Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1316, sondan 4921. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 81. ayetidir. Tevbe Suresi 81. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 118 ve toplam ebced değeri ise 6002 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فرح المخلفون بمقعدهم خلاف رسول الله وكرهوا ان يجاهدوا باموالهم وانفسهم في سبيل الله وقالوا لا تنفروا في الحر قل نار جهنم اشد حرا لو كانوا يفقهون
Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
Tebük Seferi’ne katılmamak için bahaneler uyduran, özellikle havaların aşırı sıcak olduğu gerekçesine sığınan, üstelik müminleri de sefere çıkmaktan caydırmaya çalışan münafıkların âkıbetinin çok acı olacağı belirtilmekte; Hz. Peygamber’in bu kişilerden sağ kalanlarla karşılaşması halinde onların kendi maiyetinde bir sefere çıkmalarına müsaade etmemesi istenmekte, ölenlerinin ise imansız olarak can verdikleri bildirilip onlar için bir dinî vecîbe ifa etme cihetine gitmemesi emrolunmaktadır. Müslümanların ölen din kardeşlerine karşı ifa etmeleri gereken dinî vecîbelerin başında cenaze namazı kılınması ve bunun için gerekli hazırlıkların yapılması gelmektedir. Âyette bu hususa işaret edildikten sonra yer alan, “mezarı başında da durma” ifadesini Hz. Peygamber’in cenazenin defninden sonraki tatbikatına göre açıklamak uygun olur. Resûl-i Ekrem bir müslümanın cenazesi defnedildikten sonra kabri başında bir süre durur ve etrafındakilere şöyle derdi: “Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz ve sorulanlara şaşırmadan cevap verebilmesi için dua ediniz; zira şu anda o sorguya çekilmektedir” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 69; krş. Tirmizî, “Cenâiz”, 70). (Münafıkların malları ve evlâtlarının dünyada eziyet vesilesi kılındığını ve Allah’ın onların canlarının da kâfir olarak çıkmasını murat ettiğini belirten 85. âyetin açıklaması için 55. âyetin tefsirine bk.).
Mehmet Okuyan
Allah’ın Elçisine muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevinmişler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda [cihad] (fedakârlık) etmeyi çirkin görmüşler ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın.” demişlerdi. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!”
Allah'ın Peygamberine muhalefet etmek için savaştan geri kalanlar, yerlerinde oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve “Bu sıcakta savaşa gitmeyiniz” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı!
Allah'ın Resûlüne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de, “Bu sıcakta savaşa çıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” keşke anlasalardı!
Allah'ın Elçisine muhalif olarak (cihaddan) geri kalanlar, (evlerinde) oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd etmeyi (çaba harcamayı) çirkin görerek: "Bu sıcakta (sefere) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Keşke bir kavrayıp-anlasalardı.
Allah'ın Peygamberine muhalefet edenler, savaşa çıkmayıp oldukları yerde oturup kalmalarına sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla, Allah yolunda savaşmak, onlara zor ve kötü geldi de bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler. De ki: Cehennem ateşi, daha da sıcak; bir anlasalar şunu.
Geride kadın ve çocuklarla bırakılan bu münafık kimseler, Allah elçisinin sefer için ayrılmasının ardından, kendilerinin savaştan uzak kalmalarına sevindiler. Çünkü Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmak düşüncesi, bunların hoşuna gitmiyor ve hatta birbirlerine “Bu sıcakta savaşa çıkmayın” diyorlardı. De ki: “Cehennem ateşi, çok daha sıcaktır.” Tabii bu gerçeği kavrayabilirlerse.
Savaşa giden orduya katılmayan münâfıklar, Allah'ın Rasulüne muhalefet edip, cephe gerisinde evlerinde oturup kalmaları sebebiyle sevindiler. Allah yolunda, İslâm uğrunda mallarını, servetlerini, canlarını ortaya koyarak cihad etmeyi, savaşmayı hoş karşılamadılar.
“Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler.
“Cehennem ateşi daha sıcaktır” de. Keşke anlamış olsalardı.
