| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 76. Ayet (2:76:11) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | bazısı- | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” | |||||
| 2 | Nisâ 21. Ayet (4:21:7) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | bazınıza | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız? | |||||
| 3 | Nisâ 34. Ayet (4:34:10) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür. | |||||
| 4 | En'am 112. Ayet (6:112:12) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerlerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 5 | En'am 165. Ayet (6:165:9) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 6 | Enfal 37. Ayet (8:37:0) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 7 | Ra'd 4. Ayet (13:4:19) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 8 | Nahl 71. Ayet (16:71:5) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | kiminiz | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? | |||||
| 9 | İsrâ 55. Ayet (17:55:12) | بَعْضٍ | بعض | ba’d(in) | kimi | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 10 | Kehf 99. Ayet (18:99:6) | بَعْضٍ | بعض | ba’d(in) | birbiri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. | |||||
| 11 | Sâffât 27. Ayet (37:27:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). | |||||
| 12 | Sâffât 50. Ayet (37:50:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken birbirlerine yönelip sorarlar. | |||||
| 13 | Sâd 22. Ayet (38:22:14) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | ötekinin | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. | |||||
| 14 | Sâd 24. Ayet (38:24:15) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğeri | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. | |||||
| 15 | Zuhruf 32. Ayet (43:32:15) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | ötekiler | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. | |||||
| 16 | Tûr 25. Ayet (52:25:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerine | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. | |||||
| 17 | Kalem 30. Ayet (68:30:4) | بَعْضٍ | بعض | ba’din | diğerini | ب ع ض |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar. | |||||