| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 145. Ayet (2:145:30) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. | |||||
| 2 | Nisâ 53. Ayet (4:53:6) | فَاِذًا | فاذا | fe-iżen | öyle olsaydı | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler. | |||||
| 3 | Nisâ 67. Ayet (4:67:1) | وَاِذًا | واذا | ve iżen | ve o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükâfat verirdik. | |||||
| 4 | Nisâ 140. Ayet (4:140:24) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 5 | Mâide 106. Ayet (5:106:50) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 6 | Mâide 107. Ayet (5:107:24) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 7 | En'am 56. Ayet (6:56:17) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.” | |||||
| 8 | A'raf 90. Ayet (7:90:11) | اِذًا | اذا | iżen | إِذًا | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.” | |||||
| 9 | Yunus 106. Ayet (10:106:0) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 105,106. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.” | |||||
| 10 | Hûd 31. Ayet (11:31:29) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. | |||||
| 11 | Yusuf 14. Ayet (12:14:8) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. | |||||
| 12 | Yusuf 79. Ayet (12:79:12) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf, “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. | |||||
| 13 | Hicr 8. Ayet (15:8:8) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman da | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. | |||||
| 14 | İsrâ 42. Ayet (17:42:8) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı, o zaman o ilâhlar da Arş’ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.[316] | |||||
| 15 | İsrâ 73. Ayet (17:73:11) | وَاِذًا | واذا | ve iżen | işte o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. | |||||
| 16 | İsrâ 75. Ayet (17:75:1) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. | |||||
| 17 | İsrâ 76. Ayet (17:76:8) | وَاِذًا | واذا | ve iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı. | |||||
| 18 | İsrâ 100. Ayet (17:100:8) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.” | |||||
| 19 | Kehf 14. Ayet (18:14:18) | اِذًا | اذا | iżen | o zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. | |||||
| 20 | Kehf 20. Ayet (18:20:12) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.” | |||||
| 21 | Kehf 57. Ayet (18:57:29) | اِذًا | اذا | iżen | o halde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329] | |||||
| 22 | Mü'minûn 34. Ayet (23:34:6) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.” | |||||
| 23 | Mü'minûn 91. Ayet (23:91:11) | اِذًا | اذا | iżen | öyle olsaydı | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 24 | Şu'arâ 20. Ayet (26:20:3) | اِذًا | اذا | iżen | zaman | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.” | |||||
| 25 | Şu'arâ 42. Ayet (26:42:4) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. | |||||
| 26 | Ankebut 48. Ayet (29:48:11) | اِذًا | اذا | iżen | öyle olsaydı | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi. | |||||
| 27 | Ahzab 16. Ayet (33:16:11) | وَاِذًا | واذا | ve iżen | o zaman bile | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.” | |||||
| 28 | Yâsîn 24. Ayet (36:24:2) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.” | |||||
| 29 | Necm 22. Ayet (53:22:2) | اِذًا | اذا | iżen | o halde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. | |||||
| 30 | Kamer 24. Ayet (54:24:7) | اِذًا | اذا | iżen | o takdirde | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.” | |||||
| 31 | Nâzi'ât 12. Ayet (79:12:3) | اِذًا | اذا | iżen | öyle ise | إِذًا |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür” dediler. | |||||