Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6064, sondan 173. ayet; 92. sure ve bu surenin 6. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 2, harf sayısı 11 ve toplam ebced değeri ise 361 olarak hesaplanmıştır.
5,6,7. Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Bu sûrenin indiği Mekke’de insanlar arasında büyük bir gelir farkı bulunuyor; varlıklı putperest Araplar yoksullar karşısında inanılmaz derecede bencil, duyarsız, umursamaz davranıyor; hatta dönemin canlı şahidi olan Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiğine göre zengin putperestler, “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz!” diyecek kadar küstahlaşıyor (bk. Yâsîn
36:47), birbirlerine cimriliği öğütleyecek kadar insafsızlıkta ileri gidiyorlardı (bk. Nisâ
4:37; Hadîd
57:24). Bu sebeple Mekke döneminde inen âyetlerin Allah’ın birliği inancının yerleştirilmesinden sonra en büyük hedefi insanların kalplerini yoksul ve himayesizlere karşı bencillik, sevgisizlik ve cimrilikten arındırmak; dertlerin de nimetlerin de paylaşılabildiği bir toplumsal ruh ve zihniyet geliştirmek olmuştur. Konumuz olan sûre bu zihniyeti hazırlayan anlamlı tesbitler, öğütler, uyarılar ve müjdeler içermektedir. Sonuç olarak sûrede iki farklı karakter tipi ortaya konmakta; açıkça belirtilmemekle birlikte ifadenin genelinden kolayca anlaşıldığı üzere bunlardan ilki olan cömert ve özverili tip müslüman insanı, cimri ve bencil tip de inkârcıyı temsil etmektedir. “Güzel karşılık” diye çevirdiğimiz 6. âyetteki hüsnâ kelimesini müfessirler “iman, kelime-i tevhid, en güzel din olan İslâm, namaz, oruç ve zekât, ibadetlerin güzel karşılığı” gibi anlamlarla açıklamışlardır (bk. Şevkânî, V, 530; Elmalılı, VIII, 5876). Bize göre hüsnâ kelimesi bu bağlamda inanç, ibadet, muâmelât ve ahlâk ilkeleriyle İslâm inanç ve uygulamaları bütününü ifade eder. 7. âyette geçen ve Allah’ın cömert kulu için kolaylaştıracağı bildirilen rahatlık ve mutluluk yolunu ifade etmek üzere “en kolay” anlamına gelen yüsrâ kelimesi kullanılmıştır. Bu kelime “daha fazla iyilik yapma özelliği, erdemi” olarak da açıklanmıştır. Buna göre insan iyilik yapmaya çalıştıkça Allah da onda iyilik iradesini güçlendirir, iyilik yollarını kolaylaştırır ve sonunda cömertlik denilen güzel haslet onun kişiliğinin ayrılmaz bir özelliği haline gelir.
En güzeli (Kur’an’ı) doğrularsa,
5,6,7. Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Ve en güzel (daveti ve davayı ve İslam nizamına çağrıyı) doğrular (ve destek çıkıp tâbi olur) sa,
Ve en güzel sözü gerçeklediyse.
ve o en güzel kelimeyi yani kelimei tevhîdi tasdik eder ve doğrularsa veya cennetin varlığını doğrularsa veya İslâm dinini kabul ederse,
Kim en güzeli, Kelime-i Tevhid'i tasdik eder, Allah yolunda harcadığı malın bedelinin daha güzeliyle yerine geleceğine inanırsa, ona da ihsan edeceğiz.
Ve en güzel olanı doğrularsa,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
O en güzel kelimeyi, (Lâ ilahe İllAllah sözünü) tasdik ederse,
Ve en güzel olan Cenneti tasdik eden ise;
Güzelliği gerçeklemiş olana
Ve en doğru olanı tasdik ederse,
5,6,7. Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
5, 6, 7. Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız).
Ve iyiyi, güzeli doğrularsa,
Ve en güzel olanı doğrularsa,
Ve husnâyı tasdîk eylerse
o en güzeli de tasdıyk ederse,
5,6,7. Fakat kim (Allah yolunda) verir ve (günahlardan) sakınırsa, ve o en güzel olanı(1) tasdîk ederse, artık (biz) onu, en kolay olana (Cennete) muvaffak kılarız!
