İnsanların, âlemlerin, bütün varlıkların Rabbinin huzurunda divan duracakları gün diriltilecekler.
O gün insanlar alemlerin Rabbi(nin huzuruna çıkmak) için kalkarlar.
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
O gün insanlar, âlemlerin Rabbi için (O'na hesab vermek için, kabirlerinden) kalkacaklar.
Öyle bir gün ki bütün insanlar, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda hazır olup dikilecekler.
O gün onlar evrenlerin Tanrısı karşısında dururlar
O gün insanlar, âlemlerin Rabbinin huzurunda toplanacaklar ve (O'na) hesap verecekler.
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
4, 5, 6. Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
İbn Ömer bu sûreyi okurken altıncı âyete gelince hüngür hüngür ağlamıştır. Bir bedevî de Abdullah b. Mervân’a «Allah’ın, ölçü ve tartıda hileye sapanlar hakkında ne söylediğini bildiğin halde müslümanların malını ölçüsüz, tartısız ve zahmetsiz almakta devam ediyorsun!» demiştir.
O gün halk Evrenlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
O günki nâs rabbül'âlemîn için kıyam edecekler
Aalemlerin Rabbi (olan Allahın hükmü) için insanların (kabirlerinden) kalkacağı günde?
O gün insanlar, âlemlerin Rabbi(ne hesab vermek) için (kabirlerinden) kalkacaktır!
O gün insanlar (hesap vermek için) âlemlerin Rabbi için kalkarlar.
O gün halk âlemlerin Rabbi huzurunda duracaklar.
İnsanların âlemlerin Rabbinin huzurunda durdukları gün?
Bütün insanların, yargılanmak üzere Âlemlerin Rabb’inin huzurunda duracağı Kıyâmet Gününde!
Bir gün ki İnsanlar Âlemler’in rabbi için kalkar.
İşte o gün tüm insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda duracaklar.
bütün insanların âlemlerin Rabbi huzuruna varacakları Gün'de?
O gün bütün insanlar hesap vermek üzere âlemlerin Rabbinin huzurunda ayakta olacaklar. 2/203, 39/70, 42/45
o gün bütün insanlar âlemlerin Rabbi huzuruna dikilecekler.
Âlemlerin Rabbi için nâsın kıyam edeceği günde.
4, 5, 6. Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülâlemin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacaklarını düşünmezler mi?
Ki o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar.
Her insanın, varlıkların sahibi için kalkacağı günde.
O gün insanlar, alemlerin Rabbi için ayağa kalkar.
Öyle bir günde ki, insanlar Âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkar.
Bir gün ki, insanlar, âlemlerin Rabbi huzurunda kıyama geçerler.
ol gün kim ŧura ādemįler 'ālemler çalabı’sı içün.
Ol gün ki [...] ḫalḳ ḥażretine [...] [‘ālemler] Tañrısına [...]
O gün bütün insanlar (haqq-hesab üçün) aləmlərin Rəbbinin (Allahın) hüzurunda duracaqlar!
The day when (all) mankind stand before the Lord of the Worlds?
A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds?