Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5966, sondan 271. ayet; 87. sure ve A'lâ Suresinin 18. ayetidir. A'lâ Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 1164 olarak hesaplanmıştır. A'lâ Suresinin toplam ebced değeri 25512 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Kitaplar” diye çevirdiğimiz suhuf kelimesi dönemin örfî kullanımında kitapla eş anlamlı olan sahîfenin çoğuludur. Bu bağlamda kitap, Allah tarafından peygamberlere gönderilen vahyi ifade eder. Buna göre her iki âyette yer alan suhuftan maksat, “Hz. İbrâhim ve Hz. Mûsâ’ya verilen kitaplardır. Bu iki peygambere nisbet edilen sahîfeler, geçmiş vahiylerin sadece birer örneğini teşkil eder. Çünkü vahiy bunlarla sınırlı değildir. İsimleri bildirilen başlıca kitaplar, Tevrat, İncil, Zebur ve Kur’an’dır. Sahîfelerden 10’unun Hz. Âdem’e, 50’sinin Şît’e, 30’unun İdrîs’e, 10’unun da İbrâhim’e verildiği rivayet edilir (bk. Zemahşerî, IV, 245).
Şuarâ sûresinin 196. âyetinde olduğu gibi bu son âyetler de bütün peygamberlere vahyin tek kaynaktan, Allah’tan geldiğini ve ilâhî dinlerin iman, ibadet ve ahlâk konularında aynı prensipleri, evrensel gerçekleri ve değerleri getirdiğini ifade etmektedir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki bu (anlatılanlar), önceki sahifelerde de (vahiylerde de) vardı:
1 Suhuf: Aslında kitap mânâsına gelen “sahife”nin çoğulu olup Tevrat, Zebur, İncil, Kur'ân ismi verilen dört büyük kitabın dışında, peygamberlere indirilmiş olan kitapçıklar hakkında kullanılması şöhret bulmuştur. Her dinin esası olan ve önceki peygamberlere indirilmiş ilk sahifelerde ve özellikle İbrahim (a.s) ve Musa (a.s)'nın sahifelerinde zikredilenler hep Cenab-ı Hakk'ın emridir. Ebu Zerr (r.a.)'den: “Ey Allah'ın Rasulü! Yüce Allah kaç kitap indirdi?” dedim. Efendimiz: “Yüz dört kitap indirdi. Elli sahife Şît'e, otuz sahife İdris'e, on sahife İbrahim'e, on sahife de Tevrat'tan evvel Musa' ya indirdi. Tevrat'ı, Zebur'u, İncil'i ve Furkan'ı da indirdi” buyurdu. Ben: “Ey Allah'ın Rasulü! İbrahim'in sahifeleri ne idi?” dedim. O: “Hepsi kıssa ve öğüt idi.” Ben yine: “Ey Allah'ın Rasulü! Musa'nın sahifeleri ne idi? dedim. Peygamberimiz: “Hepsi ibret idi” Şaşarım, öleceğini yakinen bildiği halde sevinene, ateşin olduğunu kesin olarak bilip de gülene, dünyayı ve onun üzerinde bulunan kimselere karşı durmadan değiştiğini görüp de dünyaya gönül bağlayana, kadere yakinen inanıp da öfkelenene, hesaba inanıp da amel etmeyene” buyurdu. Ben: “Ey Allah'ın Rasulü! İbrahim ve Musa'nın sahifelerindekilerden sana bir şey indirildi mi?” deyince: “Evet, ey Ebu Zerr!” buyurdular. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, [bütün] bunlar, geçmiş vahiylerde [bildirilmiş]tir.