(1)Burada geçen “en güzel”den maksad, kelime-i tevhîd ********* olup, “Allah’dan başka ilâh yoktur” demektir. (Celâleyn Şerhi, c. 8, 338)
Ve en güzel olanı (Kur’an’ı) tasdik edip, doğrulayana,
5, 6. Veren ve sakınan, sözün en güzeli olan kelime-i şehadeti tasdik eden yok mu?
Ve en güzel olanı doğrularsa.
Ve verince Allah’ın kendisine daha iyilerini vereceğine inanır, ortaya koyduğu hayat tarzıyla, en güzel olan İslâm dinini onaylarsa,
İyilikler’i-Güzellikler’i tasdik ettiyse;
Ve en güzel din olan (İslâm’a)1 inanırsa,
1 Hüsna: Daha güzel veya en güzel manasına sıfat olduğu halde mevsufunun hazfiyle isim olarak kullanılmıştır. Aslında referans gösterilmediği sürece soyut anlamda bir güzellik ve çirkinlik yoktur ve bunlar izafi (göreceli) kavramlardır. Her inanca veya her felsefi düşünceye göre güzellik vardır ve bunlar başka başkadır. Müslümanlara göre gerçek olan güzellik, “Allah’ın güzel dediği şeylerdir” ve bu da İslâm Dini ve onun ortaya koyduğu hayat nizamıdır. Çünkü bunu Allah, diğerlerini ise, ne oldukları belli olmayan kullar söylemektedir. Bu sebeple tercüme, “en güzel din olan (İslâm’a)” şekilde yapılmıştır.
ve nihaî güzelliğin/iyiliğin gerçekliğine 3 inanırsa,
Ve en güzeli ile ödüllendirileceğine inanırsa. 3/195, 53, 53/35…41
üstelik en güzel olanı da tasdik ederse;[5764]
[5764] “En güzel”, tüm klasik tefsirlerde “tevhid kelimesi” olan lâ ilâhe illallah olarak yorumlanmıştır. Bizce “En güzel” (Husnâ) ile Allah da kastediliyor olabilir. Zira Kur’an husnâ kelimesini 4 yerde el-Esmau’l-Husnâ terkibi içerisinde Allah’a isnatla kullanır. İsimleri “en güzel” (husnâ) olanın kendisi de “en güzel”dir.
Öte yandan tasadduk, bir güzelin bir güzelliği En Güzel adına başka güzellerle paylaşmasıdır. Husn, maddî olarak kubhun, mânevî olarak sûun mukabilidir. Burada ikincisidir. Güzelliğin son noktasını ifade eder. Husn hem “a’yan” hem “ahdas” hakkında kullanılır. Hasene vasıf olursa bir öncekiyle aynıdır, isim olursa sadece ahdas hakkında kullanılır. Husnâ ise sadece ahdas hakkında kullanılır (Râğıb). Husn Kur’an’da maddî güzellik için değil, aklî, kalbî ve şer’î güzellikler için kullanılır (et-Tefsîru’l-Beyânî).
Ve en güzel olanı tasdik etti ise.
O en güzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) tasdik eden kimseyi.
Ve en güzel(söz)ü doğrularsa,
Bir de en güzel sözü tasdik ederse,
[*] Allah'ın son kitabını
Ve en güzel olanı1 doğrularsa,
5-7. pes ammā ol kim virdi ya'nį ebu bekir daħı ķorķdı daħı girçek duttı görklüyi ya'nį uçmaġı geñez eyleyevüz aña geñezi.
Daḫı girçekledi āḫiret evini.
Və ən gözəl sözü (la ilahə illallah kəlməsini) təsdiq etsə,
And believeth in goodness;
And (in all sincerity) testifies to the Best,-(6163)*
6163 The good are distinguished here by three signs: (1) large-hearted sacrifices for Allah and men: (2) fear of Allah, which shows itself in righteous conduct, for Taqwa (see n. 26 to
2:2) includes just action as well as a mental state: and (3) truth and sincerity in recognising and supporting all that is morally beautiful, for Husn is the good as well as the beautiful.