Geride kalanlar Allah'ın Peygamberine muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
81.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan riayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) Müslümanlardan kendisiyle birlikte Tebük savaşına çıkmalarını istediğinde mevsim yaz ve hava sıcaktı. Bir adam: "Ey Resulullah (a.s.)! Sıcak çok şiddetli. Bu sıcakta sefere çıkamayız. Sende bu sıcakta sefere çıkma!" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdiYine İbnu Cerir`in Muhammed bin Ka`b el-Kurezi`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) sıcak havada Tebük seferine çıkınca Seleme oğullarından bir adam: "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Beyhaki`nin Delâil`inde naklettiği bir rivayette de münâfıklardan bir adamın: "Sıcakta sefere çıkmayın" demesi üzerine bu ayeti kerime indirilmiştir.
Ali Bulaç
Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: 'Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.' Bir kavrayıp-anlasalardı.
Tebük savaşına iştirak etmeyip geri kalan münafıklar, Rasûlüllah'a muhalefet ederek oturup kalmalarıyla sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmeyi çirkin gördüler ve; “- Bu sıcakta harbe çıkmayın” dediler. De ki: “- Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Fakat gidecekleri yeri bilseler!...”
Savaştan geride bırakılanlar, Resulullah’a muhalefet ederek geride oturmakla sevindiler. Malları ve canları ile Allah yolunda cihad etmek istediler. “Sıcakta akın etmeyin” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha çok sıcaktır.” Keşke idrak edebilseler!
Evlerinde kalanlar, Allahın peygamberinin ardından sevindiler, mallariyle, canlariyle Allah yolunda savaşmaktan çekindiler: «Sıcaklarda savaşa çıkmayınız» dediler, de ki: «Bilmiş olsalardı, cehennem ateşi daha katı sıcaktır
Allah'ın Resulüne muhalefet ederek (Tebük seferine çıkmayıp) geri kalanlar, (Medine'de) oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve: “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. (Onlara) de ki: “Cehennemin ateşi sıcaklık bakımından (bundan) daha şiddetlidir.” Keşke (gerçeği) anlasalardı.
Tebük Seferi’ne, meşru mazeretleri olmadan bir takım temelsiz bahanelerle katılmayıp Hz. Muhammed’i ve arkadaşlarını yalnız bırakan o günün sözde Müslümanları, bu ve bundan sonraki ayetlerle şiddetle kınanmaktadır. Çünkü zalimin zulmüne rıza göstermek de zulümdür, karşı koymak ise bütün insanlar üzerinde bir zorunluluktur. Bunun için Müslüman olmaya da gerek yoktur. Dini, mezhebi, meşrebi, ırkı, düşüncesi ne olursa olsun kimsenin kimseye haksızlık etme lüksü yoktur. Yapılan haksızlıklara karşı çıkmak, hak ve özgürlüklerin korunması için dik durmak, mücadele etmek herkesin vazifesidir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler!
Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; «bu sıcakta sefere çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır!» Keşke anlasalardı!
Geride kalanlar, ALLAH elçisinin ardındaki yerlerini beğendiler, ALLAH yolunda paralarıyla, canlarıyla çaba göstermekten hoşlanmadılar ve: "Bu sıcakta harekete geçmeyin," dediler. "Cehennem ateşi daha sıcaktır," de. Bir anlasalardı!
Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
Arkada kalanlar Resulullah hılâfına olarak oturub kalmalariyle ferahlandılar, Allah yolunda mallariyle, canlariyle mücahid olmayı hoşlanmadılar, bu sıcakta seferber olmayın dediler, de ki Cehennem ateşi daha sıcak, fakat duysalardı
Allahın peygamberine muhaalefet için (savaşdan) geri kalan (münafık) lar (memleketlerinden çıkmayıb) oturmalarıyle sevindi (ler), Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihâd etmeyi çirkin gördüler ve: «Bu sıcakda harbe çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennemin ateşi daha sıcak». İyice bilmiş olsalardı...
