Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6040, sondan 197. ayet; 90. sure ve bu surenin 17. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 3261 olarak hesaplanmıştır.
ثم كان من الذين امنوا وتواصوا بالصبر وتواصوا بالمرحمة
ثمكانمنالذينامنواوتواصوابالصبروتواصوابالمرحمة
Śumme kâne mine-lleżîne âmenû ve tevâsav bi-ssabri ve tevâsav bil-merhame(ti)
17,18. Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.[581]
Bu âyetin son cümlesi “Amel defteri sağdan verilecek kimselerdir” şeklinde de tercüme edilebilir.
Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
Bu ayetlerde, garibanlarla ilgilenmenin imandan önce geldiğine dikkat çekilmektedir.
17,18. Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.
Sonra birbirlerine sabrı¹ ve merhameti tavsiye eden inananlardan olmaktır.
1- Direnmeyi, zorluklara göğüs germeyi, yılgınlık göstermemeyi.
(Bütün bunları yaptıktan) Sonra (sarp yokuşu ve zorlu imtihanları kazanmak için; şeksiz şüphesiz) iman edenlerden (Kur’an’ın bütün hükümlerini gerekli ve geçerli görenlerden), birbirlerine (ibadet, hizmet ve musibete karşı) sabrı tavsiye edenlerden, birbirlerine merhameti (adalet ve şefkati) tavsiye edenlerden olmak (lazım) dır.
Sonra da inananlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı tavsiye edenlerden olmak.
Sonrada iman edip birbirine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Dahası, bunlardan önce, samimiyetle iman etmiş olanlardan; birbirlerine sabrı, sabrederek mücadeleye devamı tavsiye edenlerden; birbirlerine merhametli davranmayı tavsiye eder hale gelenlerden olmaktır.
Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmak.
Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.
(Bütün bunlardan) sonra iman edib de birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye eden kimselerden olmaktır.
Sonra inanıp da sabır ve şefkat tavsiye edenlerden olmaktır.
Daha sonra inanmak, sabırla, esirgemekle öğütlemektir
Sonra, inananlardan ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
17, 18. Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.
Kur’an’da geçen «sağdakiler» ve «soldakiler» tabirlerinin anlamı için Vâkıa sûresi, 8, 9, 16. âyetlerin açıklamasına bakınız.
Dahası, birbirlerine sabır ve sevgiyi öğütleyen inananlardan olmaktır.
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra olmadı o iyman edip de sabra vasıyyetleşen ve merhamete vasıyyetleşenlerden
Sonra da (o sarp yokuşu aşıb geçerken) îman edenlerden, birbirlerine sabr (-u sebat) ı tavsiye, (halka) merhameti tavsiye edenlerden olmakdır.
Sonra (bütün bunları yaparken) îmân edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra, iman edenlerden olup, sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
17, 18. Sonra da iman edip birbirine sabır ve sebat ve merhametle tavsiyede bulunanlardan olmak. İşte sağ tarafa geçecek olanlar böyleleridir.
Sonra (insan zor geçide yüklenip girenlerden olmadığı gibi) iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden de olmadı.
Ve ayrıca, Allah’a ve gönderdiği mesaja iman ederek birbirlerine sabrı ve merhameti öğütleyenler arasında yer almaktır.
Bir de iman eden, biribirine Sabır ve Merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra da îman ederek birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhameti öğütleyenlerden olmaktır.
ve imana ermişlerden ve birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra da iman edip, birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. 3/104, 103/1...3
Daha sonra[5741] iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir.[5742]
[5741] Bazı müfessirlerimiz summe’yi aslî anlamından çıkarırlar. Oysa ki buna gerek yoktur. Huden li’l-muttakinde (
2:2) ifadesini bulan hidayetten önceki takvâ, nasıl “sorumluluk ahlâkıysa”, burada imandan önce sayılanlar da benzer bir hakikatin ifadesidir. Bu davranışlar kişiyi imanın kapısına getirecektir. Özgürlüğe kavuşturma, açları doyurma, yetimi ve düşkünü gözetme gibi temel ahlâkî sorumlulukları yerine getirmeyen hem imanın ahlâkî zeminini İnşâ etmemiş hem de iyiliği emr ve kötülükten sakındırma aşamasına gelmemiş demektir.
[5742] Bir ahlâkî davranışın temeli iman olursa, ancak o zaman o davranışın sahibi Allah’tan âhirette ödül bekleyebilir. İnanmadığı bir dünyada karşılık bulmak, yatırmadığı bir hesaptan para talep etmek kadar abestir.
Sonra da imân etmiş olanlardan ve birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiyede bulunanlardan olmaktır.
Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır.
Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.
Bir de inanıp güvenen(mümin olan), biri birine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır.
Bir de iman edip, sabrı ve merhameti birbirine tavsiye edenlerden olmaktır.
Bundan başka, iman etmek ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.
andan oldı anlardan kim įmān getürdiler daħı ıśmarladılar śabır eylemegi daħı ıśmarladılar biribirin esirgemegi.
Andan ṣoñra mü’minlerden ola.
Sonra da iman gətirən və bir-birinə səbr tövsiyə edən, mərhəmət tövsiyə edən kimsələrdən olmaqdır!
And to be of those who believe and exhort one another to perseverance and export one another to pity.
Then will he be(6144) of those who believe, and enjoin patience, (constancy, and self-restraint), and enjoin deeds of kindness and compassion.*
6144 Such practical charity and love will be the acid test of Faith and the teaching of all virtues. The virtues are summed up under the names of Patience (the Arabic word includes constancy and self-restraint) and compassionate kindness. Not only will they be the test by which the sincerity of their Faith will be judged: they will be the fruit which their Faith will constantly produce.