| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 22. Ayet (2:22:22) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. | |||||
| 2 | Bakara 42. Ayet (2:42:7) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. | |||||
| 3 | Bakara 44. Ayet (2:44:6) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? | |||||
| 4 | Bakara 50. Ayet (2:50:9) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. | |||||
| 5 | Bakara 51. Ayet (2:51:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 6 | Bakara 55. Ayet (2:55:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. | |||||
| 7 | Bakara 83. Ayet (2:83:28) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 8 | Bakara 84. Ayet (2:84:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. | |||||
| 9 | Bakara 85. Ayet (2:85:2) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 10 | Bakara 92. Ayet (2:92:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. | |||||
| 11 | Bakara 132. Ayet (2:132:16) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | sizler | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. | |||||
| 12 | Bakara 140. Ayet (2:140:14) | ءَاَنْتُمْ | ءانتم | e-entum | siz mi | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 13 | Bakara 187. Ayet (2:187:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 14 | Bakara 187. Ayet (2:187:50) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.[51] Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.[52] Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. | |||||
| 15 | Bakara 188. Ayet (2:188:16) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. | |||||
| 16 | Bakara 216. Ayet (2:216:23) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz ise | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 17 | Bakara 232. Ayet (2:232:31) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 18 | Bakara 272. Ayet (2:272:26) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:2) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 66. Ayet (3:66:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 70. Ayet (3:70:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? | |||||
| 22 | Âl-i İmran 71. Ayet (3:71:10) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? | |||||
| 23 | Âl-i İmran 80. Ayet (3:80:12) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? | |||||
| 24 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:14) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 25 | Âl-i İmran 101. Ayet (3:101:3) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve üstelik size | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir. | |||||
| 26 | Âl-i İmran 102. Ayet (3:102:12) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. | |||||
| 27 | Âl-i İmran 119. Ayet (3:119:2) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. | |||||
| 28 | Âl-i İmran 123. Ayet (3:123:5) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. | |||||
| 29 | Âl-i İmran 143. Ayet (3:143:11) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz. | |||||
| 30 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:8) | اَنْتُمْ | انتم | entum | sizin | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 31 | Nisâ 43. Ayet (4:43:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 32 | Nisâ 109. Ayet (4:109:2) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak? | |||||
| 33 | Mâide 1. Ayet (5:1:18) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.[137] İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla[138], okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar[139], size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. | |||||
| 34 | Mâide 18. Ayet (5:18:13) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz de | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır. | |||||
| 35 | Mâide 88. Ayet (5:88:10) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 36 | Mâide 91. Ayet (5:91:19) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 37 | Mâide 95. Ayet (5:95:8) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 38 | Mâide 106. Ayet (5:106:22) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 39 | En'am 2. Ayet (6:2:13) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz hala | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. | |||||
| 40 | En'am 64. Ayet (6:64:9) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz yine | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz.” | |||||
| 41 | En'am 91. Ayet (6:91:35) | اَنْتُمْ | انتم | entum | ne sizin | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar. | |||||
| 42 | En'am 134. Ayet (6:134:6) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz size va’dedilen şeyler mutlaka gelecektir.[193] Siz bunun önüne geçemezsiniz. | |||||
| 43 | En'am 148. Ayet (6:148:35) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” | |||||
| 44 | A'raf 49. Ayet (7:49:14) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. | |||||
| 45 | A'raf 71. Ayet (7:71:13) | اَنْتُمْ | انتم | entum | sadece sizin | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 46 | A'raf 81. Ayet (7:81:9) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” | |||||
| 47 | A'raf 193. Ayet (7:193:0) | اَنْتُمْ | انتم | entum | sizin | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). | |||||
| 48 | Enfal 20. Ayet (8:20:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. | |||||
| 49 | Enfal 26. Ayet (8:26:0) | اَنْتُمْ | انتم | entum | siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.[247] Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. | |||||
| 50 | Enfal 27. Ayet (8:27:0) | وَاَنْتُمْ | وانتم | ve entum | ve siz | اَنْتُمْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. | |||||