(Tebük Seferinden) geride bırakılan (münâfık)lar, Allah Resûlüne muhâlefet ederek(sefere çıkmayıp) oturmalarıyla sevindi(ler); mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihâd etmekten hoşlanmadılar ve: “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” dediler. De ki: “Cehennem ateşi sıcaklık cihetiyle daha çetindir!” Eğer anlasalardı!
(Savaşa gitmemek için) Yemin edenler, savaşa giden Allah’ın elçisinin arkasından (gitmeyip) oturduklarına sevindiler. Onlar malları ve canları ile Allah yolunda mücadele etmekten hoşlanmadılar. Sonra insanlara “Bu sıcakta savaş için çıkmayın” dediler. Eğer anlayabilirlerse! Onlara deki “Cehennem sıcağı bundan daha şiddetlidir.”
Resûlullahın hilâfında olarak [²] Medine/de oturup kakmak ile Tebük/ten geri kalanlar sevindiler, Tanrı yolunda mallarıyle, canlarıyle duruşmayı istemediler. Birbirlerine «— Sıcakta gazaya çıkmayınız» dediler. Onlara de ki Cehennem ateşi daha sıcaktır, bilselerdi geri kalmazlardı.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 81. Ayet Açıklaması
[2] Veya Resûlullahtan sonra.
Kadri Çelik
Allah resulüne karşı olarak geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi. “Sıcakta savaşa çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlayabilseler!
Sudan bahanelerle Tebük seferinden geri kalan bu münâfıklar, Allah Elçisinin açık emrine rağmen cihâddan kaytarıp evlerinde oturdukları için, epey sevindiler. Zaten mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihâd etmekten hiç hoşlanmıyor, birbirlerine, “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” diyorlardı. Onlara de ki: “Evet ama, cehennem ateşi çok daha sıcaktır!” Keşke bunu kavrayabilselerdi!
Allah’ın rasûlünün hilafına / aksine Geride Kalıp Oturanlar sevindiler.
Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla (çalışıp) cihad etmeyi sevmediler:
-“Sıcak’ta sefere / savaşa katılmayın!” dediler.
De ki:
-“Sıcaklık olarak Cehennem’in ateşi en şiddetlidir”.
Keşke ince düşünüp anlıyor olsalardı!
81,82. Sırf Allah’ın Elçisine muhalefet etmek için sefere çıkmayarak oturmaları ile sevinip, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmeyenler (bir de); “Bu sıcakta savaşa gitmeyin.” dediler. (Sen) onlara: “Cehennem ateşi, çok daha sıcaktır!” de. Ah (o münâfıklar dünyada) az güleceklerini, kazandıkları günahın cezâsını (âhirette) çekerken çok ağla yacaklarını bir anlayabilseler!1
1 Bu 82. âyetteki (ل)’lar emir için değil, tehdit içindir. Asıl harekeleri ise kesra’dır. (Kurtubî) Yukarıdaki tercüme, bu duruma göre yapılmıştır. Ancak emir için de düşünülebilir. O zaman âyetin tercümesi; “(O münâfıklar) kazandıkları günâhın cezâsı olarak, (bundan sonra) az gülsünler ve (hallerine) çok ağlasınlar.” şeklinde olur. Her iki tercümede de hitâp, Müslümanlara değil, münâfıklaradır. Birçokları bu âyeti neredeyse tamamen Müslümanlar için indirilmiş gibi anlatıp kendi mistik meşreplerinin aracı olarak kullanmışlar, ağlayarak, nutuklar atarak, Müslümanları bu sapkınlıklarına alet etmişlerdir. Her ne kadar Müslüman, vara-yoğa gülen, hayatı kahkahalardan ibaret olan, hafif meşrep kimseler değilse de Peygamberinin ve ashâbının güldükleri kadar gülmeye, sevindikleri kadar da sevinmeye hakkı olan kimsedir. Bu âyete göre Müslüman dünyadaki kazançlarına, meşru bir şekilde sevinip gülecek veya sevinip gülemeyeceği kazançları yapmaktan kaçınacak, âhirette ise çok fazla gülüp-sevinecektir. Yoksa dünyasını çilehaneye dönüştürüp, Hint mistikleri gibi somurtmayacaktır.
