Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6038, sondan 199. ayet; 90. sure ve bu surenin 15. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 12 ve toplam ebced değeri ise 1509 olarak hesaplanmıştır.
14,15,16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
İnsana lutfedilen duyu organlarından söz edildikten sonra ona, “iki yol”un da gösterildiği belirtilmektedir. Duyu organları dış dünyadan bilgi edinme araçlarıdır; “iki yol” ise genellikle “iyilik ve kötülük yolları” olarak açıklanmış olup bu ifade insanın, olgular ve eylemler üzerine “doğru-yanlış, iyi-kötü” şeklinde hüküm verme ve tercihte bulunma yetenekleriyle donatıldığı anlamına gelir. Böylece bu iki kısa âyette veciz bir üslûpla Allah Teâlâ’nın insana bilgi edinme, düşünüp yargıda bulunma ve seçim yapma yetenekleri lutfederek bu yetenekleriyle onu yeryüzünün en seçkin varlığı halinde yarattığı anlatılmaktadır. Bu yetenekler aynı zamanda insanın bir ödev ve sorumluluk varlığı olmasını da gerektirmiştir. İşte 11. âyette bu sorumluluğu yerine getirmeyenler kınanmakta; ardından da o dönem toplumunun en ağır sorunlarıyla ilgili başlıca ödevler sıralanmaktadır. Bunlar, köleleri özgürlüklerine kavuşturmak, yetimi ve yoksulu doyurmak, birbirine sabırlı ve merhametli olmayı tavsiye etmektir. İslâm’ın sosyal ahlâkının kapsamlı bir özeti olan bu ifadeler, eski deyimiyle tahdîdî değil tâdâdîdir; yani sınırlayıcı değil, örnek göstericidir. Kuşkusuz iyilikler imanla birlikte değer kazanacağı için 17. âyette inananlardan olma şartı da getirilmiştir. Buradaki “inanma”, “yapılan iyiliğin faydasına ve gerekliliğine inanma” olarak da yorumlanmıştır (bk. Şevkânî, V, 521). Rivayete göre Hakîm b. Hizâm adlı bir sahâbî, Hz. Peygamber’e, “Yâ Resûlellah! Vaktiyle ben Câhiliye döneminde sadaka verir, köleleri özgürlüklerine kavuşturur, akrabalarımla yakından ilgilenir, buna benzer iyilikler yapardım. Bunlardan sevap kazandım mı, ne dersiniz?” diye sorunca Hz. Peygamber, “Müslüman oldun ve artık bütün o iyiliklerinin sevabını alacaksın” buyurmuşlardır (Müsned, III, 402). 18. âyet iyilik ve doğruluğun, iyi müslüman olmanın sözde değil, yukarıdaki âyetlerde çerçevesi çizilen bir inanç, zihniyet ve yaşayışta olduğunu göstermektedir. Allah’ın âyetlerinin gösterdiği yol budur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler ise bu yoldan da sapmış olacakları için 19. âyette onlar, “bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlar” diye anılmıştır; son âyette de bunların nihaî âkıbeti hatırlatılmıştır.
14,15,16. Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Yakınlık sahibi olan yetimi,¹
1- Yakınında, çevrende bulunan sahipsiz, kimsesiz kalmışları.
(Ve yine) Akrabalığı (veya yakın tanıdığı) olan yetime (sahip çıkmaktır.)
Yakınlığı olan bir yetimi.
Akraba yetimleri, dulları, kimsesizleri doyurmaktır.
Yakınlığı olan bir yetimi,
Akrabalığı olan bir yetime...
14,15. Açlık gününde, yakın olan bir öksüzü, ya da, bir kül yoksulu doyurmaktır!
Yakındaki bir yetime (bakmaktır).
14,15,16. Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
11, 12, 13, 14, 15, 16. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.
Yakınlığı olan bir yetime,
Yakınlığı olan bir yetîme
yakınlığı olan bir yetime,
14,15,16. Veya bir açlık gününde akrabâlığı olan bir yetîmi veya toz toprak içinde kalmış bir yoksulu doyurmaktır.
Yakın çevresinde olan bir yetimi,
Yakın / akraba olan yetime,
14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan1 yoksulu doyurmak,
1 Metrabe: Toprak mânâsına gelen “türab”tan mimli mastar olup, “topraklanmak” demektir. Ancak bu kelime kinâye olarak, “açlığın şiddetinden toprak yalayan fakir” anlamında kullanılmaktadır. (Kurtubî)
Mesela yakınında olan bir yetimi. 4/2-6
(mesela) yakını olan bir yetimi,[5739]
[5739] Yetîmendeki belirsizliği anlama “mesela” ile yansıttık.
Karabet sahibi olan bir yetime.
Yakınlığı olan bir yetimi,
Yakınlığı olan bir öksüzü,
Yakınlığı olan bir yetimi.
Qohumluq əlaqəsi çatan bir yetimə.
To the orphan with claims of relationship,(6142)*
6142 All orphans should be fed and helped. But ordinary orphans will come under the indigent in verse 16 below. The orphans related to us have a special claim on us. They should be near and dear to us, and if charity begins at home, they have the first claim on us.