| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 125. Ayet (2:125:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz kıldık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 2 | Bakara 143. Ayet (2:143:14) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alne | ve yap(ma)dık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[36] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.[37] | |||||
| 3 | Nisâ 33. Ayet (4:33:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | kıldık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir. | |||||
| 4 | Nisâ 91. Ayet (4:91:27) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | verdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. | |||||
| 5 | Mâide 48. Ayet (5:48:26) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | belirledik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. | |||||
| 6 | En'am 112. Ayet (6:112:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. | |||||
| 7 | En'am 123. Ayet (6:123:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar. | |||||
| 8 | A'raf 27. Ayet (7:27:26) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. | |||||
| 9 | Hûd 82. Ayet (11:82:4) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | çevirdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. | |||||
| 10 | Hicr 16. Ayet (15:16:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. | |||||
| 11 | İsrâ 18. Ayet (17:18:13) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | (yerini) yaparız | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. | |||||
| 12 | İsrâ 33. Ayet (17:33:13) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | vermişizdir | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. | |||||
| 13 | İsrâ 45. Ayet (17:45:4) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | çekeriz | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. | |||||
| 14 | İsrâ 60. Ayet (17:60:9) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz yapmadık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320] | |||||
| 15 | Kehf 7. Ayet (18:7:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yarattık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. | |||||
| 16 | Kehf 32. Ayet (18:32:5) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | vermiştik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. | |||||
| 17 | Kehf 57. Ayet (18:57:14) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | koyduk | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329] | |||||
| 18 | Meryem 49. Ayet (19:49:13) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. | |||||
| 19 | Enbiyâ 34. Ayet (21:34:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | vermedik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar? | |||||
| 20 | Enbiyâ 72. Ayet (21:72:7) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yaptık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. | |||||
| 21 | Hacc 34. Ayet (22:34:3) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz koyduk | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele! | |||||
| 22 | Hacc 67. Ayet (22:67:3) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | belirledik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. | |||||
| 23 | Furkan 31. Ayet (25:31:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | biz var ettik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. | |||||
| 24 | Furkan 45. Ayet (25:45:13) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | kıldık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. | |||||
| 25 | Neml 86. Ayet (27:86:4) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yarattık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. | |||||
| 26 | Ankebut 67. Ayet (29:67:4) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | (Mekke'yi) kıldık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? | |||||
| 27 | Yâsîn 8. Ayet (36:8:2) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | geçirdik | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. | |||||
| 28 | Müddessir 31. Ayet (74:31:8) | جَعَلْنَا | جعلنا | ce’alnâ | yapmadık | ج ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkâr edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, “Allah, örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi” desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır. | |||||