Harşe b. el-Hurr

Tâbiî, Hz. Ömer'in himayesinde yetişti

Haraşe b. el-Hurr

DoğumHijaz
Vefath. 74 · Medine
Nisbeel-Fezârî, el-Kûfî, el-Muhâribî, el-Cu'fî
Yaşadığı yerlerMedine, Kûfe
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Harşe b. el-Hurr, Hz. Peygamber devrine yetişmiş, fakat hadis âlimlerinin çoğunluğunca tâbiîlerin ikinci tabakasında sayılan bir râvidir. Nisbesi kaynaklarda el-Fezârî olarak geçer; el-Muhâribî ve el-Ezdî olduğu da söylenir. Küçük yaşta yetim kalmış ve Hz. Ömer'in himayesinde büyümüştür. Kız kardeşi Selâme bint el-Hurr'ün sahâbî olduğu bilinir; Ebû Dâvûd kendisinin de sahâbî olduğunu söylemişse de bu görüş yaygınlık kazanmamıştır. Zehebî onun Kûfe'ye yerleştiğini bildirir, bazı kaynaklar ise Hıms'ta yaşadığını kaydeder.

Hz. Ömer, Ebû Zer el-Gıfârî ve Abdullah b. Selâm'dan hadis nakletmiştir. Kendisinden Rib'î b. Hirâş, Ebû Zür'a el-Becelî, Müseyyeb b. Râfi' ve Süleymân b. Müshir rivayette bulunmuştur. Zehebî onun güvenilirliğinde ittifak bulunduğunu belirtir, İbn Hibbân da güvenilir râviler arasında zikreder. H. 74 / m. 693-694 yılında vefat etmiştir.

Ailesi

Babası
al-Hurr al-Fazari
Kardeşleri
Salama bint al-Hurr al-Fazariyya

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bize Kuteybe b. Said ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Kuteybe'nindir. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Süleyman b. Müshir'den, o da Haraşa b. Hur'dan naklen rivayet etti, (Şöyle demiş): Medine'nin mescidinde bir halkada oturuyordum. Halkada güzel kıyafetli bir ihtiyar vardı. Ki bu zat Abdullah b. Selâm'dı... Oradakilere güzel bir şey anlatmaya başladı. O kalktığı vakit cemâat: — Kim cennetliklerden bir zât görmek isterse şuna bakıversin! dediler. Ben (kendi kendime) : Vallahi bunun peşine takılacağım ve mutlaka evinin yerini öğreneceğim, dedim. Ve peşine düştüm. Yola koyuldu, hattâ az daha Medine'den çıkıyordu. Sonra evine girdi. Ben de yanına girmek için izin istedim. Bana izin verdi. Ve : — Hacetin nedir ey kardeşim oğlu? diye sordu. Kendisine : — Cemâati dinledim. Sen kalktığın vakit senin için kim cennetliklerden bir zât görmek isterse şuna bakıversin, dediler. Benim de seninle beraber olmak hoşuma gitti, dedim. Şunu söyledi: — Cennetlikleri Allah bilir. Ben sana bunu niçin söylediklerini anlatayım. Bir defa ben uyurken aniden bir adam gelerek bana: Halk! dedi, Ve elimden tuttu. Onunla beraber yürüdüm. Bir de ne göreyim, soluma düşen bir takım caddelerdeyim! O caddeyi tutmaya kalkıştım. Bana: Onu tutma! Çünkü o solcuların yollarıdır, dedi. Baktım sağ tarafımda dosdoğru bir takım caddeler var. Bana: Bu caddeyi tut! dedi. Ve beni bir dağa getirerek (buna): Çık! dedi. Ben çıkmak istedim mi kıçımın üzerine düşmeye başladım ve bunu defalarca yaptım. Sonra beni götürdü. Nihayet benimle bir direğe vardı ki, başı gökte, alt kısmı yerde idi. Tepesinde bir halka vardı. Bana: Bunun üzerine çık, dedi. — Ben buna nasıl çıkabilirim; onun başı göktedir, dedim. Bunun üzerine elimden tutarak beni attı. Bir de baktım halkada asılıyım. Sonra direğe vurdu. Direk yıkıldı. Ben sabaha kadar halkada asrlı kaldım. Hemen Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'e gelerek bu rü'yayı ona anlattım. Şöyle buyurdular : «Solunda gördüğün yollar, solcuların yollarıdır. Sağında gördüğün yollar ise, sağcıların yollandır. Dağ, şehidierin yeridir. Sen ona asla çıkamazsın. Direk ise, İslâm'ın direğidir. Kulpa gelince, o İslâm'ın kulpudur. Sen ölünceye kadar ona tutunmuş kalacaksın.»