Muhammed Esed
GERİDE bırakılan bu [münafık] kimseler, Allah Elçisi'nin [sefer için ayrılmasının] ardından kendilerinin savaştan uzak kalmalarına sevindiler; 112 çünkü, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmak düşüncesi bunların hoşuna gitmiyor ve [hatta birbirlerine] “Bu sıcakta savaşa çıkmayın!” diyorlardı. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır!” Tabii, eğer bu gerçeği kavrayabilirlerse!
Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinin çağrısına katılmayıp geride kalarak oturanlar bu durumdan hoşnut oldular da, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşmaktan hiç hoşlanmadılar. Bir de başkalarını ‘Bu sıcakta savaşa katılmayın’ diye caydırdılar, de ki: – Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bunu kavrayabilselerdi. 3/167, 9/42- 86- 93, 33/9...20
ARKADA bırakılan (bu) kimseler, Rasulullah’a muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar;[1497] bir de kalkıp “Şu sıcakta savaşa çıkmayın!” diye propaganda yaptılar. Onlara “Cehennem ateşi daha sıcaktır!” de; eğer ki bunu anlayabilirlerse![1498]
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 81. Ayet Açıklaması
[1497] Cevherî el-muhallefuna el-metruk (terkedilmiş) anlamı veriyor (Kurtubî). Âyetteki hılafe (muhalefet etmek) kelimesi, halfe (arkada kalmak) şeklinde de okunmuştur. Bu durumda anlam “Rasulullah’tan arkada kalarak…” olur. Âyette bahsedilen iklimden, sözü edilen seferin Tebük Seferi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Çünkü bu sefer sıcakların en şiddetli olduğu bir döneme denk gelmişti. Fakat, Hatib’in hitabı elbette bu olayla sınırlandırılamaz. Tüm zamanlar ve mekânlardaki ‘mazeretçi aklı’ kapsamaktadır.
[1498] Özellikle ilk cümle, ikiyüzlünün hamakat belgesi mahiyetinde. Zımnen: Münafık kurnaz geçinen bir ahmaktır; elenmiştir fakat atlattığını sanır. Bu yüzden, ‘elendiğine’ yanmak yerine ‘atlattığına’ sevinir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Resûlullah'a muhalefet için geri kalmış olanlar, oturmalarıyla sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücâhedede bulunmalarını kerih gördüler ve, «Şu sıcakta cihada çıkmayın,» dediler. De ki: «Cehennemin ateşi sıcaklıkça daha şiddetlidir.» Eğer iyice anlar kimseler olsalar idi.
Savaşa çıkmayıp Resûlullah'tan ayrılarak geride kalanlar, oturmalarından memnun olup sevince garkoldular. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmayıp “Bu sıcakta sefere çıkmayın! ” dediler. De ki: “Cehennem ateşi, bundan da sıcak! Ona nasıl dayanacaksınız? Bunu bir bilip anlasalardı! [70, 15-16, 22, 19, 22; 4, 56]
Muhalefete geçenler, bulundukları yerden Allah’ın elçisine karşı gelmelerine sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda sefere çıkmaktan (savaşmaktan) hoşlanmadılar. “Bu sıcakta orduyu çıkarmayın” dediler. De ki “Cehennem’in ateşi daha sıcaktır.” Bunu bir anlasalardı.
Allah'ın Elçisinin aksine geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi de 'sıcakta savaşa çıkmayın!' dediler. De ki: -Cehennem ateşi daha sıcaktır.' Keşke anlayabilselerdi.
Seferden geri kalanlar, Allah'ın Resulüne muhalefet ederek evlerinde oturmaktan pek keyiflendiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi hoş karşılamadılar ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: Cehennem ateşi bundan sıcaktır. Keşke anlayabilselerdi!
Allah'ın resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp oturdukları için sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla cihadı tiksindirici bulup şöyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın!" De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi!